Çok sevdiğim bir söz var; “Ammeller niyetlere göreymiş!”
Bunu hemen hemen bilmeyen duymayan yok gibi.
Bilindiği gibi bu bir hadis-i nebevi.
Bunun bir başka ifadesi şu: Bir “şeyin”nasıl görüleceği, bakılan yere bağlı.
Bir bardağa, “yarısı boş!” demek mümkün, “yarısı dolu!” demek de.
**
Kuzuyu yemeye karar verdiyseniz; su içtiğin yer önemli değildir. Alt tarafınızda su içen kuzuya da, “Suyumu bulandırdın...” diyebilirsiniz.
**
Şu anda yaşanan siyasetin özü bu. “Arkadaş, ben seni yemeye karar verdim, ne yaparsan yap!”, deniyor. Bir anlamda siyaset, “sopa atma yarışına!” döndü. Elbette demokrasi, “sopa atma yarışı!” değildir. Elbette sopası güçlü olan galebe çalacak. Peki, bu sürdürülebilir mi?
**
Önümüzdeki sandığa kadar olabilir. Bakalım sandık, sopası güçlü olandan mı yoksa, dayak yiyen tarafında olacak? Göreceğiz. Şunun şurasında en fazla iki yıl kaldı. İki yıl dediğin ne ki, göz açıp kapayıncaya kadar geçer.
**
O nedenle, istisnasız tüm partiler, demokrasi, bireysel hak ve özgürlükler, hukukun üstünlüğü ortak paydasında birleşmeli.
**
Bir de; “Sap ile samanı” birbirine karıştırmak isteyenler için “türlü çeşitli” yol bulunur. Dedim ya! Bir olayı nasıl görmek istiyorsanız öyle görürüsünüz. Bu toplumda, maalesef, sap ile samanı, akıl ile hisi birbirine karıştırmak adettendir.
**
Kendisini ördek olarak görmek isteyene, “hava bulutlu!” demeniz yeterli. Bulut ile ördek arasında ki ilişkiyi, Aristo Mantığı ile kolay kurabilirsiniz! Buna; “düz mantık” da denir. Aslında, bizimde içinde bulunduğumuz şark toplumlarının, “şarklı” kalmış “kafaların” temel özelliği, “analitik” mantığı algılayamamak, kavrayamamak…
**
Nasıl mı? Bakınız nasıl: Havanın bulutlu olması muhtemelen yağmurun yağacağını gösterir. Yağmur yağınca yerde suyun birikeceği ve bir müddet sonra gölcüklerin oluşacağı da hepimizin malumu. Gölcükler oluşunca burada ördeklerin yüzebileceği de yine bilgilerimiz içinde...
**
Bu nedenle; yanılıp da, “hava bulutlu!” dediğiniz anda kendisini “ördek” zannedenlerin; “Vay bana ördek dedin!” hitabına maruz kalmanız ve arkasından da tokat yemeniz, hatta daha da ilerisi “linç” edilmeniz kuvvetle muhtemeldir.
**
Yine bu nedenle siz siz olun ve “Hava bulutlu mulutlu” gibi tehlikeli sözler söylemeye kalkmayın.
**
Bunu bilen büyüklerimiz, kaza ve beladan korunabilmek için: “Yapma, kaçma karışma!”, “Görmedim, duymadım, bilmiyorum”, “Neme gerek!”, “Gelen ağam giden paşam!”, “Etek öpmekle ağız pislenmez!”, türünden veciz sözler söylemişler.
**
Haksız da değiller... Öyle ya; “biz diyoruz bayram haftası, onlar diyor mangal tahtası!”
**
Sözgelimi siz siz olun da; “İki kere iki kaç eder?” sorusuna hemen, “Dört eder!” demeyin! Mukabilinde; “Alırken mi, satarken mi?” diye mutlaka sorun. Bu sayede hem zaman kazanmış ve hem de muhatabınızın gerçek niyetini öğrenmiş olursunuz.
**
Sakın ola ki, bunu anlatırken, fıkralarla falan bir ilimizi, bir bölgemizi de peşine takmayın. Bunlara “has isimler” takarak yapmayın. Mizah yapalım derken, başınıza iş açarsınız. Nenize lazım! Hele hele hicivmiş, şathiyeymiş, Şair Eşref’miş, Neyzen Tevfik’miş, Nefi’ymiş, Ziya Paşa’ymış, Aziz Nesin’miş bunların semtine uğramayın.
**
19. yy’ın başında darağaçlarını kurulmasını, kellelerin havada uçmasını, Patriğin idam edilmesini biliyoruz. “Hünkarım bu çözüm değil!” diyen, bir haftalık sadrazam Benderli Ali Paşa’nın asıldığını da… Yani bağırıp çağırmak; asıp kesmek çözüm olsaydı Yunanistan, Mora, Girit, Batı Trakya. elimizden uçup gitmezdi.
**
Öyle ya, “İbret alınsaydı tarih, hiç tekerrür eder miydi?”
**
“Girit bizim kanımız feda olsun kanımız!” diyerek yürüyen, “talebe-i ulûmun” temsilcilerini günümüzde de görmek, üzüntü veriyor insana. Ama zamanın paşası gibi; “Buyrun sefere!” dediği anda kaç kişi kalır ortada acaba? Bir yararı olsa bari! Bağırıp çağıracağımıza; asıp keseceğimize, elimizi şakağımıza atıp; “Anadolu Beylerbeyliğinin”, dünya klasmanında neden ikinci ligde olduğunu biraz düşünsek olmaz mı? Anlaşılan, tarihten pek ders almamışlar!
**
Merhum Arif Nihat Asya’ya ait mısralar ile tatlıya bağlayalım:
“Ne yolcuya güvenirdi ne hancıya
Beyninde bir kuruntu merkezi vardı.
Her gördüğü yerliye iç,
Her gördüğü yabancıya dış,
Düşman diye bakardı!
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
BASKIN SEÇİM OLUR MU?
KADİR DAYIOĞLU
AMELLER NİYETE GÖRE
Ali Rıza Navruz
KİTAP VE KİTAP OKUMAK…
Mustafa Mete ÖZPINAR
BELEDİYE BARONLARI
Ömer Faruk Kotay
İTİBAR MESELESİ
Mustafa Acar
ÇOCUKLUĞUM
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR VE ERCİYES 38 FK, YENİDEN YAPILANDIRILACAKMIŞ!
Mustafa Göçer
OKUL BAHÇESİNE 350 FİDAN
Şaban Külhancıoğlu
MAHALLEMİZ 'BİR TANE'YDİ
Ahmet Sıvacı
ANNELER GÜNÜ ÖYLE Mİ?