Ben size, bugün Sümer Ortaokulu ikinci sınıftan, evliliğimizin ilk iki yılının geçtiği zaman içerisinde, gördüğüm bildiğim Atatürk Bulvarı’ından söz edeceğim. Belleğimde yanlış kalanları dostların uyarmasını rica ederim.
Bulvar, 1930 ortalarında Nazmi Toker’in Vali ve Belediye Başkanlığı döneminde açılmış. Kayıtlarda böyle geçiyor. Halen bize ait ve duran evimizi 1960 yılında yaptırttık. Cadde üzerinde, Devlet Hastanesine iki yüz metre mesafe de...
Bulvar, Düvenönü’nden başlar; Gar binasında sonlanır. Henüz Çevre Yolu (Kocasinan Bulvarı) yoktu. Örnek Evler yeni imara açılmıştı. Örnek Evlerin güney tarafı Çandır Mahallesi, Kuzey tarafı namazgahtı. Karşısında da Devlet ve sonradan yapılan SSK Hastanesi vardı.
İki hastanenin karşısında, “Tıktakın” Mustafa amcanın bahçeli, havuzlu evi, güzel evlerdendi. Oğulları Zeki, Kasım ve Erol’u anımsıyorum. Merhum Mustafa amcanın eşi, annemin akrabası olurmuş. Bu evin mutfağı tüm dostlarına açıktı. Abartmıyorum, yılda, 12-13 gaz tenekesi “sade yağı” kullanılırdı. Biz de buraya gider bahçedeki meyveleri yerdik. Mustafa amca eli açık, çok mürüvvetli adamdı. Sanayide komşumuzdu, oto yedek parçası satardı. Allah rahmet eylesin.
Düvenönü tarında, bunların yanında, yanılmıyorsam, futbolcu Zeki Tatlıların evi vardı. Bunların büyüğü Seyfi amca da güzel futbol oynarmış. Zeki de öyle… Örnek evler geçmiyorum, iş çok uzar. Tam Devlet Hastanesi karşında, köşe başında Hami Tütüncü amcaların evi vardı. Hami Amca da Sanayide oto yedek parçası satardı. Karadere’de bağı vardı. Çocukları, arkadaşım da olan Mustafa ile Yüksel ve ablası vardı.
Emeğe dönen caddenin sağında bulunan arsalar boştu. Hemen yanlarında Zavzacı Hafız Ağa (Akyüz) ait olduğunu bildiğim, yanılıyor olabilirim, üç katlı sarı bir bina vardı. Burada Mustafa ve Nurullah Bakır kardeşler otururdu. Hafız Ağa ile de akraba olurlardı. Rahmetli Mustafa amcanın kızı Yüksel abla, Akyüz’ün oğlu Rıfkı’nın zevcesi idi.
Yüksel ablanın küçüğü Mehmet abi, Makine Mühendisi; Lise’de, Erciyesspor’da da kaleci… İş için bulunduğu Suudi Arabistan’da bir elim trafik kazası sonunda, genç yaşta hayatını kaybetti. Bunların küçüğü Baki de Ankara’ya yerleşti. Orada yaşıyor.
Nurullah Amcanın çocukları, zor yetişen İnşaat Mühendislerinden, muhteşem öğrenci, dostum arkadaşım Nuh Nadi, onun küçüğü de iktisatçı, uzun yıllar, Ankara’da Kayserililer Derneği başkanlığı yapan dostum Ali Ulvi. Yanlış anımsamıyorsam, ikiz de kız kardeşleri vardı. Mustafa Amca ile Nurullah Amca aynı zamanda bacanak idiler.
Bu evde kiraya oturanlardan birisi, benim de İngilizce dersi aldığım, sevgili Hocam Raziye Hanım (Atasu), yaşlı anne ve babası ile iki erkek kardeşi, birlikte kalırlardı. Üç kardeşte o yılarda bekardı. Sonrasını bilmiyorum. Aile, Kafkasya kökenliydi. Kayseri Lisesi’nden sonra, Ankara Polis Koleji’ne tayin oldu.
Kiracılardan birisi de Hakim Tahir Öğütçü; bir oğlu ve bir kızı vardı. Kızları, dostum, arkadaşım, yakın zamanda kaybettiğimiz Hüseyin Türkmen ile evlendi. Hüseyin de Mehmet Ali Hasnalbant gibi Çandır Mahallesi sakinlerindendi. Hüseyin, Ankara Teknik öğretmen Okulu’nu bitirmişti.
Mehmet Ali’nin (aramızdaki ismi Dali) ailesi toprak zengini idi. Karpuzatan, Barbaros tarafında tarlaları vardı, bir de kamyonları. Mehmet Ali, ehliyetsiz, mahalle çocuklarını kamyona doldurup gezdirirdi. Sonra İnş. Y. Müh. Oldu. Karşı sıramızda, İncetürkmen otururdu. Bunlar saatçi idi. Merhum Ahmet arkadaşımdı. İlhan, ünlü bir karikatürist oldu.
Devlet Hastanesin’in Düvenönü tarafında Şaban Cenkçilerin güzel bir evi ardı. Onun iki yanında ki parsel boştu. Çok sonra birisine merhum Mehmet Özsarıyıldız aldı, bina yaptırttı. Onun yanı ile bizim evin arasına Akkarpuzlar… Sonra bizim ev. Yanımızdaki parsel de bize aitti. Sonra rahmetli peder, et işi ile uğraşan Hüseyin Pidecilere sattı.
Derken, Sanayiye dönen yere kadar ara boştu. Tam köşenin dönüşünde merhum Tevfik Soydanların evi vardı. Annesi ve teyzesi ile otururlardı; bodruma benzer zemin katta. Tevfik’in abisi ünlü bankacı Halit Bey… Halit abi o zaman Kayseri’de değildi. Birinci katlarında oturan kiracının iki güzel kızı vardı. Bazı genler, evin önünde “volta atardı!”
Tevfik, Lise sondaydı. Şevket Bahçecioğlu ile ben Lise bir de... Ben evden çıkarım, evlerine uğrar Tevfik’i zorla uyandırır. Annesi bana nasıl dua ederdi… Birlikte, Şevket’i alıp Okula giderdik. Aradan yıllar geçti. Tevfik ile yollarımız kesişti, İstanbul’da…
Tevfik, Kara Harp Okulu’na girmiş. Üsteğmen olmuş. Beni görünce, gülmeye başladı; “Kadir, nasıl, benden hiç subay olabileceğine ihtimal verebilir miydin?” dedi. İstanbul’da görevliymiş. Fatih Akdeniz Caddesi tarafında evleri varmış. Beni götürdü, annesi mantı yedirdi. Sonra Tevfik’i hiç görmedim. Haberini ya Şevket’ten ya da bağ komşusu Hilmi Ergüven’den alırdım. Bizim bağımız da Reyhan Bucağında… Bir yazımız beraber geçerdi; Şevket, Hilmi, Osman Çalık, merhum Hazım Kantarcı ile…
Gel zaman git zaman, tesadüfen, Divan Pastanesi’nde karşılaştık. Yanımda da rahmetli Mustafa Topaloğlu vardı. Epey hasret giderdik. Tayini Kayseri’ye çıkmış. Albay olmuş. Sonra yine hiç temasımız olmadı işten eve gidip geliyormuş. Eşi yoğun hasta olduğu için ona bakıyormuş. Ergüven ile bir karşılaştığımda vefat ettiğini söyledi. Allah rahmet eylesin.
Sanayi’ye dönen yolun solunda Sami İpekler’in evi vardı. Sami de Kulak Burun Uzmanı oldu. Mehmet Özhaseki’den boşalan makamı bir süre üstlendi. Sonra, “Milli Görüş”ten koptu, 1999 yerel seçimlerinde, Doğru Yol Partisi’nden Melikgazi Belediye Başkanlığına aday oldu, seçilemedi. Nice sonra, bir bulvara adı verildi.
Şevketlerin evinden sonra, yine arkadaşımız “Şıhı” Vurguntaşların evi. Tuğla ocakları vardı… Yanılmıyorsam Sümer Ortaokulu’nda tarih hocamız olan Faruk Yüce (Borozan Faruk) kiracıydı bu evde.
Düvenönü yönünde ilerleyince Kümbete yakın öğretmen Yüksellerin evi vardı. Yüksel sporla çok ilgiliydi; Beden Terbiyesinde de görevi vardı, ajan falan olarak. Yüksel, birkaç lisede de müdürlük yaptı. Spor camiasında çok sevilirdi. Rahmetli ile iyi arkadaştık.
Sonra, Karayolları lojmanları yapıldı Kümbet hizasına. Şimdi yıkıldı. Hacıdabaklar, yanına ev yaptırttı. Atatürk Bulvarı’nın Düvenönü giriş sol tarafında Hacı Kantarcıların evi vardı. Çok güzel taş bina. Halen durur. Kusura kalmayın, anımsaya bildiklerim bu kadar.
Kadir Dayıoğlu 25 Haziran 2026 Perşembe Facebook yazısı
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
İLETİŞİM İNCELİKLERİ -2
Mustafa Mete ÖZPINAR
İÇİMİZDEKİ SAHTE MÜSLÜMANLAR
KADİR DAYIOĞLU
ATATÜRK BULVARI
Ömer Faruk Kotay
DURDURUN DÜNYAYI, İNECEK VAR!!
Çınar Can Özyürek
GAYRİMENKUL PİYASASI
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR AZ BÜTÇE İLE BÜYÜK İŞLERE SOYUNDU!
Ali Rıza Navruz
BİR GARİP HÜZÜN
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
TÜRKİYE’NİN TEMEL PROBLEMİ EKONOMİ VE FAİZİN DE FAİZİ…
Bekir Oğuz Başaran
KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR
M. Kemal Atik
Düşünce ve Eylem Kıskacında Erdemli İnsan