Tarih iyi okunursa, sorunlarımızın çoğunu rasyonel bir şekilde çözeriz. İyi okuyamazsak, dümeni bozulmuş gemi gibi, hedefe varamayız; denizin ortasında yalpalayıp dururuz. Güncel olduğu için söylüyorum. Mesela, “Kürt meselesini!”, yüz yıl geriden başlatıyorlar yani Cumhuriyetle başlatma gibi bir algı oluşturmaya çalışıyorlar.
Oysa durum hiç de öyle değil. Konu 15-16. Yy’a kadar gider. Belirgin hale de, 19. Yy başlarına götürür bizi. Saymadım ama II. Mahmut, “Sultan Hamid” dönemleri arasında, irili ufaklı, doğu ve güneydoğu bölgemizde yirmi beşe yakın, şu ya da bu nedenle, “ayaklanma” var. Bunu, bırakınız tarih kitaplarını okumayı, “Google amcaya” girince bile görürsünüz.
Şimdi sizlere, Hüseyin Cömert Hocamızın, merhum Faruk Sümer’den yaptığı ve bana gönderdiği bir alıntıyı paylaşmak istiyorum.
“Tarih iyi okunursa Muhakkak olarak bildiğimiz bir husus var ise, o da XVI. yüzyılın sonlarındaki Celali hareketlerinin XIV. yüzyıldan beri sürüp gelmekte olan Anadolu da ki İçtimai düzeni ortadan kaldırıldığıdır.
Bu hareketlerden sonra Anadolu büyük istilalara uğramış memleketlerden daha korkunç bir manzara ahzediyordu; devlet de eski kuvvet ve kudretini kaybetti ve bunu bir daha elde edemedi.
Müteakip asırlarda imparatorluğun asıl dayanağı ve anavatanı olan bu ülkede bir taraftan kıtlıklar ve salgın hastalıklar, diğer taraftan da uzun süren harpler yüzünden açılmış olan yaralar bir türlü kapanmadı.
Cezayir, Tunus ve Tarablus gibi yerler için vakit vakit Anadolu’nun en babayiğit gençleri devşirilip götürülüyor, binlerce Türk genci -mühim bir kısmı veya çoğu bir daha dönmemek üzere- Yemen’e gönderiliyordu.
Hulasa Osmanlı, Anadolu’nun insanı ve servetini görülmemiş bir israfla tüketti. Edirne ve Manastır’da olmak üzere, Rum-ili’nde iki, Şam ve Bağdad’ta birer askeri idadi olmasına karşılık, Sivas’tan İzmir’e kadar koskoca Anadolu bölgesinde bir tek askeri idadi yoktu.
Neticede Türk kavmi maddeten telafisi imkansız kayıplar verdi; hatta belki manevi hasletlerinden bazıları zayıfladı, yani türesi za’fa uğradı. Bu sebepler ile imparatorluğun kaybının Türk milletinin bekası için hayırlı bir netice olduğundan asla şüphe edilmemelidir".
Ufak bir ilave de ben yapayım. Zaten İmparatorluk, 19.yy başında çökmüştü. İngiltere-Rusya-Fransa ve sonradan devreye giren Almanya’nın çekişmeleri ve örtülü örtüsüz Osmanlı’ya destek vermeleri, bir asır daha hayatiyetini devam ettirdi.
Bir başka gerçek de “Birinci Harp” ile imparatorluklar yok oldu, ulus devletler ortaya çıktı; doğal olarak, “Anadolu Beylerbeyliğinde” ya da Osmanlı’nın yoksul-fakir, en geri kalmış yöresinde de bir “ulus devlet” kuruldu. Tarihin akışı böyleydi, suyu tersine akıtamazdınız.
Umarım, bu topraklarda yaşayan nesebi, mezhebi, meşrebi, aidiyeti ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin kıymetini bilmeli. Bunun temel nirengileri de vatandaşlık esasına dayalı, üniter ve laik/seküler devlet. Önemli olan Mustafa Kemal Türkiyesini, kamil manada, “çağcıl demokrasi” ile taçlandırmak.
KADİR DAYIOĞLU
TARİHİ İYİ OKUMAK
Ali İhsan Öztürk
KARDEŞLİK BUDUR!
Mustafa Cengiz
GELECEK SEZONDA KENDİNİ SÜPER LİGDE GÖREN İKİ TAKIM BULUŞUYOR
Ali Rıza Navruz
ÖKSÜZ
Faruk Ergan
İNSAN!
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
ZAFERLER AYI AĞUSTOS
Mustafa Mete ÖZPINAR
İSRAİLİN YOK OLMASI LAZIM
Mehmet Arpa
SESSİZCE TÜKETİLEN ÖMÜRLER
Ömer Faruk Kotay
YOL MESELESİ
AHMET KARAASLAN
EMEK VE GÖZYAŞI