SANA VERECEK TESELLİM YOK BENİM

M. Kemal Atik

19-10-2026 15:41

Değerli Okurlarım!

Bugün sizlere mütevazı, yumuşak huylu, sükûnetini koruyabilen, güçlükler karşısında direnç gösteren, bağımlılıklarına boyun eğmeyen ve soylu bir ahlakın temsilcisi olan gönül ehli bir insandan söz etmek istiyorum.

Geçtiğimiz günlerde ikindi namazını Cami-i Kebir’de kılmak istedim.

Farz namazı için saf tuttuğumuz sırada sağ yanımda duran zatın ibadet bilinci dikkatimi çekti.

Sağlam yapılı, yüzü nurlu, beyaz sakallı ve temiz giyimli bir insandı. Duruşunda, hâlinde ve sükûnetinde beni derinden etkileyen bir şeyler vardı.

Namazdan sonra kendisiyle tanışmak istediğimi söyledim.

Memnuniyetle kabul etti.

Neşeyle hüznü bir arada taşıyan, oldukça sıcakkanlı, tasavvufî bir simayı andıran bu insanla sohbet etmeye başladık.

Kendisine ilk sorum şu oldu:

“Vicdan, ahlak, inanç, gençlik ve insanlığın geleceği üzerine bir muhasebe yapar mısınız?” Dizlerinin üzerine çöktü, ellerini dua eder gibi birleştirdi ve söze başladı: “İnsanın ruhunu besleyen şeylerden biri, diğer insanlarla bir şeyler paylaşması, hayatı birlikte yaşaması, gezip görmesi ve gönül alışverişinde bulunmasıdır. Öncelikle bana bu imkânı verdiğiniz için teşekkür ederim. Ancak başkalarının hâlinden söz etmeden önce, müsaade ederseniz kendi nefsimle yaptığım mücadeleyi anlatmak isterim.” Hiç tereddüt etmeden, “Şerefle dinlerim,” dedim. Anlattıklarını dikkatle dinlemeye ve not almaya başladım:

“Bir zamanlar binlerce ümidim, hayalim ve beklentim vardı. Fakat ruhum zaman zaman baskılara maruz kalıyor, iç dünyamda fırtınalar kopuyordu. Çok hata yaptım. Nefsim beni istediği yöne sürüklüyor, kötü arkadaşlarla düşüp kalkıyordum. Namazın, niyazın ve manevi sorumlulukların anlamını yeterince bilmiyordum. Hayatın gerçek değerini kavrayamamıştım.

Ruhumdaki ahenk bozulmuş, içimdeki huzur kaybolmuştu. İnsanlar arasında hüzünlü, giderek daha mutsuz birine dönüşüyordum. Yüreğim endişelerle doluydu. İsyankâr duyguların ve iç sıkıntıların içinde sıkışıp kalmıştım.

Kendimle sürekli mücadele hâlinde olduğum için başkalarının lüks ve gösterişli hayatları bende öfke uyandırıyordu. Bir düşünceden diğerine savruluyor, kendi içimde bir türlü huzuru bulamıyordum.

Nihayet bir gün hayatımı değiştiren bir insanla tanıştım. Bana şöyle dedi:

‘Herkesin gözü dışarıda; sen gözünü içine çevir. Kendi iç dünyanda dolaş. İşin gücün kendin olsun. Kendini seyret, kendini yokla, kendini tanı. Çünkü insanın en büyük mücadelesi, kendi nefsini tanıması ve onunla yüzleşmesidir.’

İşte o günden sonra kendime yönelmeye başladım. Başkalarının kusurlarını aramak yerine kendi eksiklerimi görmeye çalıştım. Öfkemi, tutkularımı, zaaflarımı ve yanlışlarımı sorguladım. Anladım ki insanın kendini değiştirme çabası, başkalarını değiştirmeye çalışmasından çok daha zor, fakat çok daha anlamlıdır.” Kendisine, “Sözünü ettiğiniz bu insandan biraz daha bahseder misiniz?” diye sordum. Şöyle cevap verdi: “Benim için o, samimi, içten, sevgi dolu bir dosttur. Beni dinleyen, anlayan, bana değer veren ve ruhumu iyileştirmeme yardımcı olan bir insandır. Onunla kurduğum dostlukta sakinlik, güven ve kalıcılık buldum. Bana yalnızca nasihat etmiyor; davranışlarıyla da örnek oluyor. Ben de bana gösterdiği bu dostluğu zedelememek için nefsimle mücadele ediyorum. Bazen eski günlerime dönmek, eski alışkanlıklarıma yeniden sarılmak ister gibi oluyorum. Fakat her defasında dostumun sözleri aklıma geliyor: ‘Sakın dostluğu zedeleme!’ Bu söz, benim için yalnızca bir dostluğu koruma çağrısı değil, aynı zamanda kendime verdiğim sözün de hatırlatıcısıdır.”

Eski arkadaşların arasına geldiğimde sigara içmediğimi, içki içmediğimi gördüklerinde “sanki varını yoğunu tüketen biriymişim gibi davranıyorlardı.” Takdir edip saygı duyan yok gibiydi. Bu kadar kısa zamanda nasıl değiştin diyorlardı. Tüm bunlar zihnimden en ufak bir şüpheyi bile uzak tutuyordu. Ama Başkaları ne derse desin sürekli kendi kendimle, nefsimle savaş halindeydim. Arkadaşımın bana: ” Hem nefis hem kötü arkadaş yavaş yavaş sinsi sinsi içimize ilk adımını atar atmaz oraya yerleşip kökleşti mi, öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez. Tutkuya, gurura, kötü niyete, nefrete, kıskançlığa, bencilliğe, fırsatçılığa dair ne varsa yapıp sonra da Müslüman olduklarını söylerler.  Ah bu insanlar aslında, hiç mi hiç İslam'dan /insanlıktan nasibini almamış zavallılar."

 Bulunmaz bir anıdan sonra ona söylediğim söz şu oldu: “ Erdemli yaşama yoluna girmişin, sana verecek tesellim yok benim”.  Çünkü sen teselli arayan değil, hakikati arayan bir yolcusun. Sana düşen, çıktığın bu yolda sabırla yürümek ve kazandığın değerleri korumaktır.”

DİĞER YAZILARI HAKİKATİN YOLUNDA 01-01-1970 03:00 HAKİKATİN GÖLGESİNDE AHLAK VE İNSAN 01-01-1970 03:00 İNSAN VE MUTLAK VARLIK 01-01-1970 03:00 TASAVVUF VE İNSANÎ DEĞERLER 01-01-1970 03:00 İNSANIN YÜCELİŞİ VE KÖTÜLÜĞÜN ÇOCUKLARI 01-01-1970 03:00 İRADESİNİ KAYBEDEN DEVLET MİLLETİNE OLAN GÜVENİ KAYBEDER 01-01-1970 03:00 İRADESİNİ KAYBEDEN İNSAN, KENDİSİNİ KAYBEDER 01-01-1970 03:00 DAHA ÇOK BİLGİYE, DAHA ÇOK AHLAKA VE HER ŞEYDEN DAHA ÇOK GÜVENE İHTİYACIMIZ VAR 01-01-1970 03:00 GÜVERCİNLER, BİR ŞEHRİN MANEVİ SİMGESİDİR-2 01-01-1970 03:00 GÜVERCİNLER, BİR ŞEHRİN MANEVİ SİMGESİDİR-1 01-01-1970 03:00 CUMHURİYET MEYDANI’NDA İNSAN DENEN MEÇHUL – 6 01-01-1970 03:00 CUMHURİYET MEYDANI’NDA İNSAN DENEN MEÇHUL – 5 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet Meydanı'nda İnsan Denen Meçhul-4 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet Meydanı'nda İnsan Denen Meçhul -3 01-01-1970 03:00 AİLE BAĞLARIMIZI KOPARAN ŞER DUYGULAR 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet Meydanı'nda İnsan Denen Meçhul -2 01-01-1970 03:00 Geçmiş İle Bugünün Yan Yana Yürüdüğü Meydan: Cumhuriyet Meydanı 01-01-1970 03:00 Hayat Irmağımız Neredeyse Yok Olup Gidiyor 01-01-1970 03:00 Ne Kadar Dünyalıyız ve Ne Kadar Ukbalı? 01-01-1970 03:00 Düşünce ve Eylem Kıskacında Erdemli İnsan 01-01-1970 03:00 Tasavvuf Terminolojisinde  VECD  01-01-1970 03:00 BİR HÜZNÜN ARDINDAN 01-01-1970 03:00 AİLE BAĞLARIMIZI KOPARAN ŞER DUYGULAR 01-01-1970 03:00 EMPERYALİSTLERİN SERMAYESİ 01-01-1970 03:00 RAMAZAN AYINDA RUHEN VE BEDENEN ARlNMAK 01-01-1970 03:00 İRAN MEHDİYİ BEKLİYOR 01-01-1970 03:00 BAYRAĞIMIZ... 01-01-1970 03:00 KUR'ANlN MÜSLÜMANLARA ÇAĞRISI 01-01-1970 03:00 SEYRANİ'Yİ FARKLI OKUMAK 01-01-1970 03:00 Milletin temsilcileri, kör ve azgın öfkeleri 01-01-1970 03:00 ZENGİNLEŞTİKÇE AHLAKİ DEĞERLERİMİZDEN UZAKLAŞIYORUZ 01-01-1970 03:00 KADİR ÖZDAMARLAR 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMAN TOPLUM DİYEBİLİR MİYİZ? 01-01-1970 03:00 İyi insanların dürüstlüğe verdiği değer 01-01-1970 03:00 MUHARREM AYINl İDRAK EDİYORUZ 01-01-1970 03:00 AŞKA YÜKSELMEK 01-01-1970 03:00 İBADET, HAK VARLIĞINDA YOK OLMAKTIR 01-01-1970 03:00 NEVRUZ MUHABBET SOFRASININ AÇILDIĞI GÜNDÜR 01-01-1970 03:00 İLAHİ GÜÇTEN PAYIN ALINDIĞI AYDIR RAMAZAN 01-01-1970 03:00 LİYAKAT 01-01-1970 03:00 İNSANLARI BEYAZ KEFENE SARARAK AKLAYAMAZSINlZ! 01-01-1970 03:00 Aile, Hayatın Başlangıcıdır  01-01-1970 03:00 Dinin Özü  01-01-1970 03:00 Cinsel bir yaşamın ihtirasından Arınamayanlar Mutlak iyiliğe Ulaşamazlar  01-01-1970 03:00 Sevgili Peygamberim 01-01-1970 03:00 Kaygı Çağında Yaşıyoruz 01-01-1970 03:00 DOĞRULUK VE DÜRÜSTLÜK 01-01-1970 03:00 ÖFKE DOLU MİLLET VEKİLLERİ 01-01-1970 03:00 Emperyalist Güçler Sermayelerini Gözyaşı ve Kan Üzerine Kurmuşlardır.  01-01-1970 03:00 Küresel Isınmada Korkutucu Sonuçlar       01-01-1970 03:00 Cinsel Tahrik Ve Baştan Çıkarma Görünümü  01-01-1970 03:00 Kazakistan Anıları 01-01-1970 03:00 "Mavi gözlü Mavi Türk" Prof. Dr. Rahmangul Berdibayev 01-01-1970 03:00 Rshmsngul Berdibayev 01-01-1970 03:00 Bir Arifin İlhamı Bir Âlimin Mantığı Kadar Değerlidir 01-01-1970 03:00 TÜRKİSTAN ANlLARl 01-01-1970 03:00