Kayserispor “asansör” bir takım. Dört büyükler dışında kalan kulüpler gibi.
Bu onların kaderi değil. İyi ya da kötü yönetimle de ilgisi yok.
Tribünlerden yükselen; “Başkan istifa!”, “Yönetim istifa!” seslerle iş düzelecek olsa, çok kolay.
İstifa ederler, yenileri gelir.
Ama sorun öyle değil.
Yenilerinin de aynı sloganlara muhatap olacağı kaçınılmaz.
**
Kayserispor kurulalı tam altmış yıl oldu.
Hep bu hal yaşandı. Onlarca başkan, yönetim, çalıştırıcı geldi geçti; taraftarların çoğu dünyayı terk etti ama durum değişmedi.
Takım da “asansör takım!” olmaktan kurtulamadı.
**
Bunun, Kayserispor’u sevip sevmemekle, “Kayseri milliyetçisi!” ne demekse, olup olmamakla ilgisi yok. Bu; “öyle olması gerektiği için öyle olanlar!” cümlesinden.
**
Bu lafın aslını Karl Marks şöyle ifade etmiş. Aslında bu diyalektik düşüncenin temel referanslarından; “Tarihte ne olduysa öyle olması gerektiği, başka türlü olamayacağı için öyle olmuştur.”
**
Tüm iyi niyetle söylenen sözlere, yaklaşımlara saygı duyarım. Ama yıllardır tekrarladığım gibi, diyelim bir yıl sonra, takım tekrar birinci lige çıktı, yine sonuç değişmeyecek.
**
Zira, bu şehrin, bir profesyonel kulübü finanse edecek “tasarrufu” olmadığı gibi, sahiplenecek, profesyonelce yönetecek zengini de yok.
**
O nedenle, “dökme su ile değirmen dönmez”. İnsanlar da bir verir, iki verir, sonra yöneticileri gördü mü yolunu değiştirir, selamı sabahı keser. Belli ki, bir araya gelindiğinde para istenecek. Bunları yaşadığım için biliyorum.
**
Konuyu biraz daha açalım. Kümede kalmak için, bugünün parasıyla, diyelim 100 milyon avroluk bir futbolcu portföyüne ihtiyaç; fakat Kayserispor’un 50 milyon avroluk bir portföyü var. Ama dört büyüklerin, bunun sekiz, dokuz katı… Şampiyon olabilmek için de gerekli.
**
İşte film bu noktada kopuyor. Hiçbir zaman Kayseri, bu yükün altından kalkamaz. Kimse, hâlâ bunun farkında; Büyükşehir ve belediyeler üzerinden temin edilecek kaynaklar da sürdürülebilir değil.
**
Mesela; ilk yarı stat doluluk durum şu Kayseri’nin: seyirci ortalaması 10.991, doluluk oranı %34,5; stat kapasitesi ise, 32 bin kişi. On birinci sırada… Oysa bu oranlar GS, FB ve BJK statlarında yüzde 85; Trabzon stadında yüzde 75’lerde. Bu bile bir sinyal vermeli, yöneticilere ve seyircilere. İnsanları maça gidebilecek, “tasarrufları” bile sınırlı. Oldukça zengin bilinen bir kentte bu oran az değil mi?
**
Bakmayın siz, siyasilerin, başkanların afur tafurlarına, destek mesajlarına. Onlar da siyaseten yapıyor, eminim isteyerek yapmıyor. Gerçeği onlar da biliyor. Öyle ya önlerinde sandık ve üzerlerinde kamuoyu baskısı var.
**
Mesela Başkanlar, bunu belediyelerin kasasından ve kendi keselerinden yapmayacağına, yapamayacağına göre, neyin karşılığı yapar? İlk akla gelen imar “tavizleri” ve ihaleler; hatır, gönül ilişkileri. Bu da sürdürülebilir değil.
**
Finansman sıkıntısı yanında bir ikinci ve bence temel sıkıntı şu: Defalarca yazdım bir kez daha yazdım: Bir profesyonel olay amatörlerce ve amatörce yönetilemez. Yönetilirse, böyle olur. “Beni bu havuza kim itti!” sözü sık sık duyulur.
**
Tabii, havuza itenin, ne karşılığı ittiği; havuzun ne kadar derin olduğu hiç sorgulanmaz. Başkan Nurettin Açıkalın, haklı olarak serzenişte, şikayette bulunmuş, nedenleri sıralamış, küme düştükten sonra. Dedikleri doğru. Aslında tüm dönemlerde yaşanan sıkıntının bir özeti.
**
Ama Sayın Başkanın kendi alacağı da dahil, temliklerin, alacaklıların ve varsa borçluların listesini tek tek açıklaması beklenir. Yoksa serzenişleri, sıkıntıları havda kalır. Öyle ya, kayıtlar ellerinde.
**
Mesela vergi ve SGK borcu var mı, kulübün? Biliyorsunuz, kamu alacaklarını, siyasi nedenlerle bir süre erteletebilirsiniz ama bir yere kadar. Sonunda kamu alacaklıları, o dönemin yöneticilerine rücu ettirir.
Bir de futbolcuların alacakları varsa, “transfer” yasağı gelir. Buna da, ne demekse, “tahtası kapatılır” diyorlar; devreye UEFA falan girer. Bunu yapabilirse, konu daha da iyi anlaşılır.
**
Bu mali tablo ile Marks’ın dediği değişmez; “Tarihte ne olduysa öyle olması gerektiği, başka türlü olamayacağı için öyle olmuştur”, sözü hükmünü icra etmeye; başkanlar ve yöneticiler de; “Bizi bu havuza iti!” demeye devam eder. Ama nedense, “havuza iten” hiçbir zaman bilinmez. O, sütre gerisindedir…
**
Yazım biraz can sıkıcı oldu. Biliyorum. Belki de bana, “elfâz-ı galîza” da bulunanlar da olacak ama gerçekler değişmiyor; dünya dönmeye devam ediyor.
**
Tüm bunlara rağmen Kayserispor’a, yeni ligde başarılar diliyorum. Allah yönetenlerin ve vefakar, cefakar; kışta-kıyamette destek veren taraftarların yardımcısı olsun ama bunları da unutmasın.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
HEMŞİRELERİMİZ HAK ETTİĞİ DEĞERİ BEKLİYOR
KADİR DAYIOĞLU
SIRADA TÜRKÜLER VAR
Ali Rıza Navruz
SİTEMNÂME.. /16-19/
Mustafa Mete ÖZPINAR
SADAKAT ve MUTLU AİLE NİĞMETTİR
Şaban Külhancıoğlu
MAHALLEMİZ 'BİR TANE'YDİ
Mustafa Cengiz
ÖZÜR DİLEYİNCE BU İŞ BİTİYOR MU?
Ahmet Sıvacı
ANNELER GÜNÜ ÖYLE Mİ?
Mustafa Göçer
DOĞA KÖRLÜĞÜNDEN UYANMALlYlZ
Faruk Ergan
KİMSE DUYMADAN
Bekir Oğuz Başaran
DEĞİŞMEM GAZELİ