Allah CC mübarek etsin, kesilen bütün kurbanları kabul eylesin. Amin. Çeşitli sohbetler, ziyaretler ve kısaca halkla ilişkide bulunmak zorundayız nefes aldığımız sürece. Kendisini yazar olarak değil de yaşadığı sürece okuyucu biri olarak gören bir birey olarak zaman zaman feraset sahibi ve okumuştan şahane okumamışlara tesadüf ederken, diplomalı ama diplomasızlara rahmet okutacak diplomalı cühela da mebzul günlük hayatta. Bütün bunlar hayatta en normal, endoğal bir haldir kanaatindeyim.
Birini eğitmekten murad onu sürekli sorular soran ve öğrenme ihtiyacı duyan birey haline getirmektir buyuruyor B. Crighton. Geothe ise; ‘ Samimi ilim yolcusu, bilinenin içinden bilinmeyeni tesbit etmeyi öğrenen ve alim/ bilen seviyesine çıkandır diye devam ediyor. H. Clausen-‘İlim yolunda seyrü sülük çok zor ve hatta pahalıdır lakin cahillik yani bilmemek çok daha pahallıdır’ deyu felsefi fetvasını patlattı. Tüm düşünürlere düşünme dersi verin büyük filozof/düşünür Konfeçyus ise-‘Bildiğin zaman bildiğinin bilincinde ol, bilmediğin zaman da bilmediğini bil’ demiş aforizmasında. Kısaca üstad söz ve tefekkür rüzgarı bitmez. Okudukça okuyasımız, düşündükçe düşündüren eşsiz yıldırdır her bir üstad.
HİNDİSTANLI ÜNLÜ RESSAM
Diyarı Hind’de büyük bir ressam vardı. Sergisini gezen her ziyaretçi sanatını, yapıp çizdiklerini herkes kusursuz bulur heyecanla sergilerini gezerlermiş Ve kusursuz bulurlarmış yapıtlarını. Onun lakabını ‘Renklerin Ustası’ anlamına gelen Ranga Guru takmışlar. Çırağı Raciçi de dersini alıp ressamlık eğitimini ikmal etmiş. Son sınavı olan resmini çizerek Ranga Guru’suna takdim etmiş ve alacağı notu beklemeye başlamış. Hocası Ranga Guru ise:-
‘Kıymetli talebem, sen artık ressam sayılırsın Racaçi.. Artık senin resimlerini ben değil halk değerlendirecektir diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da bir kırmızı kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı işareti koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemişti.
Usta ressam Raciçi üstadın söylediğini yerine getirmiş. Ve birkaç gün sonra bakmaya koyduğu meydana gittiğinde görür ki, baştan aşağı çarpı işareti ile dolmuş resmi. Neredeyse çarpı işaretinden görünmüyor çizdiği tablo.
Doğal olarak hayli üzülmüş tabii. Emeğini, tüm dikkatini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. Tabloyu kapıp Ranga Guru üstada götürmüş ve çok üzgün olduğunu söylemiş üstadına. Ama üstad ‘üzülmemesini’ ve yeniden resim sanatına devam etmesini istemiş. Talebe Raciçi yeniden yapmış resmi ve Ranga Gürü hocaya götürmüş. Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını söylemiş Ranga Guru üstadı.
Lakin bunda resmin yanına çeşitli renklerde yağlı boya şişeleri ve fırçalar koymasını istemiş çırağından. Ve tabloya ziyaretçilerin beğenmedikleri yerlerini düzeltmesini isteyen bir kağıt yapıştırmasını istemiş.
Çırak Raciçi söyleneni yapmış. Bir hafta sonra gittiğinde görmüş ki resmine/tablosuna hiç dokunulmamış, yanına konulan boya da, fırçalar da kullanılmamış konulduğu gibi duruyormuş.
Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru üstadına gitmiş ve resmine dokunulmadığını anlatmış büyük bir heyecanlar.
Artık Ranga Guru’da noktayı koymuş:
-Sevgili talebem Raciçi, sen ilk konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelerek senin resmini karaladılar. Oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin…. Yapıcı olmak eğitimli olmayı icabettirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkamadı ve cesaret edemediler.
Kıymetli talebem, sevgili Raciçi: ‘Mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın… Onlara göre senin emeğinin hiçbir değeri yoktur… Sakın eserlerini işi ve emeğinin kıymetini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyen cahillerle tartışma….Demiş.
Tekrar kurban bayramınız mübarek olsun. Emeğin kıymetini bilenler sağ olsunlar vesselam…..