Kayserispor’da gözler Sivasspor ile oynanacak maça yöneldi.
Lige galibiyetle başlayan Kayserispor, iki günlük aradan sonra antrenmanlara başlarken sarı kırmızılılar fire istemiyor.
TFF 1. Ligi’nde sezona galibiyetle başlayan Kayserispor’da kısa süreli iznin ardından büyük bir moral ve hırs ile Pazar’a bileniyor.
Sezonun ilk haftasında Vanspor’u 2-0 mağlup ederek 3 puanla başlayan Kayserispor, gözünü Sivasspor maçına çevirdi.
Sarı kırmızılılarda futbolcuların izinlerinin sona ermesiyle birlikte hazırlıklar önceki gün başladı.
TARAFTARI İLE BULUŞUYOR
Teknik heyet yönetiminde gerçekleştirilecek antrenmanda oyuncuların fiziksel durumları ve son maçtaki performansları değerlendirilecek.
Kayserispor, Sivasspor karşılaşmasına kadar yapacağı çalışmalarla hazırlıklarını tamamlayacak.
Kayserispor’da hedef sezonun ilk haftasında elde edilen galibiyetin ardından Sivasspor karşısında da bu sezon ilk kez taraftarının huzuruna çıkacağı ve üç aylık hasrete son dereceği ezeli rekabet, ebedi dostluk maçında sahadan puan veya puanlarla ayrılmak.
ARAS ÇELİK’E MİLLİ DAVET
Kayserispor’un genç yeteneği Aras Çelik, U17 Milli Takımı’nın gözdesi.
U17 Milli Takımı’nın 26-30 Ağustos tarihleri arasında Macaristan’da katılacağı Telki Cup Turnuvası aday kadrosuna davet edilen genç yetenek, milli gururumuz Aras Çelik, 26-30 tarihleri arasında Macaristan’da Telki Cup Turnuvası aday kadrosunda ter dökecek.
Aday kadroya davet edilen oyuncular, 19 Ağustos Çarşamba günü saat 14.00'te TFF Riva Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri'nde toplanacak.
Kadroya Kayserispor’dan defans oyuncusu Aras Çelik de çağrıldı.
Daha önce U15 ve U16 Milli Takım formaları giyen genç yetenek, yeniden kadroya çağrılarak istikrarlı yükselişini sürdürmüş oldu. U17 Milli Takımı, Telki Cup Turnuvası'nda İtalya, Macaristan ve Suudi Arabistan ile mücadele edecek.
İlk etap çalışmalarını Riva'da gerçekleştirecek Ay-Yıldızlılar, 24 Ağustos Pazartesi günü Budapeşte'ye hareket edecek.
MAÇA DAİR FARKLI
BİR BAKIŞ AÇISI...
Bakın ne diyor?
Kutay@KutayTokk
Vanspor - Kayserispor Maç Sonu (Kayserispor’un kenardaki üçgenleri her takımı bozar.)
Kayserispor tarafına gelirsek kulübün futbol aklının değiştiğini ve yeni aklın doğru işler yaptığını daha önce söylemiştim.
Bu doğru işlerin mutlaka devam etmesi gerekiyor.
Özellikle kulübeyi zenginleştirmek çok önemli. Lig uzun ve bazı bölgelerde alternatif eksikliği çok net; o kısımlara birazdan geleceğim.
Kayserispor’un transfer döneminde özellikle bek ve kanat profillerini nasıl seçtiğine bakınca, nasıl bir oyun hayal edildiğini görmek mümkün.
İki hücum gücü yüksek bek; önlerinde ise Radu, Benhur, Seferi ve Morena gibi koşu tehdidi yüksek, sürekli hareket eden ve rakip savunmanın dengesini bozabilecek kenar oyuncuları tercih edildi.
Ancak asıl dikkat çekici nokta sadece oyuncu profilleri değildi.
Çok net bir teknik direktör dokunuşuyla Görkem ve Dulca’nın kenarlara yaklaşması, Hasani’nin de topun bulunduğu bölgeye gelmesiyle Kayserispor kenarlarda sürekli üçgenler ve sayısal üstünlükler oluşturdu.
Bu pozisyonel değişiklikler rakibin savunma dengesini fazlasıyla bozdu.
Özellikle Cenk - Görkem - Seferi üçlüsünün sol kenarda kurduğu ilişkiler herkesin dikkatini çekmiştir. Seferi çizgiye bastığında Cenk’in half-space koşuları, Seferi santrforlaştığında Görkem’in kendini sol kenara atması…
Bunlar tesadüfi hareketler değil, çok net teknik direktör dokunuşları.
1.Lig’de kenarlarda kurulan bu tip sayısal üstünlükleri Arda Turan’ın Eyüpspor’unda fazlasıyla görmüştük.
Kayserispor da ilk maçtan bu konuda çok net bir mesaj verdi.
Hasani’nin rolü de bu hareketliliğin önemli parçalarından biriydi.
Hasani bağlantıya geldiği anlarda mutlaka Görkem ya da Seferi’den birinin santrfor pozisyonuna geçtiğini gördük.
Böylece bir oyuncu bağlantıya gelirken başka bir oyuncu derinliği koruyor.
Saha içerisindeki bu sürekli rol değişimleri rakibin eşleşme planlarını bozmak açısından fazlasıyla değerli.
Görkem Sağlam’a ayrıca parantez açmak lazım.
İsmi Bursaspor ile 2. Lig’de geçtiğinde Bursaspor’un o dönem aradığı profil olmadığını yazmıştım.
Kayserispor’a geldiğinde de Süper Lig için yeterliliği konusunda soru işaretlerinden bahsetmiştim.
Görkem topa sahip olunan anlarda değerli mi?
Bence çok değerli.
Zaten sorun hiçbir zaman orası değildi.
Bu ligde oyunun yönünü değiştirebilecek, ince işleri yapabilecek ve pas kalitesiyle fark yaratabilecek oyun aklına sahip bir oyuncu.
Görkem’in asıl problemi top rakipteyken ortaya çıkıyor.
Temas, takip ve tempo konusunda soru işaretleri var.
Bu nedenle Görkem’in top rakipteyken nasıl kullanılacağı çok önemli. Burada Sinan ve Dulca’nın merkezdeki kullanımı da doğrudan belirleyici olacak.
Atilla Hoca’nın geçen sezon Metehan ve Umut Bozok’a yaptığı dokunuşları hepimiz gördük.
Görkem’e yapacağı dokunuşun da bu hikayede büyük önem taşıyacağını düşünüyorum. Kayserispor kazanmışken, henüz cevabını alamadığımız bazı konuları da konuşmak lazım.
YENİ BİR ÇIKIŞ ARIYORUZ
Durum ortada.
Roller değişti.
Düşmemeye oynayan bir takımın yıllar sonra acı gerçeklerle yüzleşmesi ile gelinen noktada yeni bir çıkış arıyor sarı kırmızılılar.
Sivasspor bizden önce yaşadı acı sonu.
Bizde direndik, direndik ama olmadı.
Her şey sıfırlandı.
İki takım açısından da Süper lig maceraları şimdilik kaydı ile sona erdi.
Uzun vadeli hesaplar yine ve yeniden aynı kulvarda yani Süper ligde rakip olmak adına yapılmış durumda.
İki takımda Süper ligin ağırlığının altında maddi ve manevi olarak ezilmenin ve kendilerini yeniden toparlayabilmek adına üzerlerindeki ölü toprağından kurtulmanın hedefleri peşinde.
Bu süreçte de ekonomik bağlamda geride gelen, halının altına süpürülen pislikleri temizleyebilirlerse ne ala.
Olmadı mı?
Yeni sezonlara bakarız.!
Sporda umutlar hiçbir zaman tükenmez.
En güzele ve yakışanı da düştüğümüz sezonun ardından anında görüntü yapabilmek.
Yeniden layık olduğunu yere dönebilmek.
Zira temsil ettiğiniz kurum ve yaşadığınız şehir buna layık.
YÖNETİMİN ELİ GÜÇLENDİ…
Malum her şey sıfır kilometre Kayserispor’da.
A’dan Z’ye yenilenen bir döngü var ve takıma yeni takviyeler konuşuluyor, sarı kırmızılıların ilk haftalarda alacakları neticelere göre birinci dönem transfer döneminin son dakikasına kadar.
Tahtayı açtırıp büyük iş başaran ve bir günde 15 imzayı açıklayan yönetimin şu anda eli güçlenmiş durumda.
1.2 Milyar TL açıklanan kongredeki borç rakamı ve TFF’nin açıkladığı 290 Milyon TL’lik harcama limiti ve gelenler-gidenler arasındaki dengenin nasıl oluştuğunu tam manası ile bilmiyoruz.
Ama şu anda işler yolunda görünüyor.
Yönetimin, teknik kadronun, futbolcuların, taraftarın yüzü gülüyor.
Baktık bazı şeyler olmuyor, 2026-2027 futbol sezonunda 1. Transfer ve Tescil Dönemi 4 Eylül tarihinde sona erecek.
Son dakikada bir iki oyuncuyu araya sıkıştırma durumuzu olabilir.
Olmadı mı, tahta kapanmayacaksa ya da yeniden açılacaksa 2. Transfer ve Tescil Dönemi 1 Ocak 2027 tarihinde başlayıp 5 Şubat 2027 tarihinde sona erecek.
Yani bu saatten sonra top yeni yönetimde.
İster kapattırmaz, ister yine “Aç-Kapa” yapar sorumluluk onlara kalmış durumda.
Başkanın genel kurulda sözü şampiyonluk üzerine idi.
12. ADAMIN MAÇI…
Sanırım herkes takımı özledi.
Geçen sezon finalinde yaşadığımız Soğuk Duş akabinde herkeste ciddi manada bir kırgınlık, bıkkınlık, kızgınlık oluşmuştu.
Sanırım üç aylık sürede birçok şey unutulmasa da içimizdeki o hırs sanırım biraz da süngüsü düşmüş asker gibi gerçeklerin kabullenilmesi ile başka bir duygu silsilesine evrildi.
Bu nedenle bu Pazar günü 90 gün aradan sonra takımı ile buluşacak olan taraftar gerçekten sabırsız.
Bu taraftar…
Bu şehir…
İnsanımız güzel şeylere layık ve bunu da başarmak adına tek kelime ile çıkılan yolda şu andaki tablo geleceğe umut veriyor.