Dile kolay, ağırlıklı müzik dolu doksan iki yıl. Geçenlerde vefat etti. Vefat haberini Büyükşehrin ilgili sitesinden aradım, bulamadım. Sosyal medyadan öğendim. 14 Mayıs 2026 tarihi notunu düşmüşlerdi. Öyle ya, Kayseri’nin yetiştirdiği önemli bir değer, Büyükşehir için önemsizdi. Acaba, cenazesine hangi başkan, hangi siyasi katıldı bilmiyorum. Önemli de değil. O, elbette hizmetleri, yetiştirdiği öğrencilerle anılacak.
**
İsmail Ediz 1934 yılında, şimdi yerinde yeller esen, Mimarsinan Parkı’na katılan, Gıyasiye-Şifahiye medreselerinin kuzey doğusuna denk gelen yerde bulunan Kalaycıoğlu Mescidi civarını kapsayan, Yeniceismail Mahallesi’nde doğmuş. Burasına, “Orta Mahalle” de denirdi.
**
İsmail Hocanın babası ayakkabı ustası Abbasoğlu lakaplı Mustafa Ediz. Annesi, zaptiye İsmail’in kızı Hanım. Baba ud ve bağlama çalarmış; muhtemelen Hocamızın, kabiliyeti ve merakı buradan geliyor. İrsi bir hal olsa gerek.
**
Şimdi yıkılan öğretmenevinin yerinde bulunan İnönü İlkokulu 4. sınıftan ayrılmış, 1948’de, çırak olarak Sümer Bez Fabrikası’na girmiş. 1949’ta, kendi gayreti ile bağlama çalmaya başlamış. Müzik dünyasına giriş o giriş.
**
1953’te Emin Aldemir’den “keman” dersi almış. Komşuları İbrahim Yılmaz’dan (Muhasebeci İbrahim abi) nota dersleri alarak uda başlamış. Bu, daha sonra Kayseri Belediyesi bünyesinde faaliyetini sürdüren (1961) bandodaki çalışmaları; Belediye Konservatuarı’ndaki kurucu hocalığı, verdiği özel derslerle vs. ile devam etti. 1979’da emekliye ayrıldı. Hacca gitti.
**
Bu yaşına rağmen, halen, Do-Re-Mİ Müzikevi’nde, özel dersler vermeye devam ediyor; aynı zamanda ud ve kanun imali de yapıyordu. Bir sohbetimizde anlatmıştı; çok sayıda ud ihraç ediyormuş; taliplileri de genellikle, göç eden Anadolulu Rum ve Ermeniler imiş. Son gördüğümde derslere ve imalat devam ediyordu.
**
Bunu şunun için anlattım. Yetiştirdiklerinin yanı sıra, Hocamızın asıl önemi: Kısa bir süre Kayseri’de kalan Bolulu Emin Aldemir’i; 1957’de, Kayseri Türk Musikisi Cemiyeti’ni birlikte kurdukları merhum Abdurrahman Sami Yalçın’ı saymazsak, Kayseri müzik hayatında, “nota” ile çalışma başlatan, “notasız bu işin olmayacağına” inanan ilklerden hatta başında gelen biri olması. Bu nedenle, Kayseri musikisini “Ediz Öncesi”, “Ediz Sonrası” diye ikiye ayırmak lazım.
**
Hoca, çok iyi “notistti”. Deşifre kabiliyeti çok yüksek. Nazariyata vakıf. Nefis bir kulağı var. Bilmediği bir eseri, birkaç kez dinledikten sonra notaya geçirebilirdi. Hakkı teslim eder, “Murat Kavuncu’nun kulağı benden iyiydi!” derdi. “Eğleştiği” ilden olsa gerek, Hocamız, klasik repertuvara pek hakim değildi. Dini musikiye de… Uğraşsa, bunları da fevkalade yapardı.
**
Bağlama, ud ve kanun hakim olduğu sazlar. Meclislerimizde, daha çok udu tercih ederdi. Kayseri türkülerini çok iyi bilir. Belediyenin yerinde olsaydım, Kayseri türkülerinden oluşan ve tek başına çalıp-okuduğu bir bant kaydı yapar, arşive koyardım. Kim bilir belki de yaptılar.
**
Aramızdaki ismi ile “Hoca”yı anlatmak dile kolay, altmış yıldır tanırdım. Çok güzel günlerimiz geçti. Arada bir uğrardım “Do-Re-Mi Müzikevi”ne. Sohbet eder; gelmişi, geçmişi yâd ederdik. Son bir yıldır, şiddetli rahatsız olduğunu duydum. Ben de rahatsız olduğumdan, uğrayamaz olmuştum.
**
Altmış yıllık tanışıklığın, elli yılı arkadaş, hoca/abi-kardeş ilişkisi içerisinde geçti. “Çalıp-çığırdıkları” dönemlerde, ben de katılırdım, aralarına. 1970’lerin başında, kısa bir süre de olsa, ud dersi aldım. Notayı okur, çalar oldum. Ama devam ettiremedim.
**
Hocamızı tanımam, 1960’ların başına gider. Lisede öğrenciyiz. Ahmet Paşa İlkokulu’nun o güzelim, daha sonra yerle bir ettiğimiz, biblo gibi, hemen eski Adliye’nin karşısındaki küçük taş binasında müzik çalışması yaparlardı. Yeni bina yapılmış ve burasını Halk Eğitim Merkezi kullanıyordu. Çalışmalara, o yıllarda Kayseri Emniyet Müdürü Gültekin Kızılışık da kanunla katılıyordu.
**
İstanbul’dan dönünce (1969)Ediz’i, Şekerciler Caddesi Başaran Han’da faaliyet gösteren “Müzisyenler” de dinlemeye başladık. Hoca, genel de ud çalardı; bazen bağlama ve kanun. Farklı kişiler eşlik ederdi. Yakından tanışmamız da bu vesile ile oldu.
**
Burası herkesin giremediği, anahtarı olanların girebildiği, bir “meyhane” idi. Duvarları, bestekarların fotoğrafı süslerdi. “Saz başlayınca söz biter!” uyarısı, herkes içindi; serlevha halinde asılıydı.
**
1972’de, Elektrik Şirketi’nde çalışmaya başlayınca, İsmail Hoca ile daha yakın temaslarımız oldu. Belediye ile aynı binadaydık. Bandoda ki görevinden ayrılmış, İmar Müdürlüğü’nde, “evrak memurluğuna” getirilmişti. Şeflikten, memurluğa terfi(!) ettirmişlerdi. Çok acı!..
**
Evet... Hocasız bir Kayseri musiki tarihi yazılamaz. Yılmadı, usanmadı, ömrünü verdi bu işe. Sayısız ses ve saz sanatçısı yetiştirdi. Tabii, musiki dünyamızdaki yeri çok farklı. “Alaylı” olarak başlayıp “mektepli” olarak devam edenler cümlesinden.Bunda hocası merhum Abdurahman Sami Yalçın ve Ankara, 28. Tümen Bandosu’nda yaptığı askerlik rol oynamış. Anlattığına göre bando da klarnet çalarmış.
**
Bana anlatmıştı.“Bir gün emmiye sordum; bu tavrı kimden ve ne zaman öğrendin?”, dedim. Başladı anlatmaya; “Ağa yeğenim, bunu öğrenebilmek için bir hurç (meşinden yapılmış heybe. k.d.) altın sarf ettim. Evimizde ziyafet eksik olmazdı. Hayatta, iki yan et asılı durur. Biz de ateşi yakarız. Bir yandan et, bir yandan rakı su gibi gider. Diğer yandan da çalıp çığırırdık sabahlara kadar.
**
Bazen birkaç gün sürerdi bu. Böyle böyle, evimize gelen, başta Klarnetçi Ağop olmak üzere Ermeni hemşerilerimizden öğrendim bu tavrı. Bazen, eşin dostun düğünlerine götürürdüm bunları, paralarını da cebimden öderdim. Çoğu zaman, gece yarısı düğün dağıldıktan sonra, sokakta, klarnet çaldırırdım Agop’a.”
**
Bir ara unutulmaya terk edilmişti Hocamız. Büyükşehir Belediyesi, geç de olsa anımsadı. “İsmail Ediz Gecesi” düzenledi. 2 Mart 2013 günü. Belediye Tiyatro Salonu’nda yapılan bu etkinliğe, Ankara Radyosu sanatçısı, öğrencisi, merhum Orhan Saygıcı da katıldı.
**
“İşte geldik gidiyoruz, şen olası Halep Şehir.” Bir İsmail Ediz vardı, o da uçtu gitti. Aziz Hocamıza rahmet diliyorum.
KADİR DAYIOĞLU
İSMAİL EDİZ (1934-2026)
Mustafa Mete ÖZPINAR
RAHMET-MAĞFİRET-KURTULUŞ
Bekir Oğuz Başaran
AFORİZMA...
Mustafa Cengiz
ONLARLA YA DA ONLARSIZ, BU YOLA DEVAM EDİLECEK!
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
BASKIN SEÇİM OLUR MU?
Ali Rıza Navruz
KİTAP VE KİTAP OKUMAK…
Ömer Faruk Kotay
İTİBAR MESELESİ
Mustafa Acar
ÇOCUKLUĞUM
Mustafa Göçer
OKUL BAHÇESİNE 350 FİDAN
Şaban Külhancıoğlu
MAHALLEMİZ 'BİR TANE'YDİ