VE YİNE MORUM BU VAKİT!..
/bir mahur şarkı/
^^^^^^^^^^^
Ali Rıza Navruz
Sonrasında mı? Sonrasında şöyle bir türkü tuttururduk sarı sevdalarımız üzre: “Her dertten yıkılmazdım aman aman garibem/Sebebim zalim oldu, anam anam garibem”
Ve daha da sonrasında yağmur yağardı. Ardından da bir dolu 'mâhur şarkı' geçerdi gönüllerimizin güney doğusundan hatırlasana bir. Bak yine o yağmur yağıyor..! Efil efil esiyor esrik rüzgâr gönül pencereme. Ama ellerin olamıyor bu rüzgâr saçlarımda... Ve yine dönüyor o gramofonun bildik plağı: "Gözlerin bir çığlık, bir yaralı haykırış/ Gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi/ Ellerin bir martı, telaşlı ve ürkek/ Ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken…"
Yağmur yağıyor ve sen yoksun artık!.. Her daim bizim sandığımız o yağmur gel gör ki şimdi başka mevsimde ve bizim vebâlimiz hep. Dolmuş duraklarına sığınmalarımız da yok. Hatta kulaklarımıza şarkılar fısıldayan o yılgın rüzgârı da yok mevsimin Duysana? Ve dilek ağacına çaput bağlayarak ettiğimiz dualar da yok olmuş seninle birlikte...
Mesela diyorum, mesela bir akşam vakti.....
Yok, yok!.. Tarifsiz duygular içinde olamam ey can!.. Koç Köroğlu gibi sevgi naraları da atamam bundan sonra! Bu akşam, yağmur damlacıklarında yıkanan ışıklar alıyor gözümün rengini. Sana dair şiirler, çıkmıyor gönül çıkınımdan bir türlü. Ne ellerim Akdeniz oluyor ellerinde, ne de zakkum çiçekleri veriyor bana adresini... Velhasıl can; yoksun ve yine, morum bu vakit!..
Sen olsaydın keşke!.. Sen olsaydın; şu keşkeklerimden tespih yapar da “Lâ havle” mi çekerdim hiç?! Yani sen olsaydın bu atmosferin kıyıcığında, ne işim olabilirdi ki? Bu yıkık han köşelerinde neden bir 'vav' olurdum ki!.. Hancı Mavro, bu kalleşliği yapabilir miydi, Natus çalabilir miydi o vahşi atımı söylesene... Yoksun diye diye, yoksuna çıkacak bu gidişle adın biliyor musun?.. Sonra; şu korku ürpermeleri göz bebeklerime, şu endişe uçuklamaları da dudaklarıma çadır kuracaklar...
Şimdilik, varsın katıksız hüzünlere gebe olsun yüreğimiz. Şu meşhur ve mâlum tusunami dalgaları her bir vuruşunda kıyıcığımıza, alıp götürsün bizden birer parçayı kendi yurduna… Ne diyordu şair emmi: “Beklemek boş, beklemek yersizmiş /Gayri yollardan ayırdım gözümü…” Bu bir sitem mi yoksa tahammül mülkünün kırılma noktası mı demeyin sakın bana.! Öyledir işte!..
