VE ATTİLA İLHAN DA…
"""""
Ali Rıza Navruz
“Gitti” demek o kadar zor ki!.. “Duvar”a bir göz atıyorum “dışarda tabiat, mevsiminin en çıngıraklı ayında” iken, “yok bir tren penceresinden” bir veda öpücüğü yolladı biz istasyonda kalanlara Attila İlhan... Enver Gökçe’nin dediği gibi; “anne dizi, kardeş dizi, yâr dizi güzel değildir” demiştir bir Tanrı dizinden... “Görünen bir mezarlıktır zaman şairler dolaşır saf saf tenhalarda şiir söyleyerek kim duysa korkudan ölür -tahrip gücü yüksek saatli bir bombadır patlar! An gelir Attila ilhan ölür…” İşte o an 10 Ekim 2005’te geldi. Tahrip gücü gerçekten yüksekmiş o anın ki bir bomba olup patladı. Ve Attila İlhan ne yazık ki omuzlarına çöken Azrail'e teslim oldu işte... “Namlı masal sevdaları"nı kimden dinleyeceğiz ki artık! “Bir yol koyup gideni gelir mi sandın” şeklindeki sitemlerini kimlere ileteceğiz ki bundan böyle... Sevdaya dair o müthiş kıskançlığı böyle kim mubah kıldıracak ki bize?.. “Sisler Bulvarı”nda değildik. Aylardan Kasım da değildi, üstelik üşümüyorduk da henüz. Gece bekçilerine saati soruyordu Attila İlhan 10 Ekim gecesinde... Ve artık kalbini susturmak istiyordu sanki. “Eğer ben yalnızsam, yanılmışsam; elimden tut yoksa düşeceğim!” dediğini duysam, kara toprağa –şimdilik- düşmemesi için mutlaka koşar ve tutardım ellerinden… Demek; “insan akşamüstü ansızın yorulur…” Ve o akşam, sabaha onsuz taşınır. Sonrasında Attila İlhan da...........
11 adet şiir, 10 roman, 1 gezi, 17 adet deneme-anı-inceleme kitabını Türk edebiyatına armağan eden Menemen 1925 doğumlu Attila İlhan; kendi kuşağını ve ardından gelenleri etkisi altına alan usta bir şair, iyi bir romancı ve senarist ve de tarihçi bir sanat adamıydı. Ödülleri çıkınına, öbür dünyada umarım Allah’ın rahmetini de katar. Adını "mıh gibi” aklımızda tutacağımızdan emin ol koca yürek! Rahat uyu, müsterih ol…
An Gelir
^^
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür ...
....
