Sanırım hepiniz duymuşsunuzdur.
İş işten geçti ama göstermelik şovlar devam ediyor.
Malum kapıda öyle ya da böyle seçim var.
Kimine göre bu Kasım’da, kimine göre 2027 Mart’ta.
Öyle ise ne yapmak lazım.
Kolları sıvamak lazım değil mi?
Bizimkiler de gelenek olduğu üzere bu işi büyüklerden gelen talimatlar neticesinde hayata geçiriyorlar.
İlk olarak 2026-2027 sezonu öncesinde kurulan kriz masasında iki takımında durumları ele alınacak.
44 Yıllık meslek hayatımda, Kayserispor ve Erciyespor tarihlerini yazmış, iyi kötü Kayseri spor tarihinin son 50 yılına hakim birisi olarak böylesine nice toplantıya şahit oldum.
Çoğu genellikle fıs ya da fos çıkar.
Toplantılar yapılıp, salmalar salınır.
Adresler tayin edilir.
Ne zaman ki “Pamuk Eller Cebe” dediğinizde ortalıkta kimseleri bulamazsınız.
Aslında zaten istenen de odur.
KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ…
Lütfen kimse bunu bir ukalalık olarak algılamasın.
Mesleki deneyim ve tecrübe olarak kabul etsin.
Biz ne Cumhurbaşkanları, ne başbakanlar, ne bakanlar, ne milletvekilleri, ne belediye başkanları, ne kulüp başkanları, ne yöneticiler, ne teknik adamlar, ne futbolcular gördük.
Kimisi hakka kavuştu, kimisi halen hayatta ve son kozlarını oynuyorlar.
Hepsi de devrini tamamlayıp gitti.
Nihayetinde hayat skalasının da belli bir çizgisi var.
Madem ki Sultan Süleyman’a bile kalmadı bu alem, sana bana da kalmayacak tabi ki de.
Çok şükür ki ölüm var.
En büyük nimet ve en güzel temizlik…
Ah bir şunu bilebilseydiniz, çok geç olmadan…
ÇEVİR KAZI YANMASIN
Çok uzak değil.
Kısa bir süre önce TV’de şovlarla para toplandı Kayserispor için.
Meşhur spikerler geldi.
Canlı yayınlar yapıldı.
Epey yüksek volümlü gövde gösterileri yapıldı.
Kim ne vadetti, kim ne ödedi bilen var mı?
İşin perde arkasına dair bu komediyi hatırlayan kaç kişi var aranızda.
Onlarda çok iyi biliyor.
İnsanımız balık hafızalı.
Bu nedenle hep aynı taktik.
“Çevir kazı yanmasın, aman kerizler uyanmasın!”
Uzun vadede yapılacaklar listesi bellidir.
Bu iş için atananlar, ismi tayin edilenler.
Futboldaki klasik “Muz Orta” gibi adrese teslim ayakçılar işbaşına.
Bugün bırakıp gidecekler, gitmek için verdiklerini isteyeceklerdir.
“İstemezuk yan cebime koy” diyenlerin faturası daha da ağır ödenecektir.
SÜREÇ BAŞLADI…
Kayserispor ve Erciyes 38 FK 2026-2027 sezonu öncesinde yeniden yapılandırılacak.
İlimizdeki sportif bağlamda kurulan kriz masasında iki takımında durumları ele alınacak.
Geride bırakmaya hazırlandığımız sezonda küme düşen Kayserispor ile 2. Lige çıkma fırsatını kıl payı kaçıran lacivert siyahlılar için geçte olsa “Kriz Masası” kuruluyor.
Bu kapsamda 2026-2027 sezonu öncesinde kurulan kriz masasında iki takımında durumları ele alınacak.
Dünya Spor Başkenti imajı ile taban tabana zıt olan imajı tazelemek için harekete geçen yöneticiler bu sorunu aşmak adına Mayıs ayını yoğun geçirerek, Haziran ayında Kayseri’de sporun lokomotifi iki takımı da yeni hedeflere odaklayacaklar.
KİMLER, KİMLER YOK Kİ!...
Aynı yerden.
Tek elden çıkmış gibi.
Biraz uzun tutulmuş.
Unutulanlar, kırılıp dökülenler, yakasına küsenler, gönlüne küsüp kenarda bekleyenler ve daha neler neler.
İşte konuşulan o büyük liste: Mehmet Saçmacı, Özkan Altun, Mustafa İnceok, Mehmet Büyükbaş, Ahmet Bahçecigil, Mustafa Karslıo, KİM Teknoloji temsilcisi, Av. Orhan Taşçı, Av. Dursun Daş, Av. Ercan Avcı, Rıfat Yelkenoğlu, Mahmut Kabak, Mustafa Büyükbaş, Orhan Yağcıoğlu, Kenan Erdem, Muammer Topsakal, Ercan Sarıkaya, Şeyhi Odakır, Sanayi Odası temsilcisi, Ticaret Odası temsilcisi, Ticaret Borsası temsilcisi, Şaban Özhamurkar, Suat Somyürek Ersin Öztürk, Yusuf Sarıalp, OSB temsilcisi, İncesu OSB temsilcisi, Mimarsinan OSB temsilcisi, Erciyes OSB temsilcisi, Serbest Bölge temsilcisi, KCETAŞ temsilcisi Güçbirliği Holding temsilcisi, Erciyes Anadolu Holding temsilcisi, Demiryaka Holding temsilcisi, Ahmet Büyüknalbant, Sarraflar Odası temsilcisi, Ahmet Emre Sönmez, Lütfü Çarşıbaşı, Alaaddin Keykubat, Bülent Ünlüsavran, Mehmet Kirazgiller, İhsan Urhan, Turan Akkoyun, Kayseri Galatasaraylılar Derneği temsilcisi, Kayseri Fenerbahçeliler Derneği temsilcisi, Kayseri Beşiktaşlılar Derneği temsilcisi.
Milletvekili aday listesi gibi liste Maşaallah.
Kimseyi töhmet altında bırakmak istemem ama bu listede para verecek bir kaç grup ya da isim var.
Diğerleri ister reklam olsun, ister tarafımız belli olsun babından yazılmışlar sanırım.
Ya da ileride “İşimize taş koyarlar” diyerekten…
Bu listeye daha epey dahil edilenler olacağı gibi, üstü çizilenler de olacaktır elbette.
Malum seçim yatırımı.
Birilerinin görmesi, icazet vermesi lazım.
Kim daha çok verirse onların hem bu liste de, hem de siyasi listede biraz daha torpilli yerlere yazılması lazım.
Eninde sonunda abiler ne derse o olacak.
İSTESENİZ, VERMEZLER…
Biri çıksa dese ki “Bu takımı borçları ile bana verin!...”
Vermezler.
Niye?
Çünkü kulüplerin içini boşaltıyorlar.
Bilerek ve özenle borçlandırıyorlar.
Büyük, büyük rakamlar telaffuz ediyorlar borç rakamı olarak.
Kimse aday olmasın, bizim işlere burnunu sokmasınlar diye…
Sporun bütçesi çok.
Sporun kitlesi çok.
Spor’da birçok alanda attıramayacağınız taklaları attırmanız çok kolay.
İstediğiniz rakamlarla iki, üç defter birden tutmanız mümkün.
Menajerler, teknik direktörler, futbolcular, yöneticiler, her türlü dolabı çevirmeniz olası.
Bu nedenle kimse spor ve siyasete bu şehirde sizi bulaştırmazlar.
Onlara sorsanız göstermelik, “Sporun külfeti çok, bize angarya derler” ama kazın ayağı aslında öyle değil
Bu işin aslına bakarsanız külfeti az, nimeti çok.
Onlarda bunu çok iyi biliyorlar.
Spor’da hükmettikleri kitle ve maddiyat hiçbir yerde yok.
Turizm gibi.
Bir başka bacasız sanayi.
Ye, iç hesabı başkaları ödesin.
SİSTEM SORUNU…
Siz hiç hesap ödeyen başkan gördünüz mü spor kulüplerinde?!...
Ya da okkalı bir ceza yiyen bahis oynadığı için, ya da şikeye adı karıştığı için.
Hepsi göstermelik.
Hepsi düzenin adamı.
Hepsi sistemin artıkları…
Sorun sistem de mi, yoksa sistemi bozan insanlarda mı?
Maalesef Türkiye’de son çeyrek yüzyılda ok yaydan çıktı.
Ne siyasi, ne sportif etik kalmadı.
Götüren götürene.
Platform hiç fark etmez.
Siyasette, sporda hepsi birer etiket.
Kimisi anası ile kimisi de anısı ile anılıyor.
“Benim işim yürüsün de, kim ne derse desin!”
Bilen de yok!...
Bilmeye de gerek yok sanırım.