Malum S/açılım süreci devam ediyor.
Birileri gidip geliyorlar İmralı’ya.
40 Yıllık terör elebaşı oldu mu size Barış Güvercini.
Oldu mu size Kurucu önder!...
Hali ile de tepkiler çığ gibi.
Ama kime ne diyorsun?!...
İster adına yerli işbirlikçiler deyin, isterseniz “Analar ağlamasın” diye yıllarca küfür ettikleri, oy devşirdikleri karşısında durdukları insanların yanına geçmeyi başaranlar sayesinde tablo ters-yüz olmuş durumda ülkemizde.
Kim yerli ve milli anlamak ne mümkün.
Malum kurt bulanık havayı sever.
Şimdi tam o günlerdeyiz.
Hava puslu mu puslu.
Herkes birbirinden şüphe ediyor.
CHP’nin durumu malum.
Bu arada bir de Feodal ağaların talepleri var.
Feodal ağalar, geniş toprakları ve üzerindeki nüfusu kontrol eden, Orta Çağ'daki derebeylik sisteminin modern veya bölgesel kalıntılarını temsil eden figürler olup köylüler ve marabalar bu düzen içinde ağaya bağımlı çalışır.
Ağa, otoritesi altındakiler üzerinde siyasi, ekonomik ve adli bir güç kurar.
TÜRKİYE YENİDEN
DİZAYN EDİLİYOR!
Türkiye’de siyaseti yerle yeksan ettiler.
Sıra Türkiye’nin toprak bütünlüğünde.
Anaya değişikliği en önemli adım.
Ardından federasyon, konfederasyon, yeni devlet kuruluşu ve daha neler neler var.
Aceleleri yok.
Soğuk suda ısıtılan kurbağa misali.
Türk milletinin altındaki kazan kaynıyor.
Ağır, ağır, demleniyorlar…
Peki gelinen nokta da neler oluyor?
Diyor ki DEM Partili Ahmet Türk: “‘Kürtler ne istiyor?’ diyorlar. Kendimden örnek vereyim;
Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum. Kimliğim yok, dilim yok, halkım yok sayılıyor."
Evet…
Ortada ciddi bir sorun var.
Türkiye ve Türk insanı yeniden dizayn ediliyor.
Türkiye 100 yıl öncesinin Türkiye’sine çevrilmek isteniyor.
Kimisi farkında, kimisi gırgırında ama.
Kimi de küpünü doldurmakla, ülkeyi soymakla-soydurmakla meşgul.
Biraz daha bazı şeylere “Dur” demezse bu millet epey geç ve faturası da çok ama çok ağır olacak…
TOKAT GİBİ CEVAP!...
Peki bu şahsın söylemlerine karşı hiç mi dimdik duruşu ile tokat gibi cevapları ile ortalığı yıkan.
Elbette ki de var.
Bakın.
KBB Uzmanı Hüsnü Bozkurt@HsnBozkurt
ADD Genel Başkanı
25-26. Dönem CHP Konya Milletvekili
Peki ne diyor bu açıklamalar karşısında?
Ahmet Ağa; söze "Kürdistan" diye başladığına göre kafanda çoktan bölmüşsün Türkiye'yi, kendini 86 milyonla aynı ülkenin yurttaşı olarak görmediğin de ortada.
Ama kimliğini, dilini, halkını yok saydığını söylediğin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin verdiği hakları kullanıp tam 6 dönem milletvekili olmuş, tam 6 kez "Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma namusum ve şerefim üzerine ant içerim" diye yemin etmiş, arada belediye başkanlığı da yapmışsın.
84 yaşındasın, o beğenmediğin Cumhuriyetin sağladığı güven içinde bilmem kaç odalı şato benzeri Kasr-ı Kanco'da 8 çocuğun ve geniş ailenle köylerindeki marabalarının ürettikleriyle bir elin yağda bir elin balda yaşamışsın, yaşıyorsun ve "KÜRT SORUNU BENİM" diyorsun, öyle mi?
El insaf Ağa, el insaf!
Senin yaşında pazar artıklarından rızık toplamak zorunda bırakılmış 17 milyon emeklimiz 20 bin lira aylıkla geçim savaşı veriyor, çocukların yaşındaki 12 milyon emekçimiz 28 bin lira asgari ücrete talim ediyor, torunlarınla yaşıt işsizlikten kırılan milyonlarca gencimiz kapağı yurt dışına atabilmek için konsoloslukların vize kuyruklarında ömür tüketiyor...
Sahi, ne önerirsin bu insanlara, nasıl tanımlasınlar sorunlarını? Örneğin, "TÜRK SORUNU" deseler olur mu? Olmaz tabii ve kimse de demez, emin ol! Çünkü,,bu memlekette hemen herkes sorunun etnik köken ya da inanç sorunu değil, hukuksuzluk, adaletsizlik ve beceriksiz, basiretsiz yönetim sorunu olduğunu bilir!
Sen de öğrensen iyi olur Ağa. Ne de olsa "Öğrenmenin yaşı yoktur" denilmiştir.
ASIL SORUN SENSİN!
Bu konuya dair bir de onu dinleyelim mi?
Erdem Atay@medreyata Ahmet Türk şöyle diyor: “Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum, ama kimliğim yok, dilim yok. İşte Kürt sorunu benim!”
Bak Ahmet Türk…
9 köyün ağasısın, milyonlarca paran var, yüzlerce mülkiyetin ve toprağın var, 21 yıl bu ülkede milletvekilliği yaptın, her ay 100 binlerce lira maaş alıyorsun, misafirin gelince 600 kişilik yemek hazırlıyor, 42 oğlak kesiyorsun, bir şehrin belediye başkanlığını yaptın, tutuklandın, yargı kararı olmadan birinin söylemesiyle cezaevinden çıktın, Kürt’üm diyorsun, istediğin yerde Kürtçe konuşuyorsun, bu ülkenin gariban çocuklarının görmediği sahillerde çocukların torunların görüyor, son model arabalara biniyorsun, …İşte Kürt sorunu sensin Ahmet Türk!”
BU İŞİ KÖRÜKLEYENLER…
Malum bu ülkede Türkler hariç herkes elini kolunu sağlayarak geziyor.
Milyonlarca Suriyeli Türkiye’nin dört bir yanında cirit atıyor.
Sınırlar kevgire dönüşmüş durumda.
Bir de kendini bu ülkenin Valisi gibi gören reziller var ki sormayın gitsin.
Adam çıkıyor, Türkiye’nin Laik-Cumhuriyet sisteminin değişmesi gerektiğini ve Osmanlı dönemindeki “Tek adam” düzenine geçilmesinin şart olduğunu ifade ederek, bunun için ülkemizde taraftar toplamaya, iktidara yanlamaya, el altından bölümünü geçtik, açıkça ve alenen destek veriyor.
Bu adamlar bu ülkede nasıl itibar görüyor hayret etmemek elde değil.
Bakın bu konuda ne diyor Hüsnü Bozkurt?
“Bakanınız için gösterdiğiniz bu hassasiyeti; aylardır ülkemizde ve bölgemizde “sömürge valisi” edasıyla dolaşan, boyundan büyük laflar edip ulus devletimize, laik cumhuriyetimize, milletimize, vatanımızın bütünlüğüne ve bağımsızlığımıza saldıran, hatta işi Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na meşruiyet verme hadsizliğine kadar vardıran, çoktan Persona Non Grata ilan edip ülkesine göndermeniz gereken ABD Büyükelçisi kılıklı Tom Barrack adlı pedofil için de gösterseydiniz keşke…”
YA BUNLARA NE DEMELİ?
3 Mart 1924 tarihli 430 sayılı devrim kanunu Öğretim Birliği Yasası ile medreseler kapatıldı. Bu yasaya göre Türkiye’de tüm eğitim ve öğretim kurumlarının Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olması gerek.
Olay şu; Batman'da Âlimler ve Medreseler Birliği (İTTİHADUL ULEMA) bünyesindeki medreselerde Arapça medrese eğitimi alan 62 kız öğrenci için icazet ve mezuniyet programı düzenlenmiş.
Bu tabloya parmak basıyor Hüsnü Bozkurt ve diyor ki; Sayın Cumhuriyet Savcıları, elbette biliyorsunuzdur, meslek ünvanınızın önündeki “Cumhuriyet” ibaresi tüm devlet görevlileri içinde sadece size özgüdür.
Bu sizin dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey’in ifadesiyle- Cumhuriyeti ve devrimleri korumak için gerektiğinde Cumhurbaşkanı Atatürk’ü bile sorgulayabileceğinizi belirtir.
Türkiye Cumhuriyeti medreseleri kapatmış, tarikatları yasaklamıştır.
Bu görüntülerle ilgili olarak ne yapmayı düşünüyorsunuz?
BU DA CHP’YE DAİR GÖRÜŞLERİ…
İki dönem Konya milletvekilliği yapmış bir isim kendisi.
Diyor ki son butlan kararı ile ilgili olarak Hüsnü Bozkurt “Yetkisiz bir mahkemenin hukuksuz kararı ve polis marifetiyle oturtulduğunuz koltukta “GENEL BAŞKAN” sıfatını kullanacaksınız,
Kaybettiğiniz ve süresi içinde itiraz etmediğiniz 3 yıl önceki kurultayda delegelerin satın alınarak ahlaksızlık yapıldığını tek bir somut delil sunmadan söyleyip 1300 delegeye ve binlerce partiliye hakaret edeceksiniz,
Oylarını sattıklarını iddia ettiğiniz delegelerin 900’ünün verdiği kurultay imzalarını yok sayacaksınız,
Tüzük gereği düşmüş PM’yi toplayıp kararlar (!) alacaksınız,
Hukuken oluşmamış, oluştuysa da düşmüş MYK’nın tüzüğe aykırı kararı ile milletvekillerini ihraç etmeye kalkacaksınız,
Yanınızdaki bazılarının cemaziyüevvellerine bakmadan 15 aydır zindanda tutulan henüz ifadeleri bile alınmamış 13 yıl beraber yürüdüğünüz insanları yargısız infaz edip “arınılması gereken kir” olarak yaftalayacaksınız, Seçilmiş Meclis Grup Başkan Vekillerini görevden alıp yerlerine tüzüğe aykırı olarak atama yapmaya yelteneceksiniz,
111’i kurultay istemiş 138 kişilik meclis grubunun toplantısına başkanlık etmeye hevesleneceksiniz, Partiyi mahkemeye düşürenlerden (!) hesap sormaktan söz edip istifa eden PM üyelerine mahkemeyi adres göstereceksiniz,
Zaten iktidara yürüyen partiye çelme taktığınızın, sözlerinizle emperyal planlara ortak olduğunuzun, her yaptığınızla iktidarın değirmenine su taşıdığınızın görülmediği zannıyla herkesi kör alemi sersem sanarak “Arınıp iktidara yürüyeceğiz” diyeceksiniz,
Partinin binasını, parasını, sosyal medya hesaplarını, araçlarını, çalışanlarını, iletişim olanaklarını kullanacaksınız…
Ama; Belediye Başkanınız göz altına alındığında kılınızı kıpırdatmayacaksınız, Ağız dolusu laf saydıran iktidar partisi liderine tek söz etmeyeceksiniz, Sokağa çıkmayacak, meydanlarda olmayacaksınız…
Sonra da “SARAYIN ADAMI” denildiğinde üzüleceksiniz!!! Hadi canım…
SEYRETMEYE DEVAM MI?!...
Sanırım mevzu anlaşıldı.
Türkiye nasıl bir sarmalın içinde ve nasıl yeniden dizayn ediliyor.
İçinde din var, siyaset var, anayasa değişikliği, toprak bütünlüğü aklınıza ne gelirse hepsi mevcut.
Siz halen film izler gibi izlemeye devam mı edeceksiniz?!...
