İNSAN VE MUTLAK VARLIK

M. Kemal Atik

28-09-2026 13:13

Tasavvufî düşüncede insan ile Mutlak Varlık arasındaki ilişki, yalnızca dışarıdan bakılan bir ilişki değildir.

İnsan, varlığının anlamını ararken aynı zamanda kendi içindeki derinliği de keşfetmeye çalışır.

Meşhur mutasavvıf Abdurrahman Câmî'nin (ö. 1492) düşüncesinde de insan ile Allah arasındaki yakınlık fikri önemli bir yer tutar.

Ona atfedilen, “Biz ve Sen ayrı değiliz birbirimizden; ama bizim Sana ihtiyacımız var, Senin ise bize ihtiyacın yok.” ifadesi, insanın Mutlak Varlık karşısındaki konumunu anlatan güçlü bir tasavvufî düşünce olarak okunabilir.

Buradaki birlik düşüncesini, insan ile Allah'ın özdeş olduğu şeklinde anlamak yerine, insanın varlığının bütünüyle Mutlak Varlığa bağlı olduğu şeklinde değerlendirmek daha isabetlidir.

İnsan muhtaçtır; Mutlak Varlık ise ihtiyaçtan münezzehtir.

Tasavvufun temel meselelerinden biri de insanın bu bağımlılığını fark ederek benlik iddiasından uzaklaşmasıdır.

“BİZ ALLAH'A AİTİZ VE O'NA DÖNECEĞİZ”

Kur'an'da, “Şüphesiz biz Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz” anlamındaki ifade, insanın başlangıcı ve sonu üzerine önemli bir düşünce alanı açar.

Buradaki “dönüş” düşüncesi yalnızca ölümden sonraki hayatla ilgili bir hüküm olarak değil, insanın hayatı boyunca sürdürdüğü anlam arayışı açısından da düşünülebilir.

İnsan, nereden geldiğini ve nereye yöneldiğini sorguladıkça kendi varlığının sınırlarını aşmaya çalışır.

Tasavvufî bakış açısından bu yöneliş, insanın nefsinden arınması, benlik duvarlarını aşması ve sevgi, merhamet, adalet, tevazu gibi değerleri hayatının merkezine yerleştirmesiyle anlam kazanır.

Böyle bakıldığında hakikate ulaşmak, yalnızca bir bilgiye sahip olmak değildir.

Hakikatin insanda bir dönüşüm meydana getirmesidir.

İnsan hakikati bildiğini söylüyor, fakat öfkesini, kibrini, hırsını, bencilliğini ve korkularını aşamıyorsa, sahip olduğu bilgi henüz kendi varlığına nüfuz etmiş değildir.

Hakikat, yalnızca zihinde taşınan bir düşünce olmaktan çıkıp davranışlara ve yaşam biçimine dönüştüğünde anlam kazanır.

KENDİMİZİ AŞMAK

Belki de insanın en büyük engeli, dış dünyadan çok kendi benliğidir.

İnsan çoğu zaman hakikatin önündeki engeli dışarıda arar.

Oysa hakikati gölgeleyen şey bazen kendi korkuları, tutkuları, ön kabulleri ve değişmez sandığı düşünceleridir. Kendini aşmak, kendini yok etmek anlamına gelmez.

Aksine insanın kendi sınırlılıklarının farkına varması ve kendisini yalnızca kişisel çıkarları, korkuları ve arzularıyla tanımlamaktan vazgeçmesidir.

Bu anlamda insanın gerçek yolculuğu dışarıdan içeriye doğru gerçekleşir.

Önce dünyayı tanımaya çalışırız. Sonra kendimizi tanımamız gerektiğini fark ederiz.

Kendimizi tanıdıkça zihnimizdeki sınırları görürüz.

Sınırlarımızı gördükçe onları aşma ihtiyacını hissederiz.

Böylece insan, kendi benliğinin merkezinden daha geniş bir varlık anlayışına doğru yönelir.

Belki de hakikat arayışının en önemli aşaması tam burada başlar: İnsan, hakikati bulmak için önce kendisine dönmeli; sonra kendisini aşmalıdır.

Çünkü insanın kendisini aşması, dünyadan kaçması değil; dünyaya, diğer insanlara ve bütün varlığa daha geniş bir bilinçle bakabilmesidir.

Hakikatin peşinde yürüyen insan sonunda şu soruyla karşılaşır: Ben hakikati gerçekten arıyor muyum, yoksa yalnızca zaten inandığım şeyleri hakikat olarak doğrulamaya mı çalışıyorum? Bu soru, insanın kendisiyle yüzleşmesinin başlangıcıdır.

Hakikat belki de yalnızca ulaşılacak bir sonuç değil, insanın hayatı boyunca sürdürdüğü bir arayıştır.

Bu arayışta insanın görevi, kendisini mutlak hakikatin sahibi ilan etmek değil; kendi sınırlılığını bilerek öğrenmeye, anlamaya ve dönüşmeye devam etmektir.

Ölüm de bu açıdan hayatın karşıtı olmaktan çok, insanın varoluşunu yeniden düşünmesine vesile olan bir sınırdır.

İnsan faniliğinin farkına vardıkça, sonsuzluk fikrini ve kendi varlığının anlamını daha derinden sorgular.

Sonuçta hakikat arayışı, insanın dış dünyadan kaçıp yalnızca kendi içine kapanması değildir.

Tam tersine, insanın kendi iç dünyasını tanıdıktan sonra bütün varlığa daha derin bir anlayışla bakabilmesidir.

Belki de “Biz ve Sen ayrı değiliz birbirimizden” sözü, bu uzun arayışın özünü anlatmaktadır: İnsan ile yaratılış arasındaki bağı fark etmek, kendisini varlığın merkezine koymaktan vazgeçmek ve hayatın bütünlüğü içinde kendi yerini anlamaya çalışmak.

Hakikati bulmak, belki de onu ele geçirmek değil; hakikatin karşısında kendi benliğimizi aşmayı öğrenmektir.

DİĞER YAZILARI TASAVVUF VE İNSANÎ DEĞERLER 01-01-1970 03:00 İNSANIN YÜCELİŞİ VE KÖTÜLÜĞÜN ÇOCUKLARI 01-01-1970 03:00 İRADESİNİ KAYBEDEN DEVLET MİLLETİNE OLAN GÜVENİ KAYBEDER 01-01-1970 03:00 İRADESİNİ KAYBEDEN İNSAN, KENDİSİNİ KAYBEDER 01-01-1970 03:00 DAHA ÇOK BİLGİYE, DAHA ÇOK AHLAKA VE HER ŞEYDEN DAHA ÇOK GÜVENE İHTİYACIMIZ VAR 01-01-1970 03:00 GÜVERCİNLER, BİR ŞEHRİN MANEVİ SİMGESİDİR-2 01-01-1970 03:00 GÜVERCİNLER, BİR ŞEHRİN MANEVİ SİMGESİDİR-1 01-01-1970 03:00 CUMHURİYET MEYDANI’NDA İNSAN DENEN MEÇHUL – 6 01-01-1970 03:00 CUMHURİYET MEYDANI’NDA İNSAN DENEN MEÇHUL – 5 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet Meydanı'nda İnsan Denen Meçhul-4 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet Meydanı'nda İnsan Denen Meçhul -3 01-01-1970 03:00 AİLE BAĞLARIMIZI KOPARAN ŞER DUYGULAR 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet Meydanı'nda İnsan Denen Meçhul -2 01-01-1970 03:00 Geçmiş İle Bugünün Yan Yana Yürüdüğü Meydan: Cumhuriyet Meydanı 01-01-1970 03:00 Hayat Irmağımız Neredeyse Yok Olup Gidiyor 01-01-1970 03:00 Ne Kadar Dünyalıyız ve Ne Kadar Ukbalı? 01-01-1970 03:00 Düşünce ve Eylem Kıskacında Erdemli İnsan 01-01-1970 03:00 Tasavvuf Terminolojisinde  VECD  01-01-1970 03:00 BİR HÜZNÜN ARDINDAN 01-01-1970 03:00 AİLE BAĞLARIMIZI KOPARAN ŞER DUYGULAR 01-01-1970 03:00 EMPERYALİSTLERİN SERMAYESİ 01-01-1970 03:00 RAMAZAN AYINDA RUHEN VE BEDENEN ARlNMAK 01-01-1970 03:00 İRAN MEHDİYİ BEKLİYOR 01-01-1970 03:00 BAYRAĞIMIZ... 01-01-1970 03:00 KUR'ANlN MÜSLÜMANLARA ÇAĞRISI 01-01-1970 03:00 SEYRANİ'Yİ FARKLI OKUMAK 01-01-1970 03:00 Milletin temsilcileri, kör ve azgın öfkeleri 01-01-1970 03:00 ZENGİNLEŞTİKÇE AHLAKİ DEĞERLERİMİZDEN UZAKLAŞIYORUZ 01-01-1970 03:00 KADİR ÖZDAMARLAR 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMAN TOPLUM DİYEBİLİR MİYİZ? 01-01-1970 03:00 İyi insanların dürüstlüğe verdiği değer 01-01-1970 03:00 MUHARREM AYINl İDRAK EDİYORUZ 01-01-1970 03:00 AŞKA YÜKSELMEK 01-01-1970 03:00 İBADET, HAK VARLIĞINDA YOK OLMAKTIR 01-01-1970 03:00 NEVRUZ MUHABBET SOFRASININ AÇILDIĞI GÜNDÜR 01-01-1970 03:00 İLAHİ GÜÇTEN PAYIN ALINDIĞI AYDIR RAMAZAN 01-01-1970 03:00 LİYAKAT 01-01-1970 03:00 İNSANLARI BEYAZ KEFENE SARARAK AKLAYAMAZSINlZ! 01-01-1970 03:00 Aile, Hayatın Başlangıcıdır  01-01-1970 03:00 Dinin Özü  01-01-1970 03:00 Cinsel bir yaşamın ihtirasından Arınamayanlar Mutlak iyiliğe Ulaşamazlar  01-01-1970 03:00 Sevgili Peygamberim 01-01-1970 03:00 Kaygı Çağında Yaşıyoruz 01-01-1970 03:00 DOĞRULUK VE DÜRÜSTLÜK 01-01-1970 03:00 ÖFKE DOLU MİLLET VEKİLLERİ 01-01-1970 03:00 Emperyalist Güçler Sermayelerini Gözyaşı ve Kan Üzerine Kurmuşlardır.  01-01-1970 03:00 Küresel Isınmada Korkutucu Sonuçlar       01-01-1970 03:00 Cinsel Tahrik Ve Baştan Çıkarma Görünümü  01-01-1970 03:00 Kazakistan Anıları 01-01-1970 03:00 "Mavi gözlü Mavi Türk" Prof. Dr. Rahmangul Berdibayev 01-01-1970 03:00 Rshmsngul Berdibayev 01-01-1970 03:00 Bir Arifin İlhamı Bir Âlimin Mantığı Kadar Değerlidir 01-01-1970 03:00 TÜRKİSTAN ANlLARl 01-01-1970 03:00