Hoppala…
“Durduk yere bu da nereden çıktı?” dediğinizi duyar gibiyim.
Şike varsa, bahis varsa kara para olma ihtimali de var mıdır?
Bu konuya nereden mi geldik?
Kayserispor ile geçtiğimiz sezon aynı kaderi paylaşan Antalyaspor Kulübü’nün yöneticilerinden, iş insanı Avukat Abide Gülel Saral, önemli bir açıklama yaptı hafta içinde.
“Eski kulüp yöneticisinden kara para uyarısı” başlıklı haberde ilginç satır başları yer aldı Türk futbolu adına.
Hali ile de devamındaki ifadede de “Taraftar, kulüpteki paranın kaynağını sorguluyor!” ara başlığı bir hayli ilginçti.
Süper lig dahil olmak üzere liglerde bu kadar İstanbul semt takımı olması size göre tesadüf mü?
Birileri Spor kulüplerini kara parayı aklama mekanizması olarak mı görüyorlar?
Birileri servetlerine servet katarken, bu paraları spor kulüpleri adı altın da “Yumoş mu yapıyorlar?”
Bunun yolunu kim açtı?
Sporumuza kara para bulaştı mı?
FUTBOLUMUZDAKİ TABLO…
A Milli takımının ABD macerası büyük bir hayal kırıklığı ile sona erdi.
Öncesinde gündeme damgasını vuran Bahis ile ilgili birçok konu başlığı ne yazık ki “Dünya kupası’nın havasını bozmayalım!” mantığı ile halının atlına süpürülmüştü.
Ne yazık ki Türkiye’de bu işler hep böyle oluyor.
Hangi meslek dalında olursa olsun hep küçükler yanıyor.
Bu işleri perde arkasında organize eden ve işin büyükbaşı olarak dikkat çeken “Babalar” ya da “Kodaman”lara kimse dokunuyor, ya da dokunmuyor.
Yanan da, yakalanan da maalesef hep maşalar oluyor.
Maşayı tutanın bu ülkede hiç mi hiç kabahati yok maalesef.
Konumuza dönelim mi?
ESKİ YÖNETİCİDEN
KARA PARA UYARISI
Taraftarlar artık sadece takımlarının puan durumunu değil, kulüplerini yöneten kişilerin adli ve mali geçmişlerini ve yönetime taşıdıkları kaynakların niteliğini de sorguluyor.
Eski Süper lig takımlarından Antalyaspor Kulübü yöneticilerinden, iş insanı Avukat Abide Gülel Saral, futbol kulüplerinin para kaynaklarının şeffaflığı konusunda önemli açıklamalarda bulundu:
“Türk futbolunda kulüp başkanları ve yöneticileri yalnızca sportif başarılarla değil, kulüplerin mali ve hukuki kaderleriyle de doğrudan ilişkilidir.”
7405 SAYILI SPOR KANUNU
Öncelikle bu kanuna ve yaptırımlarına bir bakalım mı?
Özellikle 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte spor kulübü yöneticiliği artık yalnızca bir prestij görevi olmaktan çıkmış, önemli hukuki ve mali sorumluluklar doğuran bir pozisyona dönüşmüş durumda.
7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu, spor kulüplerinin ve federasyonların kurulmasını, işleyişini, yönetimini ve mali yapılarını düzenler.
Kanun, spor kulüplerine dernek statüsünden çıkarılıp bağımsız bir tüzel kişilik kazandırmış ve yöneticiler için daha sıkı mali şeffaflık ve hesap verebilirlik kuralları getirmiştir.
Kanunun getirdiği temel kurallar şunlardır:
Yeni Statü: Spor kulüpleri artık dernekler kanununa göre değil, bu özel kanuna göre kurulur.
Spor Anonim Şirketi: Spor kulüpleri, faaliyetlerini yürütmek için şirket kurabilir. Kulüpler ve bu şirketler mali açıdan sıkı denetime tabidir.
Zorunlu Organlar: Kulüplerin zorunlu yönetim organları genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kuruludur.
Bütçe Sınırı: Kulüp yöneticileri, önceki yıl gelirlerinin belirli bir oranını aşan borçlanmalar yapamaz. Yönetimler, görev dönemlerinde yaptıkları borçlardan şahsen de sorumlu tutulabilirler.
Kamu Yararı: Kulüpler bağımsız denetim standartlarına uymak zorundadır. Kamu yararına çalışan kulüpler için özel şartlar belirlenmiştir
KİMLER KULÜPLERDE
YÖNETİCİ OLAMAZ?
Avukat Abide Gülel Saral’ın açıklamaları ile devam edelim.
Kamuoyunda sıkça tartışılan konu, spor kulüplerinde yöneticilik yapacak kişilerin adli sicil durumudur.
Elbette belirli suçlardan mahkumiyetler kanun gereği yöneticiliğe engel teşkil etmektedir.
Kanun kapsamında belirli suçlardan mahkum olan kişilerin spor kulüplerinde yöneticilik yapmaları kısıtlanmış veya engellenmiştir.
Uygulamada engel teşkil eden suçlar genellikle şunlardır:
Kasten işlenen belirli suçlar,
Dolandırıcılık,
Güveni kötüye kullanma,
Zimmet,
İrtikap,
Rüşvet,
İhaleye fesat karıştırma,
Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama,
Terör suçları,
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar,
Spor müsabakalarında şike ve teşvik primi suçları.
Ancak günümüzde asıl tartışılması gereken husus bununla sınırlı değildir.
Evet….
Bu maddelerin hepsi de önemli ve yasaklı maddeler.
Peki şu anda profesyonel kulüplerde görev yapanların secerelerine dair kimlerin gerçek manada bilgisi var acaba?
PROFESYONEL KULÜP YÖNETİMİNİN
SERVETİNİN KAYNAĞI BELLİ Mİ?
Diyor ki Avukat Abide Gülel Saral;
Milyonlarca hatta milyarlarca liralık bütçeleri yöneten futbol kulüplerinde görev alacak kişilerin mali geçmişleri, servetlerinin kaynağı ve finansal şeffaflıkları da en az adli sicil kayıtları kadar önemlidir.
Bugün bankalar, finans kuruluşları, emlak şirketleri, inşaat sektörü, kuyumcular ve avukatlar dahil birçok meslek grubu, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin mevzuat kapsamında şüpheli işlem bildirimi yapmakla yükümlüdür.
Türkiye, uluslararası mali sistemin bir parçası olarak şeffaflık ve kara para ile mücadele standartlarını uygulamaktadır.
Bu nedenle futbol kulüplerinde yöneticilik yapmak isteyen kişiler açısından yalnızca "Hakkında kesinleşmiş mahkumiyet var mı?" sorusunun değil, "Kulübe koyduğu kaynağın ve mali gücünün kaynağı açıklanabiliyor mu?" sorusunun da sorulması gerekir.
KULÜBE YATIRILAN
PARANIN KAYNAĞI NEDİR
Bir kişinin kulübe bağışladığı, sponsor ettiği veya sermaye olarak koyduğu kaynağın hukuka uygunluğu konusunda ciddi soru işaretleri bulunuyorsa, bu durum kulübün itibarı kadar Türk futbolunun güvenilirliğini de etkileyebilir.
Kulüpler yalnızca özel hukuk tüzel kişileri değildir; milyonlarca taraftarın duygusal ve ekonomik olarak bağlı olduğu kamuoyu değeri taşıyan kurumlardır.
7405 sayılı kanun ile getirilen mali disiplin anlayışının bir sonraki aşaması, spor yöneticilerinde mali şeffaflık ve hesap verilebilirlik kültürünün güçlendirilmesi olmalıdır.
Türk futbolunun geleceği açısından artık yalnızca "Kim yönetebilir?" sorusunu değil, "Hangi mali şeffaflık standartlarını sağlayan kişiler yönetebilir?" sorusunu tartışmanın zamanı gelmiştir.
Türk futbolunun bugün ihtiyaç duyduğu şey yalnızca sportif başarı değildir; mali şeffaflık, hesap verebilirlik ve kurumsal güvenilirliktir. Taraftarlar artık sadece takımlarının puan durumunu değil, kulüplerini yöneten kişilerin adli ve mali geçmişlerini ve yönetime taşıdıkları kaynakların niteliğini de sorgulamaktadır.
MASAK KULÜPLERİ
YAKINDAN TAKİP EDİYOR
Futbol kulüpleri açısından MASAK’ın (Mali Suçları Araştırma Kurulu) en önemli düzenlemesi, kulüplerin ve yöneticilerinin kara para aklama, vergi kaçakçılığı, yasa dışı bahis gelirleri ve gerçek faydalanıcının gizlenmesi riskleri bakımından daha sıkı denetlenmesi ile ilgilidir.
Özellikle 2022’de yürürlüğe giren 7405 Sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu sonrasında mali şeffaflık konusu daha da önem kazanmıştır.
MASAK’ın dikkat ettiği başlıca alanlar:
•Kulübe yapılan yüksek tutarlı bağışlar ve sponsorluklar
• Yönetici veya üçüncü kişiler tarafından kulübe verilen borçlar
•Futbolcu transfer bedelleri ve menajer ödemeleri
•Yurt dışından gelen para transferleri
• Reklam ve sponsorluk sözleşmelerinin gerçek ekonomik karşılığının bulunup bulunmadığı
•Nakit hareketleri
•Gerçek faydalanıcının tespiti.”
SİZCE KARA PARA VAR MI?
Evet bitiriyoruz.
Soru şu şimdi;
Sizce kara para var mı?
Şike var.
Bahis var.
Peki ya kara para.
Sorunun cevabını siz de en az benim kadar biliyorsunuz, ama herkes susmayı tercih ediyor….