Kayseri’den dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i ziyarete gideceğiz.
Koruma Müdürü Şükrü Çukurluoğlu bizim için randevu almış.
Saat 17.00’da Çankaya Köşkü’ne çıkacağız.
Ankara’ya gitmişken Kültür Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Talim ve Terbiye Kurulu’nda kitaplarım için girişimler yapmak istiyordum.
Hafta başında orada bulunabilmek için iki gün izin almam gerekiyor.
Öğleden sonra İlçe Milli Eğitim müdürlüğüne gittim.
Müdürün yerine Yüksel Poyraz bakıyordu. Dilekçeyi uzatarak durumu anlattım, izin için mazeret yazmamıştım.
Yüksel Bey, kaymakamın her mazerete izin vermediğini söyleyerek dilekçeme kendisi şöyle bir mazeret uydurup yazdı : “Yayımlanan kitabım dolayısıyla, Kültür Bakanlığı’ndan gelen çağrı”
Kaymakam Nadi Kılınçarslan, dilekçemdeki mazereti görünce yüzüme baktı ve:
— Senin kitabın mı var?
— Evet efendim. İki tane kitabım yayımlandı.
— Nedir bu kitaplar?
Kitapların adlarını ve içeriklerini söyleyince çok merak etti ve Nasrettin Hoca’nın fıkralarından birisini dinlemek istediğini söyledi. “Kazan Öldü” şiirini okuyunca:
— Hoca bunlar çok güzel şeyler. İsmail Türüt gibi bir sanatçının eline düşerse, “Üfürdüm Oni Uçtu” gibi güzel şarkı olurlar.”
Dilekçeyi imzalayarak verirken, kitap istedi. Dönüşte kendilerine kitaplarımı takdim edeceğimi söyledim.
25/03/2000 Cumartesi
Sabahleyin saat sekizde Cumhuriyet Meydanı’nda toplandık. Büyük Şehir Belediyesi’nin tahsis ettiği otobüse dolduk. Yolculuğumuz, sazlı sözlü Ankara’ya kadar devam etti. Yanımızda Erciyes televizyonunun bir kameramanı da vardı.
Ankara’da TBMM’sine yöneldik. Meclisin kapalı olduğunu bilmiyorduk. Organizemiz Cumhurbaşkanlığı ziyareti hariç hiç planlı değilmiş. Oysa Kayseri’den çıkarken meclis dahil bakanlıkların adı da geçiyordu…
Saat on dörtte Anıtkabre yöneldik. Atatürk’ün eşyalarının sergilendiği müzeyi gezdik. Mozoleye çelenk koyduk.
Saat on yedi de önce Çankaya Köşkü’nün 5. kapısından içeriye girdik. Cumhurbaşkanı’nın her dakikası doluydu. Önceki heyetlerin çıkmasıyla bizi içeri aldılar. Cumhurbaşkanı, bizi kapıda karşılayıp, o babacan tavrıyla hepimizin elini sıktı. Her birimiz kitaplarımızdan hediye ettik. Anasam Genel Başkanı Sabit İnce, Anadolu’dan çıkan sanatçıların kimsesiz olduğunu ve devletin sahip çıkması yolunda kısa bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı, elinden geldiği kadar yardımcı olacağını vaat etti. Ulusal basın da hazırmış. Erciyes Televizyonu kameramanı da kayıt yaptı.
Ziyaretin anısına köşkün önünde bir hatıra fotoğrafı çekildi. Şükrü Çukurluoğlu fotoğraflardan hepimizin sayısına göre Kayseri’ye yollayacaktı.
Cumartesi böyle geçti, heyet geldiği gibiKayseri’ye dönerken, ben Ankara’da kaldım..
27/03/2000 Pazartesi
Milli Eğitim Bakanlığı’na gittim. Müsteşar Yardımcısı Ahmet Erdoğan ile görüştüm. Bu zatın ismini Kayseri İl Kültür Müdürü Şükrü Efe vermişti. Şükrü Efe. Aynı zamanda Ahmet Erdoğan’ın kayınbiraderiydi. Kendisine Şükrü Efe’nin selâm ve saygılarını ileterek, kitaplarımdan iki tane imzaladım. İlköğretim Genel Müdürü ile görüşüp, ona da kitaplarımdan vermemin yararlı olacağını söyledi. Bu arada bir ziyaretçi daha vardı. Aralarındaki konuşmada “Esat Bey” ismi geçti. Bu bana Öğretmen Okulu Müdürüm Esat Sağcan’ı hatırlattı. Yaygın Eğitim Genel Müdürü olduğunu duymuştum. Çıkışta Beşevler’in yolunu tuttum.
Genel Müdürlüğün sekreterine gittim. Kapıda Esat Sağcan’ın ismini gördüm. Beni hatırlaması biraz zordu. Aradan yirmi beş yıl geçmişti. Ama “GÖKÇEADA ve KAYSERİLİ AHMET KARAASLAN” deyince hatırlayacağından emindim.
Düşündüğüm gibi de oldu. Aynı ifadeyi söyleyince, “Gel seni bir kucaklayayım” diyerek sarıldı. Çalışmalarımı anlattım, çok sevindi. “Benden bir isteğin var mı?” diye sordu.Yani, bir yere atanma ya da idarecilik isteyip istemediğimi öğrenmek istiyordu.
Oradan ayrılıp Kültür Bakanlığı’na gittim. Bakanlığın birkaç yerde Genel Müdürlüğü vardır.
Hagem Genel Müdürlüğü’nün bulunduğu binaya girdim. Kayseri’den Ali Aydın’ın selâmını Hagem Genel Müdürü Seyhan Livaneli’ye ilettim. İki kitap da ona imzaladım. Bakanlığa kitaplarımın kendilerince basılmasına başvuruda bulunmuştum. Sonucunu sordum, henüz komisyona girmemişti. Fakat böyle bir kadrodan çok ümitli değildim.
Sadece vaad edip ümit veriyorlar, sonuca ulaştırmıyorlardı. Keşke Esat Sağcan’dan böyle bir talebim olsaydı diye hayıflandım.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
GENÇLER NEDEN STK’LARA MESAFELİ?
KADİR DAYIOĞLU
BİRAZ DA ŞİİR
AHMET KARAASLAN
ANASAM OLARAK 9. CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN SÜLEYMAN DEMİREL’İ ZİYARET ANISI
Ali Rıza Navruz
EDEBİYAT HARCI/2003
Ali İhsan Öztürk
UNUTMAYIN!
Mustafa Cengiz
ANTALYA SEFERİ VE KAYSERİ TAKIMLARININ ZİRVE SEVDASI
M. Kemal Atik
HAKİKATİN YOLUNDA
Mehmet Arpa
Hayatınızı Kurtaracak 6 Sözsüz Kural
Nilgun Batıyeli
Biyolojik Zekâ – Yapay Zekâ Savaşı
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
AZERBAYCAN’DA BAŞÖRTÜSÜ HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME