Sabah saat 7.00. Hava çok soğuk. Tam aracıma binmek üzereydim ki Yaşlı Çam Ağacı ardım sıra konuştu. Dikkat et. Hava çok soğuk. Kar ve buzlanma var. Aracında kış lastiği yok, şanzıman arızalı...
Yaşlı Çam ağacını hemen cevapladım.
-Yavaş giderim. Aracımın çıkamayacağı yerlerde yürürüm. Sıkıntı yok. Lakin tohumlar "Kardeşlerimizi götürdün. Bizi ne zaman götüreceksin" diye çok heyecanlılar. Onları doğa ile buluşturmam ve onlara en azından bir şans vermem gerekiyor. Ne zaman balkona çıksam (balkon kuzey cephe) sanki hepsi birden bana bakıyorlar ve adeta "bizi ne zaman doğanın bağrına bırakacaksın" diye yakarıyorlar.
-Onlar doğaları gereği bir an önce doğaya çıkmak istiyorlar ancak bir kısmını erken ilkbaharda toprağı deşerek ekebilirsin.
-Hayır. İlkbaharda ekebileceğimden çok fazlaca tohum var ve sürekli olarak ta çoğalıyor. Nedeni ise çevremdeki (oturduğum sitedeki komşular, bağı, bahçesi olan arkadaşlarım, bir şekilde tohum biriktirmiş olan arkadaşlarım...) ellerindeki tohumları "bunları doğa ile buluşturur musun?" diye bana veriyorlar. Ben de erken ilkbaharda ekebileceğimden çok fazlaca tohumum olduğu için onları bir şekilde doğanın bağrına teslim ediyorum. Umarım çıkanlar ve tutunanlar olacaktır.
-Attığın yerler kayalık. Tohumlar kardan soğuklama ihtiyaçlarını giderecekler. Karlar eridiğinde çamura tutunacaklar. Taşların kuzey kısmında kalanların artı tutundukları yerde derinlemesine toprak olanların ya da altlarında kaya çatlağı olanların tutunabilme şansları yüksek olacak. Ayrıca. Tohumların çoğunluğu da taşların kuzeyinde kalacaktır. Hem. Onlar insanlar gibi değil. İçlerinden biri dahi tutunabilse hepsi çok mutlu olacaklar. Dedi ve sustu.
-Merakla sordum.
-Taşların kuzeyinde kalacaklarını nereden biliyorsun?
Yaşlı Çam Ağacı tekrar konuştu.
-Bakar mısın? Tohumları kuzeyden atıyorsun. Bu çok güzel. Doğal olarak kuzeyde kalacaklar.
-Ayrıca eğim güneye doğru olduğu için karlar eridiğinde suyun akış etkisi ile sürüklenecekler. Taşlara çarparak duracaklar ve durdukları yer yine kuzey bakı olacak...
-Merakla sordum.
-Sence şansları ne kadar?
-Yaşlı çam Ağacı "dallarından düşmüş oldukları yerden daha fazla" dedi ve sustu.
-Merakla sordum. "tohumların şanslarını, içlerinden biri dahi tutsa hepsinin neden mutlu olacağını ve insanlardan farklarını anlatır mısın?".
-Yaşlı Çam Ağacı "ne yazık ki insanlar uzun yazıları okumuyorlar. Bu çok kötü. İstersen diğer konuları bir sonraki faaliyetinde konuşalım".
-Haydi! Tohumları bekletme. Onlar tüm canlılar için karşılık beklemeden çalışacak olan mucize canlar. Şu ansa çok heyecanlılar" dedi ve ekledi.
-Savur onları. İnsanlar görsün. Canlıları fark edebilmenin, onların yaşam hakkına saygı duymanın, her cana yaşam şansı tanımanın ne kadar da yüce duygular olduğunu insanlar fark etsin.
-Hem. Kim bilir? O zaman onları çöpe atmazlar. Ayrıca. Yarın belki daha çok olursun ve bir gün toplumun çoğunluğu fark eder. Dağlar orman olur ve tüm canlar adına dünyamızda yaşam güneş doğduğu müddetçe devam eder. Dedi ve gülümsedi. DEVAMI VAR.
KADİR DAYIOĞLU
BÜYÜKLERE MASALLAR...
Mustafa Cengiz
TARAFTAR TRANSFERİ BEKLİYOR!
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
AÇLIK SINIRI NEDİR, NASIL HESAPLANIR, NEYE YARAR?
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
İLETİŞİM KALABALIĞI -2
Mustafa Mete ÖZPINAR
GÜNÜMÜZDE ÜNİVERSİTELER
Ali Rıza Navruz
SADETTİN KAPLAN (Ö:11.06.2016)
Mustafa Göçer
İLERLEYELİM ARKADAŞLAR.
Mustafa Acar
TOROS'UM
Ömer Faruk Kotay
İDDİANIZ OLSUN!
Mustafa Temizer
MİLLETTEN MİLLETE UYARI!