Biliyorsunuz, “Ahbap Derneği”, sanatçı Haluk Leventle özdeşleşen, “büyük Kahramanmaraş” depreminde kamuoyunun gündemine gelen, çok da sempati duyulan bir yardım Derneği.
Tabii, bir kesim tarafından da tepki verilen bir Dernek. Yine o dönem Kızılay, bu Derneğe, “deprem çadırı” satmakla gündeme gelmişti.
Şimdi, Levent ve otuza yakın kişi gözaltına alındı. Soruşturma devam ediyor. Beni, bu tarafı ilgilendirmiyor. Beni asıl ilgilendiren, basından öğrendiğimize göre, bu Dernek, “altı yıldır (2021-2026) denetlenmiyormuş”. Yüzlerce milyon liranın işlem gördüğü Dernek nasıl denetlenmez? Anlaşılır gibi değil.
Bir dini Cemaatin varlığından şu kadar kilo altın “iç ediliyor!” Basın üstüne gitmezse, hiç kimsenin haberi olmayacak. Fakat, IBAN’ın elli bin, altmış bin, yüz bin lira gelen bir esnafın, bir tüccarın banka hesaplarına “bloke” konuyor, hemen soruşturma açılıyor. Ama bir milyar liranın üzerinde dönen paranın hesabı, “bir ihbar üzerine” denetime alınıyor. Çok garip!
Esnafa, tüccara yapılan anlık soruşturmalar yapılabiliyor. Bu nedenle, bunların tüm banka hesaplarına “bloke” konuyor. Eğer bir esnafın, bir tüccarın banka hesaplarında birkaç yüz bin lira işlem görmüyorsa, hemen dükkanını kapatsın. Ya hu bu para ile ikinci bir el araç bile alamazsınız.
Yapılacak şey çok basit. Hemen banka hesaplarına “bloke” koymak değil. Bir maliyeci gelir. Bunun kaynağını sorar. Adam kanıtlamıyorsa, denir ki; “arkadaş bu kadar miktar için fatura ya da fiş kes. Bir daha da böyle bir şey yapma!” diye uyarılır. Banka hesaplarının “bloke” edilmesi neyin nesi?
Bu sefer şunun olma ihtimali ortaya çıkıyor. Uzaktan yapılan alışverişler, ticari kaydı olmayan kişlerin, IBANları üzerinden yapılıyor. Bu daha riskli değil mi? Esnafı ve tüccarı kayıt dışına itmez mi?
Ne Esnaf Odası’nın ve ne de Ticaret Odası’nın sesi çıkıyor. Peki, bunlar ne iş yapar? Kusura kalmasınlar, “iktidara selam çakmaktan!”, üyelerine sorunlarına bakmaya sıra gelmiyor. Hele hele milletvekilleri, kulaklarının üstüne yatıyor. Kimi “butlan” ile, kimi de iktidara gelmek; iktidarda kalmak için uğraşı içerisinde…
Uyar mı bilmem. Olaylar bana merhum Ziya Paşa’nın iki asır önce kaleme aldığı, dönemi için söylediği, berceste olan, meşhur beytini anımsatıyor. Tabii, şimdide oluyor demiyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın. Bir hukuk devletinde bunların olması mümkün değil.
“Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efrâz,
Birkaç guruşu mürtekibin cây-ı kürektir.”
Yukarıda söyledim: Otuz yıla yakın hizmet ettiğim, “onursal üye” olduğum Kayseri Kızılay’ı ile ilgili başımızdan geçen bir olayı anlatayım. Ya Yönetim Kurulu ya da Şube Kurulu üyesiyim. Her yıl mutadı veçhile, Genel Merkez tarafından teftiş görürüz. Sonunda bir rapor ortaya çıkar. Kimi onay, kimi, uyarı, kimi de “zimmet” içerir. Zimmet çok çok nadirdir.
Çok şükür, “boş bir kasa, bir masa” ile devraldığımız Kızılay’a bu kadar taşınmaz kazandırırken, Kızılay Hastanesini yaparken, yılda beş bininin üzerinde yardım paketi (iaşe ve kömür vs.) dağıtırken, hiçbir şey bulamazlar ama nasılsa, dört yüz liraya yakın harcama faturasında (yemek) “altı ya da yedi” lira değerinde “bir duble” rakıyı bizlere zimmet çıkarttılar.
Öyle ya, “kurt kuzuyu yemeye karar vermişti bir kere!”. Bizleri, teker teker tasfiye ettiler… Varlığı olup olmadığı belli olmayan, AK Parti yakın/sempatizanlarını Şube’ye getirdiler.
“Bir duble rakının hikayesi de şöyle!”. Malatya ya da Elazığ Kızılay yöneticileri Ankara’ya giderken, şubemize uğruyor. O zaman Başkan olan ve Kızılay’a büyük hizmetleri buluna Ayhan abi (Uzandaç) yanına birkaç kişiyi alıyor, heyete bir öğle yemeği veriyor, sanırım Yıldız Restoran’da. Oradan da misafirleri uğurluyorlar. Bizlerin hiç haberi yok. Öyle ya, hepimizin işi var gücü var.
Gel zaman git zaman yıl sonunda müfettişler, normal teftişe geliyor. Faturada, “Kızılay’ın amacına uygun değil” gerekçesiyle, “Bir duble rakı” dikkatlerini çekiyor, bizlere zimmet çıkartıyor. Buraya kadar normal. Ama “teftiş raporu” AK Parti’ye yakın bir yerel gazeteye sızdırılıyor. Öyle ya dediğim gibi; “kurt kuzuyu yemeye kara vermişti” artık.
Gazetenin manşeti bu gün gibi hatırımda: “Kızılay’ın şerefine!”
İşte böyle. Bir yandan Genel Merkez, Ahbaba çadır satıyor, depremzede çadır beklerken, bizlere de “bir duble rakının!” hesabını veriyoruz. Merhum Ziya Paşa haksız mı yani?
Tabi, 15 Temmuz başarısız darbe girişimini yapan “FETÖ” örgütünü kınıyor, şehitlerimize rahmet diliyorum. Allah, bir daha böyle şeyleri göstermez bizlere.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
EN BÜYÜK SIKINTI, FİNANSMANA ERİŞİM!
Ali Rıza Navruz
BULUNUR
Mustafa Göçer
O KADAR ÇOK FİDAN DİKİLEBİLECEK YER VARKİ
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
AİDİYET-8
Mustafa Mete ÖZPINAR
VATAN SİYASET OLSUN DİYE TENKİT EDİLMEZ
Nilgun Batıyeli
15 Temmuz: Hatırlamak mı, Kutlamak mı?
Osman Karakebeli
TEMMUZ ALEVİ
Mustafa Cengiz
BAŞKAN NE SÖYLÜYOR, NASIL ANLAMALIYIZ?!
Mustafa Temizer
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİ DOĞRU OKUMAK!..
KADİR DAYIOĞLU
AHBAP SORUŞTURMASI ve BİR ANI