TÜİK, Türkiye İstatistik Kurumu’nun kısaltılmış. Temel görevi ise; ülkenin ekonomik, sosyal, demografik, kültürel ve çevresel alanlarda ihtiyaç duyduğu verileri toplamak, uluslararası standartlarda analiz etmek, resmi istatistikleri üretmek, yayımlamak ve Resmi İstatistik Programı'nı koordine etmektir.
**
Temel görevi “veri” toplamak ve “değerlendirmek” olunca bu “verilerin” de siyasetin etkisinden arınmış, yeterli ve sağlıklı olması gerekir. Bu durumda planlamalar, geleceğe yönelik tahmin ve değerlendirmelerde o kadar sağlıklı ve inandırıcı olur.
**
Bildiğim kadarıyla bilgiler kurum ve kuruluşlardan ya da sahadan ve telefonla alınır. Kurum ve kuruluşlar anlaşılır. Bunların verdikleri sağlıklı kabul edilir. Ama sahada ya da telefonla elde edilen bilgiler ne kadar yeterli, ne kadar sağlıklı? Bu kadar, deneklerin davranışına bağlı.
**
Deneklerde doğru yanıtı, ancak ve ancak, verdiği yanıtın sadece ve sadece istatistik için kullanılacağı, bir başka yerlere servis edilmeyeceğinden emin olmasına bağlı. Mesela, tesadüfen telefonla aranan ya da kapısı çalınan bir memura; “halin nasıl?” ya da “seçim olsa hangi partiye oy vereceksiniz?” sorusunun yanıtı, kendisinin aleyhine kullanılmayacağından emin olmasına bağlı.
**
Tabii, bir de soranın kim olduğundan emin olmak da önem arz eder. Öyle ya soran dolandırıcı mı, “hırsız mı, hıcıp mı?” Yapay zeka mı? Hele hele, biz de olduğu gibi kendisini polis, savcı olarak tanıtıp vatandaşların dolandırıldığı ülkelerde, “acaba?” sorusunun sormak telefonu ve kapıyı yanıt vermeden kapatmak çok doğal.
**
Demem o ki; telefon dolandırıcılığının, “yapay zekanın” hayatımıza girdiği bir dünyada, insanı babası bile arasa, kuşku duyar. Dostlar, babanız öldüyse bile arayanlar biliyor. Hem de yedi ceddinizi. Bu bilgileri, nereden, nasıl ve kimden alıyorlar?
**
Böyle bir ortamda kapınızı çalan ya da telefonla arayan, TÜİK görevlisi olduğunu söyleyene cevap vermemek nasıl suç olur? Anlamakta zorlanırım. Hapislik var mı bilemem ama para cezası olduğu kesin. Az buz da değil.
**
Savcılıktan, emniyetten arıyoruz, diye çok vatandaşı dolandırdılar. Dolandırılanların hepsi “cahil cühela” değil, okumuş yazmış olanlar ve kendilerini “uyanık” sanalar da var.
**
Bu fakiri de, birkaç kez aradılar. Ben de telefonu kapatın, “sizi bu telefonla arayacağım!” dediğim de çat diye kapattılar. O numarayı aradım. Arayan “tek konuşmalık!”mış. Cevap veren çıkmadı.
**
Emniyeti, savcılığı anladık da, ya TÜİK’ten arıyoruz deseler ne yapacağız? Emniyet ve savcılığa cevap vermemenin bir cezası yok ya TÜİK olursa ne yapacağız? Cevap versen bir türlü vermesen bir türlü.
**
Evet ceza, “TÜİK anketlerine veya sayımlarına katılmayan, yanlış veya eksik bilgi veren kişi ve kurumlara yasal olarak idari para cezası uygulayabilir. Bu ceza yetkisi, 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu'nun 54. maddesine dayanmaktaymış”. Cezası da bu yıl için 19 bin lira civarındaymış.
**
Güzel de arayanın, soranın gerçekten TÜİK görevlisi olduğunu nasıl bileceğiz? Sıkıntı da burada. Yoksa, kendi geleceğini de ilgilendiren bir konuda insanlar neden doğru bilgi vermesin ki?
**
Örnek olay şu. Geçenlerde yaşandı. Aydın’da TÜİK tarafından aranan bir vatandaş, anket talebini reddedince hayatının şokunu yaşadı. O anları çektiği video ile anlatan vatandaş, “‘Yılın ailesi seçildiniz’ dediler inanmadım” dedi.
**
Haber şöyle. Doğru mu yanlış mı; eksik mi fazla mı? Bilemem. Doğruysa, tam Aziz Nesinlik, herkesin, senin de başına gelebilir? Peki, bu sefer dolandırıcılar, TÜİK adını vererek dolandırırsa ne yapacağız?
**
TÜİK’in “Yılın ailesi seçildiniz” diyerek aradığı vatandaş anket talebini aramanın dolandırıcılar tarafından yapıldığını düşünerek reddetmiş olamaz mı? Şahsen ben de şüphe ederim. Hele hele hanımım hiç kabul etmez. Kaldı ki, katı bulunduğu bankalardan ya da telefon şirketlerinden aradıklarında bile yanıt vermiyor. Doğruluğunu tetkik için beni arıyor.
**
Telefonu kapatan vatandaş, saniyeler sonra aldığı mesajla hayatının şokunu yaşadı. Anket talebini reddettiği için 18 bin 991 TL para cezası kesildi; kapattıktan yirmi saniye sonra. Telefonu kapatan Aydınlı yaşadığı olayı bir video ile paylaştı.
**
Her olaydan bir “kıssadan hisse çıkartmak” adettir. O nedenle arayan kurum ve kuruluşların, anket şirketlerinin, anketörlerin vs. ne kadar güvenilir olduğundan emin olmak gerekir. Demek ki, burada anahtar kelime “güven”. Güvenin zedelendiği bir yerde, arayanlara ve verilere kuşku ile bakılır.
**
Mesela, yıl sonu enflasyon yüzde 16 olacak deyip, yılın henüz ilk beş ayında bu hedefin çok çok üzerinde bir gerçekleşme olursa, “mal ve hizmet” fiyatlarının da tutamazsınız. Öyle ya, yatırımcı da, üretici ve tedarikçi de buna göre hareket. Yani, “evdeki hesap çarşıya uymaz!”
**
Öyle ya da böyle, siz siz olun da TÜİK’ten arandığında, yanıt verin.
M. Kemal Atik
BİR HÜZNÜN ARDINDAN
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
KAYSERİ NÜFUSUNUN YÜZDE 15,3'Ü GENÇLERDEN OLUŞUYOR
KADİR DAYIOĞLU
TÜİK
Mustafa Göçer
İNSANIMIZ VE GENÇLERİMİZ MUHTEŞEM
Ali Rıza Navruz
SİTEMNÂME.. /40-44/
Mustafa Mete ÖZPINAR
GENÇLİĞE SAHİP ÇIKIN DAĞILIYOR
Şaban Külhancıoğlu
ANNELER GÜNÜ KAPİTALİZMİN TUZAĞI MI?
Mustafa Temizer
TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİ Mİ? BU ÇAĞRI NEDEN ENGELLENİYOR?
Mustafa Cengiz
SÜPER LİGE VEDA ZAMANI…
Mustafa Acar
BURHAN IN ÇAY OCAĞI.