Dünyanın her yerinde “halk” irrasyonel düşünme meylindeymiş.
Ama yönetenlerin böyle bir hakkı yokmuş.
O nedenle “her şey” halka sorulmaz (referandum).
Temel hak ve özgürlükler asla.
Bunun başında “emek” ve “mülkiyet” hakkı gelir.
Yaşama, barınma, sağlık ve eğitim hakkını da hemen bunlara ekleyin.
**
Bu haklar hem birey ve hem de toplum için vazgeçilmez, devredilemez, başkalarına sorulamaz değer hükümleridir.
**
O nedenle;
Kendisine demokrat olarak tanımlayanlar,
Hak ve özgürlüklerden yana olduğunu söyleyenler,
Çağdaşlığı, demokrasiyi özleyenler,
“Çoğunluktan” değil “çoğulculuktan” yana olanlar
Şu konuda anlaşmalı:
Temel hak ve özgürlükler…
Bireysel hak ve özgürlükler…
Asla ve asla referandum konusu yapılamaz.
Yani, halka sorulmaz. Sormaya kalktığınızda kaos da kaçınılmaz.
**
Yani;
Kur’an, Tevrat, İncil okunsun mu okunmasın mı?
Cami, kilise, havra vs. açık olsun mu olmasın mı?
Cuma vakti işyerleri açılsın mı açılmasın mı?
Kadın erkek eşit olsun mu olmasın mı?
Mirastan kadın bir, erkek iki alsın mı almasın mı?
Kadın örtünsün mü örtünmesin mi?
Ramazan’da lokantalar açık olsun mu olmasın mı?
Alkollü içki satılsın mı satılmasın mı?
Beyazların oyu iki, siyahların oyu bir sayılsın mı sayılmasın mı?
Eşcinsellere hayat hakkı tanınsın mı tanınmasın mı?
Bu caddeye kasketliler, şalvarlılar ve poturlular girsin mi girmesin mi?
Ana dil öğrenilsin mi öğrenilmesin mi?
Ana dilde konuşma yasak olsun mu olmasın mı?
**
Yani; “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir”, diye.
“Halk iradesi her şeyin üstündedir”, diye.
Halka sorulmaz…
“Buyurun halka gidelim!” konusu yapılamaz.
İsterse bu halk âlim, fazıl, ferasetli, eşi ve enderi bulunmayan bir konumda olsun.
**
Bakınız, tekrar ediyorum;
“Sıkıştı halka gidelim!” diyenlere bir anımsatma yapacağım.
Temel hak ve özgürlükler,
Bireysel hak ve özgürlükler,
Referandum konusu yapılırsa,
Bu kapı aralanırsa,
Bu “yol olursa!”,
Ülke;
Yaşanmaz hale gelir.
Ülke;
Cehenneme döner.
**
Haberiniz olsun.
Son uyarım da ülkeyi, kurum ve kuruluşları yönetenlere: Kahvede aznif yazarken, domino ve okey oynarken, bıçkın delikanlı ağzıyla; “Kuracaksın meydana abiciğim üç-beş darağacı, salla gitsin, soğancıyı, patatesçiyi, domatesçiyi, kasabı, pastırma-sucuk satanı, bak ekonomi nasıl düzeliyor; ortalık nasıl süt liman oluyor!” deme lüksüne sahip değil.
**
O nedenle, onlara düşen “popülist (halk goygoyculuğu)” yapmak değil “kök sorunları” masaya yatırmak çözüm aramak; ülke yönetici ve karar vericileri uyarmak. Mesela, “yapışkan” hale gelen enflasyonun tek nedeni var “paramızın” itibarı ve “güven”. Aslında bu, “yumurta-tavuk” gibi çift yönlü bir ilişki. Bu ikisinin olmadığı yerde “enflasyon” sorununu halledemez; huzur da getiremezsiniz.
**
Tabii, uyarı ve çözüm önerisi için “lümpen” olmamak, “sınıfsal bilincin” oluşması gerekir. Özellikle, tutkalla koltuklarına yapışmış, yıllarca o koltukta oturan STK/sendika ve oda temsilcileri ile bunu yapamazsınız. Adamlar bir hiç olduklarını biliyorlar ama kazandıkları pozisyon ve konforu kaybetmek istemiyorlar.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
HEMŞİRELERİMİZ HAK ETTİĞİ DEĞERİ BEKLİYOR
KADİR DAYIOĞLU
SIRADA TÜRKÜLER VAR
Ali Rıza Navruz
SİTEMNÂME.. /16-19/
Mustafa Mete ÖZPINAR
SADAKAT ve MUTLU AİLE NİĞMETTİR
Şaban Külhancıoğlu
MAHALLEMİZ 'BİR TANE'YDİ
Mustafa Cengiz
ÖZÜR DİLEYİNCE BU İŞ BİTİYOR MU?
Ahmet Sıvacı
ANNELER GÜNÜ ÖYLE Mİ?
Mustafa Göçer
DOĞA KÖRLÜĞÜNDEN UYANMALlYlZ
Faruk Ergan
KİMSE DUYMADAN
Bekir Oğuz Başaran
DEĞİŞMEM GAZELİ