Geçen gün, Eyüp Özbay ve Mustafa Ekinci hocalarımla, Dedeman Parkı içerisinde bulunan, restorasyonu tamamlanmış, henüz açılışı yapılmayan ama hizmete açılmış, “kültür ve sanat merkezi” olarak kullanılan Nazmi Toker İlkokulu’nu gezdik. Mutadı veçhile, ziyaret anısına bir de fotoğraf çekindik.
**
Merkezin müdiresi bizlere yeni yapılanmayı tanıttı. Müdirenin, bir sanat kadını olması da kayda değer. Gerçekten güzel olmuş. Binayı yıktırtmayan, ihya eden Melikgazi Belediyesi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu ve ekibini kutluyorum. İçerisinde bir miktarda olsa tuzum bulunan, güzel bir parkın içinde, güzel bir bina kazandırdılar bize.
**
Biblo gibi bir taş bina. Tabii, bu vesile ile yine güzelim o eski “Kömürlük Mektebi”ni (Ticaret Lisesi) de yıkmasalarmış… Bu katliamı yapanların, elbette iki elimiz yakalarında olacak, lanetle anılacakları.
**
Tabii, bu vesile ile binanın banisi merhum Vali ve Belediye Başkanı Nazmi Toker’i (18.07.1932-15.08.1936) saygı ve rahmetle andık. Önemli fakat, siyasal nedenlerle unutulan/unutulan merhuma da bir parantez açtık.
**
Yıllardır Milli Eğitimimize hizmet veren, anılarla yüklü, güzelim taş binanın bir özelliği var. Bu bina, kamunun hiçbir katkısı olmadan, merhumun vasiyeti üzerine “terekesinden” yapılmış. O nedenle de çok önemli. Başka bir örneğinin bulunabileceğini sanmıyorum. Bir kamu görevlisinin, kendi parası, ile böyle bir yatırım yapması.
**
Ankara Karanfil Sokak’ta bulunan ve bugün Kızılay tarafından kullanılan binayı Kızılay’a bağışlayan Toker’in yine vasiyeti üzerine, yine “terekesi”nden Isparta’da da bir okul yapılmış, ölümünden sonra. Demem o ki, “bilâveled” Toker, kamu görevini kullanarak, taptırtmamış bu okulları.
Asker kökenli, “kuvayımilliyeci” Nazmi Toker (İstanbul, 1875- Ankara 1956) “Tek Parti Döneminin” vali ve belediye başkanı olunca, sağ kesimin yoğun eleştirilerine maruz kalmış birisi. Mesela, “kentte bastonun dokunduğu yer yıkılırdı” türünden yakıştırmalar bile yapıldı.
**
Oysa, Gaziantep, Kayseri ve Sivas Valiliği görevinde bulunan merhum Toker’in çok çalışkan ve yorulmak nedir bilmezmiş; Kayseri’nin, bilinen ilk imar planının da bu döneme ait olduğunu ilk defa duyuranlardanım. Bunu bilgiyi de bana Hüseyin Cömert Hocamız vermişti bana. Cömert’in de kıymetini bilelim. Özellikle, Turan’dan Endürlük’e kadar uzanan yay kesiminin tarihini onsuz yazamazsınız.
**
Plan müellifi de hemşerimiz Tavlusun’lu, “Çaylakoğullarından”, Mimar-Şehircilik uzmanı Burhanettin Çaylak. O nedenle, literatüre “Çaylak Planı” diye girmiş. Suat Çubuk tarafından hazırlanan, “Kayseri’nin Cumhuriyet Dönemindeki İlk Kent Düzenlemesi” çalışmasını tavsiye ederim, özellikle belediyecilere ve kent ile ilgilenenlere.
**
Bu uzun bilgiyi şunun için verdim: Ziyaretimizde binada Nazmi Toker ile ilgili bir not göremedik. Hayret ettim! Oysa, Palancıoğlu Başkan, söz vermişti, binada Nazmi Toker’in isminin yaşatılacağını. Nedenini bilmiyorum. Kim bilir belki de hazırlık yapılıyordur.
**
Değerli Başkanım, binanın içinde ya da dışında binanın banisi, merhum Toker’in kısa bir özgeçmişini anlatan bir plaket asın. Hatta bu merkeze onun adını verin. Açıkça söyleyeyim, “Tek Parti Dönemine” ait bir zat diye görmezlikten gelmeyin. Aksi, “ideolojik” yaklaşım olur, Başkana ve Belediyeye yakışmaz.
**
Bunu yaparsanız, ahde vefa ve kadirşinaslık örneği verirsiniz. Unutmayın, yine tekrar ediyorum, bu binanın banisi merhum Nazmi Toker ve “terekesinden” yapılmıştır. Kamunun hiçbir katkısı yoktur; merhumun hatırasına saygı duymak, aziz hatırasını yaşatmak gerekir.
**
Ben de Palancıoğlu başkanın, bu duygu ve düşünce içerisinde olduğunu, çevrenin etkisi altında kalmayacağına inanıyorum.
**
Ha bir de bizde çok eksik olan bir şey daha var. O da şu: Mutlaka, binanın restorasyon planını hazırlayan bir ya da birkaç müellif var, işi yüklenen de… Onların ismini de mutlaka bir plaketle yaşatın, “Başkan Palancıoğlu’nun Başkanlığı döneminde Melikgazi Belediyesince restorasyonu yapıldığı ve hizmete açıldığı” notu da “Kent Hafızası” için çok önemli.
**
Hatta Dedeman Parkı’nın da yapıldığı dönemi ve Başkanın adı da mutlaka bir levhada belirtilmeli. Dostlar, “kent hafızası” için önemi ve çok güzel şeyler bunlar. O nedenle, kamuya ait binaların, mekanların “hafızaları” geleceğe böyle aktarılır. Mesela, Vilayet binası hangi vali/valiler zamanında yapıldı bilen var mı? Yine mesela, ERÜ tarihi için sağlıklı bir metin bulabilir misiniz? Daha dün olan şeyler, bunlar.
**
Biz de çok eksik olduğu için, bu anımsatmayı yaptım. İsterseniz güzel bir örnek vereyim: Bürüngüz Camii mimarı (Cevat Ülger), kontrol mühendisi (Süleyman Sırrı Yücel) ve kalfası bir mermer üzerine yazılmış. Çok da güzel olmuş.
**
Bunu yaygınlaştırmak gerekir; ayıbı günahı yok. Ayıp olan, hiç ilginizin olmadığı, hak etmediğiniz mekanlara, “hatıra-gönle”, “siyasi/ideolojik yandaşlığa” göre isim verilmesi.
**
Gerçekten bina da park da çok güzel olmuş. Palancıoğlu Başkanı ve ekibini kutluyorum. İnanın bunlar, çölde bir vaha gibi…
Ahmet Sıvacı
ANNELER GÜNÜ ÖYLE Mİ?
Mustafa Göçer
DOĞA KÖRLÜĞÜNDEN UYANMALlYlZ
Ali Rıza Navruz
SON GECE UYKUSU
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR İÇİN “OLMAK YA DA OLMAMAK!” ZAMANI!
Faruk Ergan
KİMSE DUYMADAN
Şaban Külhancıoğlu
YERYÜZÜNÜN YEDİEMİNLERİ
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
YAŞLILIĞIMDA BENİ YALNIZ BIRAKMA…
KADİR DAYIOĞLU
DEPREMSELLİK
Mustafa Mete ÖZPINAR
İSLAM ŞİİRİ
Bekir Oğuz Başaran
DEĞİŞMEM GAZELİ