Hızlı tren hikayesi başlayalı neredeyse yirmi yıl oldu.
Yirmi yıldır, “geldi-geliyor!” diye bugünlere geldik.
Hikayeyi bizlere anlatmaya başlayan, “yatırım uzmanı” olduğu söylenen, Felahiye yolunda bulunan köprüye adı verilen, AK Parti eski Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel başlamıştı.
**
Her sandık öncesi, “Geldi-geliyor!” denildi.
Oylar sandığa düştükten sonra, unutuldu gitti; ta ki, yeni bir sandık gelene kadar. “Acer milletvekilleri” bilmez ama “Google amca!” unutmaz.
**
Biz de, “gelip-geleceği yok, boşuna heveslenmeyin, gaza gelmeyin, şayet gelecekse 2030’dan önce gelmez”, dediğimizde alay ettiler.
**
“Gelsin de gör dediler!”
**
Nitekim, merhum Veli Altınkaya, “hızlı trene binip Ankara’da bir kahve içip, tekrar Kayseri’ye dönmezsem, gözlerim açık gider!” demiş ve ilave etmişti, “abi seni de götüreceğim!”
**
Geleceğine o kadar inanıyordu, verilen tarihlerde ama umudunu kesmeye başladı. Nihayetinde, “abi galiba haklısın!”, dedi. Garibim Veli, vefat edeli beş yıl olmuş (Mart/2021), bir türlü gelmedi, hâlâ Fakılı’da bekliyor herhalde.
**
Her dönem bir tarih verildi, tarih verenler baktılar olmuyor, geri çekildiler. Yerlerini yeni arkadaşlara bıraktılar. Bu sefer topa yenileri girdi. Öyle ya, yeni sandık, ufukta gözükmeye başladı ama bizim tren hâlâ Fakılı’da bekliyor, anlaşılan.
**
Bu sefer topa, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler hanımefendi girdi, 2028 müjdesini tekrarladı. Değerli saylavımıza, yüksek müsaadeleri ile çok sevdiğim bir fıkrayı anlatacağım. Fıkranın öznesi benim yanlış anlaşılmasın.
**
Mehterin “kös taşıyan (büyük çift taraflı davul)” atı emekli olmuş, çarşıda geziyor, her emekli gibi. Bir züccaciyeye girmiş. Girmiş girmesine ama ortalığı birbirine katmaya başlamış. Çaresiz, bir vaziyette, dükkan sahibi… Atı kaçırmak için, terazinin kefelerini, zil çalar gibi birbirine vurmaya başlamış.
**
Mübarek hayvan, hiç tınmıyor. Atın geçmişini bilen birisi, züccaciyenin kulağına eğilmiş; “Hemşerim, boşuna uğraşma o öyle kös dinledi ki, terazi kefeleri tıs gelir, tırıs gider.”
**
O nedenle, Ayşe hanım kusura kalmayın, trenin düdüğünü ve burnunu “boğazköprüden” duymadan, görmeden inanmam artık. Zira, çok kös dinledik.
**
Buraya kadar işin latife yanı. Şimdi bir de işin teknik yanına gelelim. Açıklamanızda işin yüzde 40’ıın tamamlandığını söylemişsiniz. Ama bundan 10 ay kadar önce (3.08.2025), Mustafa Elitaş şu bilgiyi vermişti: “Ankara-Yerköy-Kayseri Yüksek Hızlı Tren Hattı projesinde toplam imalatların yüzde 19,13’lük kısmının gerçekleşti. Sanat yapıları bittikten sonra daha hızlı bir şekilde hızlı trenin Kayseri’ye ulaşması sağlanacak. 2027 yılı sonuna varmadan bitirmesi” planlanıyor.
**
Demek ki, yarısı kış şartlarında, on ayda işin yüzde 20’si bitmiş. Büyük bir başarı… Tebrik etmek lazım. Tabii, yollar, tüneller, asfalt döküm aşamasına gelindiğinde, ne kadar zaman sonra gelir, bilemiyorum, geriye “elektro-mekanik” aksam, sinyalizasyon ve test sürüşleri kalıyor. Vallahi, bu aşama bile iki yılda bitmez. O nedenle diyorum ki, 2030’u hedefleyin. Ölmez sağ kalırsak göreceğiz.
**
Tahminimin ipuçları haberde var: “Dört ayrı şantiyede, Yerköy’den sonraki 142 km’lik hat üzerinde çalışmalar hızla sürüyormuş. Kamulaştırma süreci tamamlanmış; projenin toplamda %40’ı bitmiş.
**
Dokuz tünelde eş zamanlı çalışma yapılıyor; 4’ü bitti. 25 köprü inşa ediliyor. 142 mühendis ve yaklaşık 4.000 kişilik ekip, 1.100 iş makinesiyle sahada. 1,1 milyar Euro dış kredi desteğiyle Kayseri’nin geleceği inşa ediliyor.”
**
Demem o ki, yukarıda sayılan sanat yapılarının tamamı, hemen yarın bitse, elektro-mekanik aksam ve sinyalizasyon, 2028 yılına iki buçuk yıl var, bu sürede bitmez. Peki, gar yeri kesinleşti mi? Kesinleştiyse kazma vuruldu mu?
**
Öyle çok işlevselli bir gar inşaatına bugün başlansa, iki-üç yılda ancak biter. Eğer bir de finansman akışında bir sıkıntı varsa, daha da kötü.
**
Ne olursa olsun; öyle oldu, böyle oldu, iş başladı, verilen bilgilere göre işin yarısına yakını bitti. Ben görebilir miyim ama iyi kötü tren gelir artık; “gecikse bile!”