Dün yazdığımız yazıya bugün farklı bir bakış açısı getiriyoruz.
Bu köşeyi takip edenler sanırım hatırlarlar.
NATO zirvesi için methiyeler dizenlerle, NATO’ya dair eleştiri yapanların karşıt görüşlerini vermeye ve kime, niçin, nasıl saygı duruşunda bulunduklarına dair de göndermelerde bulunmuştuk.
Biliyoruz ki birçok tespit maalesef sadece havada kalıyor.
Siz ne derseniz deyin, siz ne yazarsanız yazın yerli işbirlikçilere gerekleri anlatmanız imkansız.
Zira hem gözleri hem de basiretleri bağlı.
Daha da acısı kalpleri de mühürlenmiş durumda.
Kim dost, kim düşman bildikleri de yok.
Saltanatı ele geçirdiler ya.
Hilafeti geri getirecekler ya.
Osmanlı yeniden canlanacak ya!
Çingene deyimi ile “Bir günün beyliği beylik” diyerek talan ediyorlar her yeri.
ANITKABİR’E NEDEN GİTMEDİ?
Bugün bu sorunun cevabını arıyoruz.
Belki de gitmediği daha iyi aslında.
Dün yazdık o zatı muhteremin ne menen bir şahsiyet olduğunu.
Ama yine de içimize de bir kurt düşmedi değil!
Bakın bu konuya nasıl bir açıklık getiriyor Dr. Naim Babüroğlu@NaimBaburoglu?
“7-8 Temmuz 2026…
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’ya geldi.
Ziyaretinin iki ayrı başlığı vardı:
Birincisi, resmî ziyaret…
İkincisi, NATO Zirvesi…
Trump, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne atlı birliklerle götürüldü.
Devlet töreniyle karşılandı. Külliye’ye giden yolu bildi…
Ama, Anıtkabir’e giden yolu seçemedi.
SAYGININ GÖSTERGESİ…
Devam ediyoruz;
Basına yansıyan ilk ziyaret programında, Anıtkabir vardı…
Ancak, son programında Anıtkabir yer almadı.
Anıtkabir’in programdan neden ve kimin talebiyle çıkarıldığı…
Hangi gerekçeyle çıkarıldığı, açıklanmadı.
Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke liderleri, Atatürk’ün huzuruna çıkar.
Anıtkabir, yabancı devlet başkanları için sıradan bir ziyaret noktası değil…
Türkiye Cumhuriyeti’ne duyulan saygının ölçüsüdür.
HEPSİ DE ZİYARE ETTİ…
Türkiye’ye gelen tüm ABD Başkanlarının programında, Anıtkabir’i ziyaret hep yer aldı.
1959’da Dwight D. Eisenhower…
1991’de George H. W. Bush…
1999’da Bill Clinton…
2004’te oğul Bush, George W. Bush,
2009’da Barack Obama…
Anıtkabir’e çıktılar.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun huzurunda saygı duruşunda bulundular.
2004’te… ABD Başkanı George W. Bush, İstanbul’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi’ne katılmak üzere Türkiye’ye gelmişti.
Yani, geliş nedenlerinden biri NATO Zirvesi’ydi.
Zirve öncesinde Ankara’ya resmi ziyareti gerçekleştirdi.
Ve Anıtkabir’e gitti, Atatürk’ün mozolesine çelenk bıraktı.
Saygı duruşunda bulundu.
Ardından İstanbul’daki NATO Zirvesi’ne katıldı.
Liderin hüzünlü vedası, yüzyıllık ağaçların topraktan koparılışı gibidir.
Kökleri derinliklere yayılmıştır.
Çünkü zaferleri, devrimleri, mücadelesi; hem ulusunun hem de ezilmiş milletlerin kaderi olmuştur.
Hindistan’da 18 Kasım 1938, “Kemal Günü” olarak anılır.
Mısır’da yedi, İran’da 11 gün yas ilan edilir.
Çünkü Atatürk…
Emperyalizme karşı savaşmış…
Yıkılmış bir imparatorluğun enkazından bağımsız bir devlet çıkarmış…
Ezilen, sömürülen ülkelere bağımsızlık mücadelesinde bir meşale olmuştur.
Mustafa Kemal Paşa, kendisine yönelik İzmir suikastı girişiminin ardından, 18 Haziran 1926’da şöyle demişti:
“Alçak girişimin, benim şahsımdan çok kutsal Cumhuriyetimize ve onun dayandığı yüksek ilkelerimize yönelmiş bulunduğuna şüphe yoktur.
Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır.”
-Söylediği gibi oldu…
Naçiz vücudu toprak oldu.
Ama Cumhuriyet, tüm engellere ve nankörlüklere rağmen yaşamaya devam etti.
Ve Atatürk milletinin yüreğinde ölümsüzleşti.
ATATÜRK DÜŞMANLIĞI…
Uğur Mumcu (13 Ocak 1993, Harp Akademileri Konferansında diyor ki:
PKK’nın yurtdışındaki kendi yayınlarını inceledim.
İlk kez ikinci Cumhuriyet fikrini ortaya atan Abdullah Öcalan’ın bizzat kendisi olduğunu gördüm.
Çünkü, Türkiye gibi bir ülkede devleti kuran siyasal düşünce Atatürkçülüktür.
Bu düşünceyi, bu yollarla yıpratmak da örneğin PKK gibi terör örgütlerinin başlıca amaçlarıdır.
Öbür bir takım yazar çizer de bunları fantezi için, kendilerine dikkat çekmek için yapıyorlar.
Aslında söylediklerinin ipe sapa gelir bir tarafı yoktur.
Çünkü Cumhuriyeti bir sayaca bağlamak anlamsızdır.
-İkinci Cumhuriyetçiler ve eski solcu yeni liberal diye ortaya çıkanlar Uğur Mumcu'nun tarif ettikleridir.
Bunlar, Atatürk karşıtıdır, Üniter ve Ulus devlete karşıdır, PKK'nın hedeflerine hizmet eder.
Her yerde kendilerine yer bulurlar.
Atatürkçülüğü ve milliyetçiliği yadsıyarak solculuk yapma gafletine düşen bir sol,Türkiye’de hiçbir zaman başarılı olamadı, olamaz da…
Türk milliyetçiliği Türk halkının alın terini yabancı çıkarlara karşı korumaktır.
DURUM ORTADA…
Atatürk, hayatı boyunca hep emperyalizme karşı mücadele etti.
Şu anda emperyal güçlerin tezgahladığı oyunlar tam gaz devrede.
BOP projesinin bunun önemli bir ayağı ve tam gaz devam ediyor maalesef.
Birileri müstemleke valisi gibi davranıyor.
Birileri bu ülkenin bu ülkenin değil de başka ülkelerin bakanı gibi sadece tahsilat işleri ile uğraşıyor.
Halkın içinde bulunduğu durum ortada.
Seçim yoksa ne asgari ücretliye, ne emekliye adam akıllı zam yok.
Yatıp-kalkıp hallerine şükretsinler.
Başka milli eğitim bakanı olmak üzere Türkiye Cumhuriyetinin dinamikleri ile oynasın her gün.
Bayramlar eften püften gerekçelerle iptal edilsin.
Kutlamaları engellensin.
Atatürk’ün ismi, resmi, gerçek tarih kitaplardan çıkartılsın.
Tüm milli değerler tartışmaya açılsın.
Kurucu öndere kimi ayyaş desin, kimi de eli kanlı terörist elebaşı ile nerede ise eşdeğer tutmaya kalksın.
50 Bin kişinin katili meclise gelecek.
Üç beş vatan haini meydanlarda methiyelerle anılacak.
Caddelerin, sokakları ismi değiştirilecek.
Ne adına, ne için.
Seçimsiz, demokrasisiz ve bir daha sandığın olmadığı bir ülke hayali ile her şey planlanıyor.
Birileri sadece koltuklarını korusunlar, ölene kadar sefa sürsünler diye.
Bir de yakında babadan oğula, dama da geçerse bu saltanat hiç şaşırmayın…
Yazıklar olsun hepinize.
Bu ülkeyi, bu insanları getirdiğiniz hale.
Siz saltanat süreceksiniz diye insanlar inim inim inliyor.
Çöplerden yemek arayanı mı istersiniz, pazardan artıkları-sırtıkları toplayanı mı.
Bir de eksi büyüme diye bir tarihi buluş icat etti sayın bakan.
Türkiye büyüyor, hem de eski büyüme ile Almanya bile kıskanıyor bizi iyimi…
MİLLİ MÜCADELE DEĞİL,
KURTULUŞ SAVAŞI…
Unutmayın…
Unutturmayın…
Milli Mücadele değil,
Kurtuluş Savaşı…
En haklı ve en kutsal savaş…
Gerekirse bu millet bir kez daha gereğini yapacaktır…
