TOPRAK ANA VE MEVSİMLER
(Lafontein Masallarından şiirlerimden)
Toprak ana yalnızmış,
önce birazcık sızmış.
Gök Kralı’na gitmiş,
Onunla sohbet etmiş.
Demiş ki Gök Kralı:
Ana, bağrım yaralı!
Birbiriyle geçimsiz,
Dört çocuk var bilseniz…
Demiş ki toprak ana:
— Onları yolla bana.
Ben de yalnız biriyim,
Gelsinler bir göreyim.
Toprak ana dönünce,
En küçük gelmiş önce.
Pembe, tombul yanaklı
Kepçe gibi kulaklı,
Saçı biraz aklaşmış.
Ta beline yaklaşmış.
Demiş toprak anaya:
— Bir bakayım çantaya.
Birçok hediyeler var.
Şu tomurcuklu dallar.
Gül, çiçek demetleri
Şu bahçe aletleri
Bir de kuş seslerim var…
Benim ismim de BAHAR.
Çok geçmeden aradan,
Biri girmiş kapıdan.
Topaç gibi bir çocuk
Gözleri boncuk boncuk…
Kırmızı yanaklıymış,
Gül gibi dudaklıymış.
Güzel mi güzel imiş,
Bunun adı “YAZ” imiş.
Demiş ki kardeşine:
— Çekil, git sen işine.
Çiçeklerin solmuştur,
Dallar meyve dolmuştur.
Şeftali, çilek, kiraz…
İnsanlar yesin biraz.
Toprak ana al bunu,
İnsanlara sun onu…
Biri girmiş içeri
Sapsarıymış her yeri..
Dönüp toprak anaya,
Başlamış anlatmaya:
— Sonbahar benim adım,
Sarartmaktır muradım.
Toprak ana kov şunu,
Ben sevmiyorum onu…
Sonra kuşları kovmuş,
Yaprakları kavurmuş.
Çiçekleri soldurmuş,
Çimenleri öldürmüş.
Meyveleri toplatmış,
Yürekleri hoplatmış!..
Bir çocuk gelmiş beyaz,
Buz kesmiş, her yer ayaz.
Tüm meyveler kaçmışlar,
Pamuklar uçuşmuşlar.
Bembeyaz olmuş her yer
Yeryüzü kaplanmış kar.
Sertçe bir poyraz esmiş,
O an her yer buz kesmiş:
— Benim adım kıştır kış!
Hiç dinlemem yakarış.
Üçünüz de gidiniz,
Burayı terk ediniz!..
Mevsimler atışmışlar,
Bir süre çatışmışlar.
Üzülmüş toprak ana
Ağlamış yana yana.
Sonra demiş: — Yaklaşın,
Aranızda anlaşın.
Ya da evimden gidin,
Buraları terk edin...
Nasıl kardeşsiniz siz?
Bu ne böyle geçimsiz!
Nazınızı çekemem,
Kavga falan istemem…
Mevsimler tartışmışlar,
Sonunda yatışmışlar
Demişler ki anaya:
— Biz vardık anlaşmaya
Nöbetle geleceğiz...
Üçer ay kalacağız
İşte o günden beri,
Üç ay gelip her biri,
Misafir olurlarmış,
Sırayla kalırlarmış.
Ahmet Karaaslan
Talas/KAYSERİ