Mayıs ayında okullar kapandıktan sonra köyüme giderek, atamamı beklerken koyun yaydım, ve tarla işlerinde babama yardım ettim.
Atama uzadıkça günler geçmiyor, para yönünden de sıkıntıya düşüyordum.
Gerçi köyde paraya çok da ihtiyacım yoktu, ne kahve, ne de sigara alışkanlığım vardı. Yine de genç birinin parasız kalması doğru değildi.
Ağabeyilerim yanında yağlıboya işi yapmak için Ankara’ya gittim.
Köylüm “Canavar” lakaplı Süleyman bir şirkette çalışıyordu.
Bu şirket, İzmir’deki Çiğli İplik Fabrikası’nın boya işlerini almıştı. Bu işte günlük yüz yirmi beş liradan çalışmak üzere İzmir’e gittim.
Yemek kendimize, yatacak yer de şirkete ait, Konak’ta bir otele yerleştik.
Sabahları dolmuş ile işe gidiyor, fabrikanın pamuk yıkanacak havuzlarını boyayarak akşam dönüyorduk.
Çalıştığımız malzeme çok zehirliydi.
Ölçü ile karıştırıp, yarım saat içinde kullanmamız gerekiyor, bu süreyi aşınca, malzeme taş gibi olup araçlar da kulanılamıyordu.
Bu malzeme, ateşe ve suya karşı dayanıklıydı.
Kapalı yerde çalıştığımız için zehirlenme tehlikesine karşı sık sık temiz hava almak, süt, ayran, su içmek gerekiyordu.
Havalar çok sıcaktı, Ben böyle boğucu bir havaya alışık değildim.
Bacağımda bir kilot, üstümde de sadece atlet alarak yatıyordum.
Buna rağmen yine de sırılsıklam terliyor, su ise içilecek gibi değildi...
Otelin çevresini sarhoşlar mekan tutmuşlar, gece boyu onların çıkardıkları gürültü de cabasıydı.
Bir sarhoş, içip içip elindeki içki şisesini sallayarak “bulaşıkta Ecevit, çamaşırda Ecevit bembeyaz yapar…” gece boyu tuhaf bir şekilde bu nakaratı sızana kadar tekrarlayıp duruyordu.
On beş gün geçmişti, işe giderken dolmuşun radyosundan “öğretmen atamaları” haberini işittim.
O akşam, hesabımı keserek Ankara’ya döndüm. Milli Eğitim Bakanlığı’na uğrayıp tayinimin Bitlis’e çıktığını öğrendim.
Bakanlıkta yerinden hoşnut olmayanlar ellerinde tutukları yazılı kağıtla nereyle becayiş yapmak istediklerini belirten birilerini arıyorlardı.
Bir ara ben de Mardin ile becayiş yapmayı düşündüm.
“Mardin kapı şen olur/Le ley le ley...”
Türküsünü çok seviyor, bu türküyü o yörenin sanıyordum.
Daha sonra Diyarbakır yöresine ait olduğunu öğrenecektim.
Hep Orta Anadolu ve batıyı aklından geçiriyor, Doğu Anadolu ile Güney Doğu Anadolu’yu hiç düşünmüyordum.
Bitlis İli nereden çıkmıştı?