9 Eylül, İzmir’in kurtuluşunun; Yunanlı askerlerin denize dökülüşünün günü… Yine bugün “kapatılmak” istenen CHP’nin de kuruluş gününe denk geliyor. Bunun adına da, “çok partili” siyaset, “çok partili” demokrasi diyorlar. Ülkemizin en yaşlı ve en güçlü partisine yapılan bu muamele kabul edilebilir değil.
***
Demek k, yüz üç yıl olmuş. Çok kaynakta da geçen, değerli abim Çetin Eserdağ’ın gönderdiği, Gazi Mustafa Kemal ile ilgili, çok güzel bir anekdotu paylaşmak istedim.
***
Bu anekdot, aziz Atatürk’ün, çok farklı, insani bir yönünü anlatıyor… Dünyanın hiçbir yerinde İzmir’deki kadar güzel batmaz güneş. Yine öyle bir vakit… Bitmeyen enerji, kavuniçi bir top olmuş,.. trajik bir yangının küllerinden yeniden doğan şehrin ufuk çizgisinde, körfeze usul usul iniyor. Rakının dibine vurma saati…
***
Takvimler, 1923’ü gösteriyor.
Adres Kordon, numara 248,
Naim Palas… İkinci kat…
Cumbada oturuyor Mustafa Kemal.
Sevmez fazla yemeği. Leblebi var yine önünde…
Garson titriyor.
Çünkü çocuk, Rum.
Sesleniyor Gazi, şefkatli bir ses tonuyla:
- “Vre Dimitri” diyor,
- “Gel bakayım.”
Çocuk:
- “Buyur Pasam” diyor, ş’ lere dili dönmeyen, kırık dökük Türkçesi’yle.
- “Sizin Kosti…” diyor…
***
İşgal sırasında İzmir’e gelen Yunan kralı Konstantin’i kastederek…
- “Sizin Kosti, geldi mi buraya?”
- “Geldi Pasam…”
- “Oturdu mu bu masaya?”
- “Oturdu Pasam.”
- “Güneş batarken rakı içti mi?”
- “İçmedi Pasam.”
- “Eeee… o zaman sormadın mı çocuk, ne halt etmeye gelmiş İzmir’e?”
***
Paradoksların yoğun yaşandığı bir ülkeyiz. Mesela; TV’lerde, alkollü içki ve sigaradan söz etmeden önce; “sağlığa zararlı!”, diyerek söze başlanıyor. Şayet bu denmezse, başlarına, RTÜK balyozla iniyor. Doğru mu? Doğru!.
***
Peki, serbestçe üretilen ve satılan alkollü içki ve sigara ve bunlardan, inanılmaz ölçüde vergi alan “devlete” ne demeli? Yani, paketlerin üzerine; okunmayacak bir biçimde; “sağlığa zararlı!” demek yeterli mi?
***
Aynı zamanda “faiz” ile ilgili “nas” var da alkollü içki ile “nas” yok mu? Yoksa, “faiz” bir gider, “alkollü içki ve sigara” bir gelir aracı da ondan mı?
***
Neyse, biz de “alkollü içki” sağlığa zararlı diyerek; yazıma devam ediyorum. Ne olur ne olmaz. Birisi “ihbar” eder de hem gazetenin ve hem de başım belaya girer. Hamdolsun, bu ülkede; “muhbir-i sadıktan” geçilmiyor. Tekrar ediyorum, “alkollü içki ve sigara” kesinlikle sağlığa zararlı. Asla tavsiye etmem; ayrıca “yasaklamanın” da kesinlikle karşısındayım. Tıpkı, “faiz” gibi…
***
Anekdot böyle. O zaman ben de bir saptama ya da bir anımsatma yapayım. Aslında bu, yıllar öncesinden günümüze gelen bir “kültürü” anımsatılmasından başka bir şey değil.
***
Şimdi, Yusuf Halaçoğlu Hocamızın, açıkladığı bir belgeyi vereceğim: "Şu belge, 2 Abdülhamid Han döneminde Yıldız Sarayı'nın içki sipariş listesidir. Ne istiyormuş? 24 şişe kına şarabı, 300 şişe Bordo şarabı, 2 ambar Viyana birası, 24 şişe Porto şarabı.”
***
Hocamız, tepkileri önleyebilmek için; “Anlatabildim mi? Osmanlı düşmanı falan değilim. Tam tersi; Tarihçi, tarihi olayları tam olarak anlatmak mecburiyetindedir", deme ihtiyacı hissediyor. Ben de şunun için verdim; “iki ayyaş” dönemi Çankaya’sı ile, “Ulu Hakan”, “Cennet Mekan”, “Gök Sultan” Yıldız Sarayı’nı mukayese…
***
Konu rakı, İzmir, körfez, imbat, “gün batımı” olunca, “çuprayı” unutmayın. Zira, İzmir denince, bunların yanında hemen “çupra” gelir.
***
O zaman devam edeyim, Mersin deyince “lagos”; Karadeniz deyince “hamsi”; İstanbul deyince, hasret kaldığımız, “lüfer”, “kalkan” ile “istavrit” akla gelir. Unutmayın, bunlarsız da “muhabbet masası” olmaz. Tabii, beyaz leblebi, kavun ve beyaz peyniri de unutmayın. Bir de bunları yerken; “hak geçirmeyeceksiniz!”
***
Ayrıca; “aslan sütünün” yavaş içileni ve sohbeti makbul… Yani “geleni deliğine” su döker gibi içilmez; “fon dip” yapılmaz… Önce bir yudum ağıza alınır, ağızın içinde dil ile şöyle bir çalkalanır, “anasonun” rayihası ile ağız içi sıvanır, ondan sonra yutulur. Nihayetinde, yavaş yavaş mideye gider.
***
Bir çok meyhanede; “Burada spor ve siyasetten başka her şey konuşulur!” yazısı görürsünüz. Bir de ilk kadehler; “Şerefe!” diye kalkar. Bunun anlamı şuymuş; “Bu masada şerefsizliklerin yeri yoktur!”
***
Demem o ki, “aslan sütü masasının”, yıllarca oluşan bir adabı var.
O nedenle, buna uymayacaklar, asla masaya oturmasın.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
ŞANLI TÜRK TARİHİMİZİ GERÇEK TARİHÇİ’DEN ÖĞRENECEKSİNİZ!
KADİR DAYIOĞLU
SEN DE Mİ TÜRKSÜN PAŞAM?
AHMET KARAASLAN
ETTİLER SUSTUK
Mustafa Mete ÖZPINAR
FITRAT ÜZERİNE YAŞAMAK
Mustafa Göçer
İNSANIMIZ DUYARLI
Ali Rıza Navruz
L E Y Â L
Mustafa Cengiz
GÜN BUGÜN, BUGÜN BEŞİKTAŞ GÜNÜ…
Osman Karakebeli
DERDİMİZ NE BİZİM
Faruk Ergan
KIRGINIM
Ahmet Sıvacı
EMEKLİ ÇOK YAŞAMASIN ÖLSÜN?