GÖNLÜMLE GEZİNTİ
^^
Haydi, öksüz gönlüm, senle kol kola;
Düşüp de yollara bir tur atalım.
Sapmayalım sakın, sağa ve sola,
Aşkın pazarında “vefa” satalım.
Bir duvar olursa bizlere engel,
Durup demeyelim, uzan bize el.
Önce verdik ama daha da bedel
Bedel istenirse boyun çatalım.
Sürülsün yüzümüz gururu kırak.
Yârin meclisinde alnımız ak-pak.
Sevdâ ateşine diyelim ki; “Yak..!”.
Dibe vurmak ise; tamam, bitelim.
Görürsek sapakta düş gülü yâri,
Sevelim, sanmasın bizi havâri.
El eder de derse: “Gel beri, beri.”
Kırk bir gece biz o handa yatalım.
Varalım Veysel’ce biz nice dosta.
Ülfetler kalmasın; hüzünde, yasta.
Kürdilî hicaz’a, sonra da rast’a,
Ahvâli şahsî’den bir giz katalım.
Anadut olur da tutar analar.
Sebil pınarları kısmaz vanalar.
Özge canlar inan bizden yanalar,
Biz de varıp kayguların tadalım.
Zühre insin artık, o Tahir/ine.
Ferhat’ın sevdası içine sine.
'Aynalı Çarşı'nın dilencisine,
Halil sofrasından, tepsi tutalım.
Görürsek bir çocuk savaş mağduru,
Silelim yanaktan, mağrur yağmuru.
Sönmeye yüz tutmuş ateşi, koru;
Körükleyip bacalarda tütelim.
Yüzü gamze, gözü sürme demeden.
Arzu suyu ile el yüz yumadan.
Çıkıp artık dünya denen komadan,
Ey gönül o ufka, tekrar batalım.
^^
Ali Rıza Navruz
