“Yıllar ne çabuk geçti”, tam altmış iki yıl olmuş… Bugünlerde Lise bitirme ve kısıtlı imkanlarla üniversite sınavlarına hazırlanıyorduk. 6 Fen C’de kırk kişi kadardık. Kader de yollarımızı ayıracaktı artık, Mayıs’tan sonra. Nitekim öyle de oldu. Hepimiz bir yere dağıldık. Bir kısmımız Kayseri’de kaldık. Bir kısmımızdan gelip-gidenlerden haber aldık. Bir kısmımızı da tümden unuttuk. Neredeler, nasıllar, hayattalar mı? Bilmiyoruz.
**
2 Mayıs günü, yedi sınıf arkadaşımız bir araya geldik, Kayseri Lisesi’nde. Nermin (Kurtoğlu), Sezin (Göçmengil), Fiğen (Uğur), Şevket (Bahçecioğlu), Mustafa (Oğuzmert), Yalçın (Göğebakan) ve sınıf mümessilleri bendeniz. Fiğen ve eşi Prof. Dr. Remzi Sağlam hocamız Ankara’dan, Altmış iki yıl görmediğim ama “facebook” arkadaşım Sezin ve telefonla da olsa zaman zaman görüştüğümüz Nermin yazı geçirmek için İstanbul’dan gelmişti.
**
Allah nazardan saklasın, gerçi hanımların yaşı sorulmazmış, hepimiz sekseni biraz aşmıştık. “Çoluğa-çocuğa-Toruna”, karışmıştık; hepimizin saçlarına ak düşmüştü. Ama maşallah “biyolojik yaşımız” seksen olsa da, “hafıza yaşımız” kırklar seviyesinde.
**
Hasret giderdik… Anılar yumağına dönen hayatımızdan kesitler anlattık. Aramızdan ayrılan Hakkı Mıhçı, Mehmet Yaman, Yemliha Çırdı, Bekir Mutlu, Sami Kurbay’dan söz ettik. Aklımızda kalan ve hayatta Ahmet Doğan Işık, Sancar Uçar, Sevim Özbay, Osman Nuri Turgutoğlu, Emin Berberoğlu, Sami Temel, Osman Çalık, Doğan Oğuzkaya, Muammer Tacettin, Lütfü Altuntuğ, Mehmet Baktır, Tevfik Fikret Göncüler, Yavuz Savaşer’e bir parantez açtık; kapatılmaması umuduyla.
**
Tabii, konu okul olunca hocalarımızdan da söz etmedik desem yalan olur. Kimini övdük, göklere çıkardık, kimini biraz da olsa “haşladık!”. Öyle ya da böyle tüm eli öpülesi hocalarımız, başımızın tacı idi. Sanırım Nurşen Hanım (Özturçalı) hayatta kalan tek o. Nurşen Hocamıza sağlık günler diledik.
**
Lise’nin toplantı salonunda, kısa da olsa bir etkinlik düzenlendi. Etkinliği de Kayseri Lisesi Mezunlar Derneği yaptı. Bizleri bir araya getirdikleri, buluşturdukları için çok teşekkür ederiz. Saygı duruşu, İstiklal Marşı ve Kayseri Lisesi Marşı ile açılan toplantıda Başkan Ömer Uzunoğlu kısa bir konuşma yaptı. Arkasından yine dostumuz, avukat Mehmet Savruk konuştu.
**
Savruk’un, “Sakarya Savaşı” şehitlerinden söz etmesi beni rahatsız etti, doğrus. Demek ki, daha o noktada duruyorlar. Demem ki, böyle bir şeyin olmadığını anlatamamışım. Oysa bunun aslı esası; ortada bir belge yok. Birisi bir kuyuya taş attı, kırk akıllı çıkartmaya uğraşıyor ama nafile.
**
Mesela, bu yalanı uyduran ve “destek verenler”, şunu idrak edemezler mi? Toplantının açılışında coşku ile okuduğumuz Kayseri Lisesi Marşı’nı 1922-1924 yıllarında Lise’de edebiyat hocalığı yapan merhum Faruk Nafiz Çamlıbel yazdı. Doğru mu? Doğru…
**
Hocamızın, bir yıl önce gerçekleşen (1921) “şehitler” hikayesinden hiç mi haberi yoktu? Ya da hiç mi haber vermediler? Öyle ya şehitlerimizin “mübarek tenleri!” henüz soğumamıştı bile.
**
Kayseri Lisesi Marşı’nın yazan, güçlü şair Çamlıbel, şehitler için de bir “Kayseri Lisesi Şehitleri” başlıklı bir miktar dize düşemez miydi? Elbette düşerdi.
**
Uyduranlar herhalde bunu farkına vardılar, Çamlıbel “Lise marşını şehitler için yazdı” demeye başladılar. Öyle ya “uydurduklarına” bir destek bulmak zorundaydılar. Tabii, bu arkadaşların, “şiir tahlilleri” ile ufak bir bilgileri, ilgileri olsaydı, “Lise marşının” uzaktan, yakından şehitlerle ilgisi olmadığını görürlerdi.
**
Öyle olsaydı; Marşımız;“Kayseri Lisesi’nin cennete koşan gençleri!” diye başlardı; “Önünüzde vaat edilen cennet var!” falan diye devam eder; “Sizleri âgûşunu açmış bekliyor Peygamber!” diye biterdi, mesela. Ya da Marşın başına, “Lise şehitleri hatırasına” yazardı; tıpkı merhum Akif’in, İstiklal Marşımızı, “Kahraman ordumuza ithaf” ettiği gibi.
**
Tevilsiz, tefsirsiz, gençlere umut aşılayan, nurlu gelecek vaat eden bir marş şehitler için nasıl yazılır? Allah aşkına biriniz söyleyin? Yâ hû bu kentte, bu Lise’de hiç mi edebiyat hocası yok? Tuncer Erten, Osman Sel, Bekir Oğuzbaşaran ve Yekta Yıldız hocalarıma soruyorum, Allah aşkına söyleyin, bilim aşkına söyleyin bu içerikte, böyle bir marş, “şehitler” için yazılmış olabilir mi? İnanın çıldıracağım. Şimdi de bir yalana, bir başka yalan ile destek arıyorlar.
**
Dinlememek için dışarı çıktım hem de ilaç alma vaktimde gelmişti. O nedenle, aziz dostum Eyüp Özbay hocamın kısa, çok duygusal konuşmasını dinleyemedim. Hocamız umarım bağışlar.
**
Sonra yedi arkadaş ve Ankara’dan gelen üç misafirimizle, “sac kebap” yemeye gittik. Sağ olsun, kesesi bereketli kılınsın Şevket, güzel bir ev sahipliği yaptı. Yemek sonrası bir saate yakın sohbet koyulaştı, kebapçıda. Öyle bir hal aldı ki, müşteriler gelmeye başladı, biz hala muhabbete devam ediyoruz. Neredeyse sahibi “gidin artık diyecekti!”
**
Derken, “artık kalkalım!” dedik. Dükkan sahibinden özür diledik, kalktık. Zaten Fiğenlerin de Ankara’ya dönüş vakitleri gelmişti. Bir sonraki yıl görüşebilmek umudu ile ayrıldık. Ben de Oğuzmert ile kol kola girdik, Millet Caddesi’nde yürümeye başladık; bir yandan da “siğim siğim” yağmur yağıyordu. Bu vesile ile de epey sohbet ettik, yürürken. İş Bankası Yayınevine girdik, birer kitap aldık. Arada sizlerde uğrayın, çok güzel, değerli kitaplar var.
**
Derken, “pastırmacı Mehmet’e (Akçakoyunlu)” uğradık, birer çay içtik. Tabii, mutadı veçhile Mehmet’de pastırma ikram etti ama eskileri gibi değildi, tam bir jilet gibi, baktın mı karşını görüyorsun. Mehmet de pastırma doğramada epey ustalaşmış. Yani, demem o ki, “yuttuk!” sanmasın. Haksız da değildi, iyi bir pastırmanın kilosu dört bin liraya yaklaşmıştı…
**
Mustafa’yı buradan uğurladım, yağmurlu bir ilkbahar günü. Ben de yağmur dinince eve doğru hareket ettim. Yolumun üzerinde, Beko bayii, Faruk Ergan dostuma da uğradım. Hem bir-iki laf ettik, hem bir bardak çay içtik, hem de biraz dinlendim.
**
İşte böyle, mezuniyetimizin altmış ikinci yıl dönümünü yedi arkadaşla böyle kutladık. Bakalım seneye görüşebilir miyiz?
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR VE ERCİYES 38 FK, YENİDEN YAPILANDIRILACAKMIŞ!
Mustafa Göçer
OKUL BAHÇESİNE 350 FİDAN
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
HEMŞİRELERİMİZ HAK ETTİĞİ DEĞERİ BEKLİYOR
KADİR DAYIOĞLU
SIRADA TÜRKÜLER VAR
Ali Rıza Navruz
SİTEMNÂME.. /16-19/
Mustafa Mete ÖZPINAR
SADAKAT ve MUTLU AİLE NİĞMETTİR
Şaban Külhancıoğlu
MAHALLEMİZ 'BİR TANE'YDİ
Ahmet Sıvacı
ANNELER GÜNÜ ÖYLE Mİ?
Faruk Ergan
KİMSE DUYMADAN
Bekir Oğuz Başaran
DEĞİŞMEM GAZELİ