Bahar geldi. “Mart dokuzu”, “dokuzun dokuzunu” atlattık, gözler “Abdul beşini” beklerken, erken gelen bu soğuk neyin nesi? Meteoroloji’nin verdiği bilgilere göre, sıcaklık eksi değerlere düşecek, “don tehlikesi” kapımızdaymış. Desenize, bu sene de meyve yiyemeyeceğiz. Ne yapalım, canımız sağ olsun! Sanki ucuza yiyormuşuz gibi.
**
Yine bu günlerde, köşemde, adeta rutin haline geldi, Hisarcık, Kıranardı, Erciyes, Kadir Has Kent Ormanı, bağlar ve bahçelerin içme ve sulama suyu konusunu sık sık gündeme getiriyorum. Bu, ne kadar yansıma bulur, bilemiyorum. Amacım; mevcut su potansiyelinin etkin ve verimli kullanılmasına katkıda bulunmak. Bu, bölge için hayati bir konu. Duyarsız kalmamak gerekir, diye düşünüyorum.
**
Bazen, haddi aşan yazılarımda, bundan başka kastım olamaz; ayrıca, aktif olarak üç ay yararlandığımız, meyvesini eş-dost-akraba, konu komşu ile yediğimiz meyve ağaçlarımı sulasam ne olur, sulamasam ne olur! Kaldı ki, işin maddi külfeti de ”işin cabası”. Bilen bilir, elmanın kilosunu piyasanın kat be kat üzerinde yeriz. Altını çaldığınızda “bağa” bir servet harcanır ama çoğumuz farkına varmayız maalesef.
**
Şehrin “yillisiyim”… Kırk yılı aşkın süre, rahmetli kayınpederden kalma “bağa göçeriz”, Hisarcık Ketenlik’te. Çocukluğumuzun bir bölümü yine Hisarcık altındaki Reyhan Bucağı’nda geçti.“Gülle” de altı yıla yakın “kabalcı”ydık. Yani demem o ki, Hisarcık-Kıranardı ve bunların eteğinin yetmiş beş yılına aklım iyi erer. Sakinlerini de çok iyi bilirim. Buralardaki yaşayışları da. Derelerini, tepelerini de… Sulama suyu kavgalarını da…
**
Mesela, Hisarcık halkının yaşadığı Adem Ağa sendromuna aklım erer. Adem ağanın Gürle’de ki bağına, en az kırk sekiz saat su akardı. Bir o kadar da dayısı Mehmet Soyışık’ın (Işık pazarı) bağına da.
**
Hisarcık’ta köylü, geçim kaynağı “baldırcan”ına, “Çakıl Sokağın fasulyesine, bostanına su bulamazken; buralar temmuzun sıcağında kavrulurken, “ağaların bağları” günlerce su akardı. Köylü de bu suyu “kesti” mi ya da “çaldı” mı, bir ton sopa yerdi Jandarma’dan. Tabii, “Adem ağanın” hatırına… İşte, “Adem ağa sendromu” denilen şey buydu…
**
Bırakınız köylüyü, niyetlinin yani “konu-komşunun” bağına sıra gelmezdi, ağalardan.“Gülle” de, “Barenin Ahmet” emmi vardı. O, biraz “kabdayı” birisiydi… Oğulları gömlekçi Yavuz abi ve arkadaşım Hamdi de öyleydi… Bunlara ses çıkartamazlar, bir iki saat su almalarına izin verirlerdi, falan…
**
Bir de “sucular”, her semtte, bir iki tane bulunan “ağalara” su vermeye can atarlardı. Mükellef sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemekleri sunulurdu. Muhtemelen, “cep harçlıkları” da verilirdi. Hatta, o güzelim çayırlıklarda da, altlarına bir savan serilir, “kıvrılıp” yatarlardı…
**
Herhalde içimde ukde kalmış olacak ki, “bağ sulamaya” çok meraklıyım. Rüyamda, “gürül gürül” akan sularla bahçemizi halen sularım… Öyle ya, yaz başına kadar Kıranardı argından gelen bol su ile iki kez ancak sularız, bahçemizi. Yazın mevsimde su inmez, mahalli deyişle “iş görmez”di…
**
İşin daha da acısı, bahçe duvarımızın dibinden Hisarcık suyu akar ama bizim bahçenin “kodu” yüksek olduğundan hiç mi hiç yararlanamayız. Su aktıkça duvarımızın dibinden, içim cız eder ama nafile. Dolayısıyla biz de, özellikle genç ağaçları içme su ile sularız temmuz ve ağustosta. Kullandığımız içme suyu da her seferinde 3-4 ton civarında olur…
**
Üç kuyum var, birisi aktif. Bir de toplam on dört tonluk depolarım var. Toplamı otuz beş ton kadar. Yılda, Kıranardı suyu ile bunları doldurabilirsem, yüz tona yakın su depolarım. Ayrıca, deterjanlı olmayan ve tuvalet dışındaki musluklardan elde ettiğimiz suları bidonlarda toplar, dikmelere, çiçeklere, çayıra veririz. Buna rağmen, yılda yüz tona yakın su kullanırız şebekeden. Bir de, kışın, komşumuz, hayvanları için, bizim evden su kullanırlar. Ha, bir biz mi böyleyiz? Diğerleri ne yapar bilmem ama yaz boyu Kıranardı argından bir damla su gelmez bizim oralara.
**
Demek ki bu “su yönetimi” sayesinde, bu kadar “içme suyu” tasarrufu yapmış oluruz her yıl. Parasal boyut önemli değil, kullanılmayan su önemli. Bu vesile ile bağ/bahçesi olanlara bu tür tasarrufları öneririm. Zira su, ciddi bir sorun, tüketici olarak katıda bulunmak zorundayız.
**
Buradan Başkanlarımız Büyükkılıç’a bir hatırlatma yapmak istiyorum. Tabii, yaptığı Öküz Çukuru göletinin sızdırmazlığını bir türlü beceremeyen DSİ 12. Bölge yetkililerini de. Bunlar, kusura kalmasınlar, bittiğinden beri su tutmayan Gölet’in öneminin farkına varmaları gerekir artık.
**
Dostlar, inanın konu benim konum değil. Üzerimden, hayati bir sorunu aktarmak istiyorum, sizlere. Yoksa bahçemizin parselasyonunu yaptırtır, üç beş parsel sahibi olurum, geçer gider. Bu sayede, her yıl, yüz bin liraya yakın yaptığım masraftan kurtuluruz. Evladım gibi gördüğüm ağaçları da keser, “sobalık” yaparım. Ama bunu derken de canım cız! diyor.
**
“Tekir bölgesinin” sulama sularını etkin ve verimli kullanabilmek ve dolayısıyla, çok kıt olan içme suyundan tasarruf yapabilmek, Hisarcık ve Kıranardı sulamalarını, entegre bir proje olarak düşünmekle mümkün.
**
Hemen belirteyim, Öküz Çukuru da su tutarsa, iki sistemden birbirine su transferi, “cazibe” ile mümkün. Arazi buna müsait. Tabi bu yetmez ayrıca; su kayıplarının en fazla olduğu “arkları” da entegre bir biçimde yeniden projelendirmek, mevcutları rehabilite etmek gerekir. Bu yapılsın, inanın KASKİ, çok rahatlar.
Mustafa Cengiz
TFF 1. LİG TAKIMLARI DA BORÇ BATAĞINDALAR!...
Faruk Ergan
UTANMALISINIZ
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
HESAP VERECEĞİNE İNANAN, ZULMÜ MEŞRULAŞTIRAMAZ!
KADİR DAYIOĞLU
LEYLEKLERİ DE KÜSTÜRDÜK!
Mustafa Göçer
FİDANLAR DİKELİM. ŞEHİRLER RENKLENSİN
Ali Rıza Navruz
BIRAKIP DA GİTTİN NEDEN
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
İLETİŞİM KOPUKLUĞU -2
Mustafa Mete ÖZPINAR
ZULÜM ALTINDA EZİLENLER
İhsan Görücü
BİLMEDİĞİNİ BİLMEYENLERİ GEÇECEKSİN
M. Kemal Atik
Tasavvuf Terminolojisinde VECD