https://www.kayserihakimiyet2000.com/files/uploads/user/417957bab44cf61c353a77053910c95b-244eb32bea1a8e2dbe24.jpg
Ali Rıza Navruz

MOR YAZMALI KIZ

28-10-2022 13:47 669 kez okundu.

 

 

Gönül anam ne olur beni kollarınla sar,

Kalayım kucağında sınanan sabrım kadar...

 

Sanki bağlamanın perdeleri birer birer açılıyor ve o perdelerden; bir sevda, bir sitem, bir ayrılık türküsünün bin iç ezikliği veren yanık nağmeleri dolduruyordu odanın içini: “Elif dedim, be dedim/Gız ben sana ne dedim/Guş ganadı galem olsa/ Yazılmaz benim derdim.”

 

Odanın sol köşesinden bir üst kata çıkmak için kullanılan tahta merdivenlerin ilk basamağına oturmuş ve çenesini sağ avucuna almış bir pozisyonda gördüm onu. Siyah çizgilerle desenler verilmiş bir gömlek vardı üzerinde. Bacağında şile bezinden yapılmış bir pantolon... Yüzünün neredeyse tamamını perdeleyen lepiska saçlarını iki eliyle ensesine aktardığında, gamzeli yanaklarındaki gözyaşı damlalarının süzülüşü belli oluyordu ister istemez. Gözyaşı ile yıkanan bir gamzeli yüzün en güzel bir yüz olduğunu sanırım biliyordu ki elinin tersi ile silme gereğini bile hissetmedi. Aramızdaki mesafe aslında uzak olmasına rağmen hemen hissettim yüreğinin titreyişini... Gerçekten “guş ganadı galem olsa” yazmakla bitmeyecek bir hüznün yansıması olmalıydı bu titreyiş...

 

Gözleri karşı duvarda asılı duran bakırdan işlemeli bir büyükçe tepsiye çakılıp kaldı bir müddet. Ya da ben öyle sandım... Bir insanın, bulunmuş olduğu zaman ve mekânın bir anda dışına çıkışına ve kendi dünyasının dolambaçlarında dolaşıyor olmasına herhalde en güzel örnek bu haldir diye düşünmekten kendimi alamadım bir an. Kim bilir; o anda belki de “Delhadır” başındaydı, ya da bilmem ne yaylalarında bir subaşı atmosferinde aniden oluşan bir ayrılığın hüznünü yudumluyor olmalıydı...

 

Çok uzunca bir zamandır bir hüznün, bir gamzeli yüze bu kadar yakıştığına şahit olmamıştım. Herhalde o ortamdan bir an için ben de kopmuş olacağım ki; sazın ve Hamza Beyin sesine eşlik eden seslerin farkında bile değildim. Geç kalmış sevdâ kuşlarının kırk mum yakarak aydınlattığı kendi dünyamdaki postumdan beni kaldırıp ona doğru sürükleyen bu dürtünün, bu gücün adı neydi bir bilebilsem..!

 

Yıldızlar bir bir köşe kapmaca oynuyor, bir tarla faresi kocaman dağı kemiriyor, dolunay şavkında sol yanı yosun tutmuş iki kaya parçası... Evet, o hissin ne olduğunu bilmiyordum. Bu kesin!.. Ama o anda bildiğim tek şey o iki kaya parçasının üzerinde yan yana oturuyor oluşumuzdu. Önce; bir hüznün, bir gamzeli yüzde bu kadar gizemli salınışını izledim uzun süre. Sonra da bir paylaşım eylemine iki yüreğin katılımını... Yosun rengi iri gözlerinin geniş açılı bakışlarını yüzüme dikip sanki bir şeyler arar gibi gezdirdi. Yıldızlar hâlâ köşe kapmaca derdinde, o tarla faresi daha bir iştahla dağı kemirmede. Ve dolunay şavkında yankılanan sımsıcak bir ses!.. Onun sesi; “ne güzel bir insansın sen!” Sustum... Öyle ya sükût da bir sevda idi edeple ikiz... Üstelik sırtımın terlediğini hissettim bir an... “Güzel İnsan!..” Ne güzel bir tamlama Allah’ım..!

 

Rüzgâr efil efildi... Küçükayı ebe olmuş, kutup yıldızı elinde dolaşıp duruyordu şimdi de. Çantasından bir MOR yazma çıkarıp başına aldı. Of!.. Böyle bir gecede bir yüreğin hüsn-ü cemâl oluşuna tanık olmam ne güzeldi!..

 

Ve mor yazmalı bir kız yüreği ne güzeldi, dolun bir ayın duyduğu türkülerimiz ne güzeldi: “Elif dedim be dedim/ Gız ben sana ne dedim."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ben, Mahir, Doğan, İsmet talebeydik Lisede

Bir paket Birinciyi bölüşürde içerdik!

Cepler tırnak yarası, metelik yok kesede

Ama mesuttuk yine halimizle, gülerdik.

Ne sevdâlı günler yaşadık Setenönü’nde

Birer aslan yatardı hepimizin gönlünde

Kavak yeli de yel mi? Meltemler kafamızda

Gönlümüz kolye gibi hepimizin bir kızda,

Mehtaplı geceleri asla boş göndermezdik.

Ucuz şarap içerde “rakı” der sır vermezdik.

Eski çocuk bahçesi -dile gelse –anlatsa

O serhoş geceleri âh bir bir hatırlatsa!..

Rüya gibi yaşatsa, bir sihir olsa dedim

Sonra, masum arzuma, kendimde gülümsedim

.................

Bırakıp da yürüdüm tüm eski hayalleri

Koy vermek istemedi ellerimi elleri.

Setenönünde ben ne aradım ki vardım da,

Bir şeyler kopuk kaldı, ayrılırken ardımda

 

(Aydemir Doğan/”Setenönü-1999” S:7)

 

 

 

 

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI MOLE/KÜL TANlYALlM LEYÂL DİYECEKTİM Kİ ÜŞÜRÜZ… AŞK AŞK SABÂ RÜZGÂRI /Şiir Adına/ BİR ŞAİR ÖLÜNCE... BİR EFSANE COĞRAFYASI 'ŞİREMENLİ' KIŞ LASTİĞİ --- "Görəsən ömrümün qışımı gəldi?" A.GANİ AŞlK ve ŞİİRİ MORUN ÖTESİNDEKİ SES AHMET HAMDİ TANPINAR ANlSlNA- Mehmet Emin Yurdakul BİR ŞAİR-BİR ŞİİR deneme üzerine BİR NEŞVE-İ ÇİNGENE GAMZELİM AYDEMİR DOĞAN 'Aydede' Uçukladı Serenadlarım... SANATIN BADEM GÖZLÜLERİ SAYlKLAMALAR ŞİİR ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ PUTKlRAN YALNIZLIK VE ŞAİR "EL HÜKMÜ LİMEN GALEBE" lClP SEPLİ SÖZ ah sesimi boğan sus/kum!!! GÖZLERİN Bunu bil/ESİN ÇEKİLİN AYAKUCUMDAN OCAK ve OCAKBAŞI... BİR HİKÂYE KİTABI ÜZERİNE "SON KURŞUN" "AĞLASAM SESİMİ DUYAR MISINIZ?" FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL SÜR DE GİTSİN PUSULA GÖNÜL KARA TREN SAHİBİNİ BULAN ŞARKI… YAĞMUR YAĞIYOR VE SEN YOKSUN /hıç-kırıklar/ KİTAP VE KİTAP OKUMAK… MAVİ GÖMLEK VE AHIR SEKİSİ DİLRUBA ŞARKILAR DAĞLAR ÖZGE LEYLÂ /HİÇ GİYİLMEMİŞ/ BİR EFSANE COĞRAFYASI Ş İ R E M E N L İ… TANDIRNÂME KİTAP TANITIMI -----------: “HAYAT BAHÇESİ” ve BAHÇİVANI GÖZLERİN FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA YEL BAYRAĞI VE SERVİ "UMUT YOK OLUNCA AT KOŞMAZMIŞ" ŞEHRİMİZ 5. KİTAP FUARI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ… BİR KIYAK ŞİİR PROGRAMI... AH O HARMAN GECELERİ AH!.. RAHMETLE... E L L E R İ N KÖY TÜRKÜLERİMİZ MUSTAFA YARALI VE ŞİİRİ DÜŞ ARDI GİDİŞLER "ISLAK HAYÂL…" E S İ L A BİR SEVDA MATALI YOKLUĞUNA YAPIŞMAK VEFATININ 49.YILINDA ŞUKÛFE NİHAL BAŞAR... Z E K İ  M Ü R E N (Ö:24.09.1996) 26.ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE RAHMETLE… BİR FASL-I AKŞAM DEMİNDE… HÜSNÜHÂL KON KAFE'DEN BU GÜNE GARİPLİĞİM… KÖY TÜRKÜLERİMİZ AYRILIK GÖZ İLE KAŞ ARASIDIR MORUN ÖTESİNDEKİ SES HEMŞEHRİMİZ DR. RAHMİ DUMAN AHİRETE GÖÇ EDEN DEĞERLERİMİZ BATMA Kİ UFKUMDAN KIRILAN DALIN TÜRKÜSÜ YALNIZLIK VE ŞAİR /HİÇ GİYİLMEMİŞ/ YAĞMUR SAF/SU TATLI… 'KALENİN BURCUNDAYIM' ANNE