HİZAN İLÇESİ’NDEN AYRILIŞ ANISI
1978 yılı Kasım ayı Bitlis Hizan Merkez İlkokulu öğretmeniydim. Çoğu ülkücü öğretmenler, sol baskı yüzünden tayin yaptırarak gittiler. Okuldaki yerli İsmail Yıldırım ile sürekli çatışma halindeyiz, beni bir türlü yıldıramadı. Babasıyla birlikte bir plân hazırlamışlardı, Askerlik şubesinde katip olan İsmail’in babasından bana bir haber getirildi: “Bünyan Askerlik Şubesi seni arıyormuş.” Konuyu daha detaylı anlamak için askerlik şubesine gittim. İsmail öğretmenin babası Ramazan Bey, ile görüşmemde bana “eğer buradan tayin yaptırır gidersen, nereye gittiğini saklarım” Dedi.
Ben:
— Ben askerlikten kaçmam, devletime hizmet etmekten şeref ve gurur duyarım. Hem öyle bir yola başvursam bile milli eğitim kanalıyla nerede olduğumu zaten bulacaklar. Üstelik cezalı duruma düşeceğim. Gider şerefle askerliğimi yapar gelirim, dedim.
Bitlis’e gittim, İl Milli Eğitim Müdürü Manisalı Ekrem Bayram Bey, sağ görüşlü biriydi. Kendisiyle rahatça görüşebiliyor, ayrıca halk Eğitimi Başkanı Erdem Şavlı, kız kardeşi İlközlüğe bakan müdür yardımcılarıydı, iki kardeş de bana çok yardımcı oluyorlardı.
Askere gidince eşim ile bir buçuk yaşındaki oğlum Alparslan’ın Hizan’da kalması doğru olmazdı, İl milli eğitim müdürü ile görüşmemde, eşimin tayinini Bitlis İli içindeki Kazımpaşa İlkokulu’na yaptırdım. 01/12/1977 günü Hizan’dan ayrılarak evi Bitlis’e taşıyarak eşimi anasının evine yerleştirdim. Milli eğitim müdürlüğü’ne bir dilekçe vererek askerlik için müracaat ettim.
Kayseri gelerek Bünyan Askerlik Şubesi’ne gittim, şube başkanı bir hava yarbayıydı ona “beni arıyormuşsunuz, benim adresim bellidir, Hizan Merkez İlkolu’nda öğretmen olarak görev yapıyorum. Yerim adresim belliyken neden aranıyorum? Hizan askerlik şubesi başkatibi arandığımı söyledi.
Yarbay, aranmamın yalan olduğunu söyledikten sonra:
— İstersen seni hemen şimdi Mamak’a göndereyim, istersen dört ay bekle. Sizin öğretmen olarak askerlik yapmanız konusunda bir çalışma yapılıyor. Beni dinlersen kaç, dedi.
İsmail ve babasının planları tutmamış, ama amaçları hasıl olmuştu.
Bitlis’e döndüğümde Ülkü-Yolu Derneği başkanı ülküdaşım öğretmen Cesim Çelebi ile görüştüğümde görev yaptığı Narlı Dere köyü’nde öğretmene ihtiyaç olduğunu, köyün özelliklerini anlattı; “Bitlis köyleri içinde çok iyi olanıdır” dedi.
05/12/1977 tarihinde İl Milli Eğitiğim Müdürlüğüne giderek bir dilekçe ile Narlı Dere Köyü İlkokulu’na tayinimin yapılması için bir dilekçe daha verdim. Askere gitmem için vediğim dilekçe ile bugünün arasında yirmi üç geçmişti, aynı gün atamam yapıldı.
Narlıdere Köyü, Bitlis ile Siirt anayolu üzerinde, Bitlis’e otuz beş km uzaklıkta bir köydü. Bitlis İli’nde gerçekten nar yetişen bir yer olabilir miydi? Ülküdaşım Cesim, böyle bir yerde çalışıyor nar yetiştiğini söylüyordu.
Onun tavsiyelerine uyarak Narlıdere Köyü İlkokulu’na tayin istemeye karar verdim.
DEVAM EDECEK…
Mustafa Cengiz
FUTBOLA MHK, HAKEM VE VAR’IN ETTİKLERİ…
AHMET KARAASLAN
HİZAN İLÇESİNDEN AYRILIŞ-1
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
KAYSERİ 2'NCİ HAVA BAKIM FABRİKASI’NIN BAŞARISI
KADİR DAYIOĞLU
HÜZÜNLÜ YlLLAR
Mustafa Göçer
AĞAÇLAR BİR KERE YANIYOR:
Ali Rıza Navruz
GÖZLERIN-1
Mehmet Arpa
Sevilmek mi, Saygı Görmek mi? Türkiye'de Sınır Koymanın Sosyolojisi
Mustafa Acar
GENÇLİK
Ali İhsan Öztürk
BEN DEĞİL, BİZ
Faruk Ergan
SORUMLULUK MAKAMI