Hayırlı/kabul ve makbul kurbanlar dileklerimle öncelikle. Allah kurbanlarımızı ve bütün ibadet/itaat ve dualarla yakarışlarımızı indi ilahisinde geçerli kılsın. Amin inşallah.
Kutup bölgesinde yaşayanlar ayı avlayarak derisini satarlarmış çok pahalı olduğu için geçimlerini sağlıyormuş. Tavuk kanına batırdıkları çok keskin bıçakları karlara koyar ve beklerlermiş. Ayılar kan yalamayı çok sevdiklerinden bıçağı görür görmez yalamaya başlarlar. Yaladıkça dilleri kesilir. Kanın lezzetinden dillerinin kesildiğinin farkında olmazlarmış ve bu kan yalama zevki kendilerinin ölümüne kadar gidermiş.
Bir de Danilevsk’inin yelesi tutuşan at sendromu var. Yelesi tutuşan at haliyle koşar, koşar. Ama koştukça daha fazla tutuşur ve at sonunda yorgunluktan çatlar. İsrail, yukarıda değindiğimiz kulvara girmiştir. Artık iflah olması barış yapması ve insanlık ailesinin uluslar arası hak ve hukuka riayetkar vakarlı bir mensubu olması bu saatten sonra pek olası görünmüyor.
BU KENTİN ÖNEMLİ MİTİNGLERİNİN ŞAHİDİYİM...
İnsanları bırak insanlığı katlediyor artık. Yani geri dönüşü olmayan işler yapıyor. Şimdi şehrimizdeki geçmiş konferans kongre ve mitinglerle dünkü muhteşem Filistin’le Dayanışma mitingiyle ilgili izlenimlerimi sunuyorum. Yıl 1966 Bahçebaşında Şiremenli Caddesi Yurttaş sokakta Yeni Cami’ye yakın bir yerde oturuyoruz ve At Pazarında Erciyes İlkokulunda okuyorum.. Bir gün kalabalık bir grubun toplandığını ve “Ordu Kıbrısa”diyerek haykırdıklarını ve yürüdüklerini gördüm. Ve çocuk olmama rağmen Kayseri Lisesinden İmam Hatip ve meydan yürüyüşleri boyunca heyecanla izledim.
Konuşmaları hatırlamıyorum ama “Ordu Kıbrısa” repliğini aradan geçen otuzbeş Kırk yıla rağmen unutmadım.Daha sonraki okumalarıma göre o mitingin “Johnson Mektubu “denen ve ABD’nin Kıbrıs konusunda İsmet İnönü hükümetine wampir dişlerini gösterdiği yıllardır herhalde diyorum. O değilse de olay milliydi ve mitingciler aşırı öfkeli ve samimiydi. Sanki vatanımıza saldırı olmuş gibi korkmuştum çocuk kalbimle.
O gün bu gündür, Milli Nizam Partisi’nin ilk mitingi ile Hasan Celal Güzel’in yattığı konuşma ile yazar Nurettin Şirin’in yine İsrail aleyhine yaptığı konuşma dolayısıyla 19 yıl hapis cezası aldığı toplantı dahil, fikri etkinliklerin pek ...katılma şansına erdirdi beni kaderi ilahi.Kitaptan okumaktan alınan haz ayrı canlı konuşmacıyı dinlemek daha üstün tatmin sağlıyor düşünce adamlarına.
“İSRAİL NE DER-CİLER ASLINDA AMERİKA NE DER-CİLERDİR"
...Miting olduğu zaman sürekli sondaj yapar araştırır sosyolojik ve psikolojik havayı koklarım. Bu tür önemli tarihi mitinglerde olan profil köylü işçi ve kodamanların deyimiyle fakir fukara halk vardır hep en ön safta. Zira 40 yıldır tuzu kuru olanları dini ve milli olan hiçbir etkinlikte görmedim. Tıpkı şehit cenazeleri gelmediği sıpaları güney doğuda askerlik yapmadıkları, süslü karıları tabutları kapanıp ağlamadığı gibi.Bu gruhun zaman zaman büyük camilerin en ön saflarında Cuma’da camide olduklarını, hatta büyük camilerin hoca efendileriyle gezdiklerini bir araya geldiklerini bile görebilirsiniz ama, maldan mevkiden fedakarlık yapmayı gerektirecek korku ve zerre kadar o kuşkunun olduğu hiçbir etkinlikte göremezsiniz parazitleri.
Onları TV’lerde yalan söylerken ve nutuk sıkarken, bir de sanat aşkları depreşipte “haram saray”larına iyi çağıran ve güzel sallayan, malı mülkü meydandakileri seyrederken oralarda başröllerde, nazik yavrularının eline verdikleri son harika cep telefonlarıyla sahneye çıkarıp alttan alta firikik –aut-şut aldırırken görebilirsiniz. Millet memleket meseleri angarya ve sıkıcı gelir ağanın oğullarına. Onların ne işi var miting meydanında vebalılar,veremliler ve “öteki”lerle, fakir fukara kısmıyla aynı toplulukta. Bu genetiği sabıkalıları tarihe not ettikten ve sürekli halkın merceği üzerlerinde olduğunu belirttikten sonra mitinge ve konuşmacılara geçelim. Mitingde çok dikkat çekici olan İşçi Partili gençlerin dinamik canlı ve gerçekten zülme öfke kusan tavrıydı. Sol, insancıl ve hak taraftırı bir ideolajidir, gerçekten davayı kavramış bireylerle buluşursa.
YAHUDİ ASKERİN FİLİSTİNLİ HACIYA DEDİĞİ
Kısaca insan olan, insani kanalları kurumamış herkes ordaydı ve ağlıyor, öfkeleniyor katillere lanet okuyordu en içten, avazı çıktığı kadar gür sesiyle. Hepsinden ALLAH razı olsun.
70 ‘li”yıllarda İlim Kültür Derneği”nden tanıdığım dava adamı Ahmet İlhan kürsüye hakim. Yerinde ve zamanında yönlendirmeleriyle tecrübesini ve işi bildiğini kanıtladı. Yazarlar Birliği başkanı Hüseyin Kemal Türkmen ise meydanı kasvetten ve uyku sermestliğinden kurtaran gür, kısa ve tarihi bir giriş yaptı. Meydan olaya motive oldu. Baro Başkan vekili de diğer bir değer olarak, avukatlara has güzel retoriğiyle dünya da hak ve hukukun zalimler tarafından geçersiz hale getirildiğini, bunu protesto etmek için cübbesiyle konuşmadığını ifade etti.
Kürsüye gelen eski MÜSİAD başkanı Erol Yarar ise İsrail’in sinsi planları ve pek bilinmeyen kadim hıyanet planalarına değinerek şu prologu anlattı;
”Filistin’li bir mülüman hacdan döner. İsrail askeri gümrük kontrolü yaparken çantasında hurma vardır. Filistin’li hacı askere; hurmalar taze ve Medine hurmasıdır al birkaç tane ye der. Yahudi askerin yanıtı şu olur”
- Geç, biz o hurmayı yerinde yiyeceğiz kısa zamanda”
O kıssa İslam tarihinin Medine-hayber gazvesi safhalarına götürdü bilenleri çok çok anlamlı ve Yahudi’nin derinden gelen sancısını anlatıyordu.
Mitingin bu safhasında Filistinli ve Gazzeli bir Adil el ….. söz aldı. Arapça anladığım için –pratik olmadığı için konuşamıyoruz ama konuşmaları rahat anlıyoruz-söylüyorum, hitabet harikası ve ciğeri püryan bir seslenişti. Onu anlatmaya benim kalemim ve istitaatim kafi gelmez . Hiçbir kalemin de hakkıyla o ızdırabı dile getirebileceğini, o içi yanan insanın hislerini edebileceğini sanmıyorum.
Ama tercüme yetersizdi o güzel konuşma önemini büyük oranda yitirdi.
Bu kadar kalaklı kulaklı hocanın ve ilahiyat fakültesi olan ilimizde doğru dürüst bir tercüman yok mu dedim içimden.
Yazar Ramazan Kayan’ın da her şeyi özetleyen ve son noktayı koyan hitabetiyle tarih yazdık, tarihi yaşadık ender oluşan bir kardeşlik mitingine katılarak izleme ve Filistin’le beraber olma, bir anlığına da olsa Filistin’li olma duygusuna erdik. Kayseri Mimar Sinan Parkında Şunu da hatırlatayım, eğer orda yapılan konuşmalar 28 şubat’ta yapılmış olsaydı cezaların çekmeye ömürleri yetmezdi konuşmacıların diye düşünmüşdüm. Nerden nereye döndü tarihi süreç.