Osmanlı sosyal tarihi ve kamu hukuku alanlarında yüksek lisans ve doktora yapan; modern Türkiye ve Türk siyasi tarihi üzerine çalışmalarıyla bilinen, Prof. Dr. Rıdvan Akın’ın tartışmaya açık kısa bir makalesini köşeme taşımak istiyorum.
Şahsen ben, bu konuyu hiç bilmiyordum. Cehlime bağışlayın. Bakalım, dostumuz, tarihçi, Osman Selim Kocahanoğlu ne diyecek?
Elbette kurucu ve Gazi Meclis’in üyelerini inkar edecek değiliz. Fakat gerçekleri de bilmek zorundayız. Nûr içinde yatsınlar. Hepsi bir er kahramandır. Metni kimden alıntı yaptığımı, not etmemişim. Acaba bizim Fikret Kahraman Hoca olabilir mi?
Tabii, iki anımsatma yapacağım; Hüseyin Avni Bey, merhum Nurettin Topçu’nun kayınpederi; merhum Nihal Atsız da merhum Rıza Nur’un “evlad-ı maneviyesi”. Hem Topçu’nun ve hem de Atsız’ın Atatürk ve devrimlerine sıcak bakmadıklarını biliyoruz. Topçu Hocamızı yakından tanıma fırsatı buldum. Atsız’ı romanlarından ve yazılarından tanırdım, o kadar. Şüphesiz, ikisi de birer ahlak timsali.
“Bilindiği gibi Hüseyin Avni Bey İkinci Grubun kurucularından biridir. Bana göre grubun temel siyasi dürtüsü Mustafa Kemal Paşa’nın önlenemez yükselişinin önünü kesmekti. [Biliyorsunuz, hemşerimiz Rifat Çalıka da gruba mensup. O da Adliye vekilliği yaptı.]
Önce bir tespit yapmak isterim. Birinci Meclisteki Erzurum milletvekilerinden hiçbiri İkinci Meclise seçilememiştir. Erzurum yeni bir kadro ile mecliste temsil edilmiştir. Bu yeni isimler Mustafa Kemal Paşa’nın gösterdiği adaylardan oluşuyordu.
Bunun nedeni Erzurum Kongresinden Birinci Meclisin seçim kararı almasına kadar vilayetin temsilcileri çoğunlukla Mustafa Kemal Paşa’nın karşısında yer aldılar. Milli kurtuluş savaşı boyunca Vilayetin Ankara’ya gönderdiği siyasal elit Mustafa Kemal Paşa’ya itimat etmemiş, o da bu çevreyi tasfiye etmiştir.
Bunun çok tipik bir örneği Erzurumlu hukuk profesörü Celaleddin Arif Bey ve Hüseyin Avni Bey’in bölgede özerk bir yönetim kurma girişimidir. Celaleddin Bey’in ihtisas alanı hukuk-u esasiye ve hukuk-u düvel idi: Anayasa ve devletler hukuku.
Celaleddin Arif bu tarihte Meclis İkinci Başkanı ve Adliye vekilidir. Hüseyin Avni Bey ile birlikte incelemelerde bulunmak üzere Meclis’ten 3 ay izin alırlar. Erzurum’a giderler.
Celaleddin Arif, 22 Eylül 1920'de Ankara’ya (Mustafa Kemal Paşa’ya) çektiği telgrafta; Erzurum halkının artık "kendi kendisini idare etmek" (özerklik) istediğini ve yerel bir yönetim kurulmasının tek kurtuluş çaresi olduğunu açıkça belirtmiştir.
İki milletvekili, Vilayet idaresinin Ankara'dan bağımsız, geniş yetkilere sahip yerel bir heyete devredilmesi için bölgedeki muhalif memurlar ve Albayrak Gazetesi çevresiyle birlikte hareket etmekteydiler.
Planlarına göre, Celaleddin Arif Bey Vilayat-ı Şarkiye genel valisi, Hüseyin Avni Bey ise Erzurum valisi olacaktır. Bütün bu olanlar Karabekir Paşa’nın Ermenistan harekatı sırasında gerçekleştiğini de belirteyim.
Bu girişim, Ankara Konvansiyonunun hükümranlık alanından bir kısmına ademi merkeziyetçilik görüntüsü altında el koymak anlamına geliyordu. Teşebbüs Karabekir Paşa-Mustafa Kemal Paşa’nın ortak müdahalesiyle bastırıldı.”
Değerli dostlar, tarih özellikle yakın tarih bilmezsek ne Atatürk’ü ve ne de devrimleri anlayabiliriz.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
DİYARBAKIR’A NEDEN POZİTİF AYRIMCILIK YAPIYORSUNUZ?
Mustafa Mete ÖZPINAR
İNSAN ÇOK ZALİM, ÇOK CAHİL ve ÇOK GADDARDIR
KADİR DAYIOĞLU
30 AĞUSTOSA KOLAY GELİNMEDİ DEVRİMLER KOLAY YAPILMADI
Ali Rıza Navruz
UCU AÇIK DELLENME
Mustafa Göçer
BİYOTİK POMPA TEORİSİ VE ORMANLAŞMA SÜRECİ ÜZERİNE
Mehmet Arpa
BEDEN DİLİNİZ NE ANLATIYOR?
Mustafa Cengiz
MAĞLUBİYETİN TELAFİSİ VAR… YETER Kİ TAKIM OLABİLELİM!
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
TERÖRSÜZ TÜRKİYE - YA DA SİLAHSIZ İSTİLA
M. Kemal Atik
İRADESİNİ KAYBEDEN İNSAN, KENDİSİNİ KAYBEDER
Nilgun Batıyeli
TEK VE EŞSİZ 30 AĞUSTOS