Yol şose ise de 595 rakımlı tepeden sonra güzergah gittikçe alçalıyor ve zorunlu bir yön takip ediyordu.
Arazi pek arızalı şose çok zikzaklı idi.
Çeşitli kıvrımlarla yürüyüş kolları uzun bir kordele gibi çözülüp açılıyordu.
Yükseklerden, tarih sanki büyük ve hayali gözlerini açmış, hedefine doğru yürüyen Milli Ordunun öncülerini adım adım takip ediyordu.
Tarih, bir milletin alın yazısını belirlemeye etki etmiş bu İstiklal Harbi gibi pek az savaş kaydetmiş olduğu şüphesizdi.
Bunu en ilerde giden er ile en geride giden er kadar bütün ordu hakiki bir bilinçle farkında idi.
Öğleden sonra saat 03.30’a kadar önemsiz çarpışmalarla yürüyüşe devam ederek, Boşnakköyü civarına gelen fırka, Bornova Ovasını örten son sırtlardan oldukca önemli bir ateşe uğradı.
Bir düşman bataryasıda bu ateşe katıldı.
Düşmanın işgal ettiği cephe geniş idi.
Fakat, kuvveti bir tabur kadar tahmin ediliyordu.
Fırka kumandanı, arazinin durumuna bakarak düşmanın çepheden işgal edilerek sol tarafa taşkın bir hareket yapılmasını emretti.
Çarpışma başlamıştı sol tarafa sürülmüş olan Onüçüncü Alayın Birinci Bölüğünün bulunduğu tepelerden, uzaklardan “ Nif “ (Kemal Paşa) Kasabasından İzmir’e doğru yürümekte olan bir kol gözlendi.
Kolun devamı pek fazla olması nedeniyle, dönmekte olan bir fırka tahmin olundu.
Takip edilen bu görülen düşman kuvvetinin istikametini kırarak Onüçüncü Alaya doğru yaklaşmakta olduğu bildirilmesi üzerine, Onüçüncü Alay bir bölükle desteklendi.
Çephede Yirminci Alay ile On Üçüncü Alaydan iki bölük vardı.
Çarpışma belirsiz aralıklarla bazen şiddet kazanıyordu.
Sağ taraftan kuvvetle hareket etmek üzere, Dördüncü Alay da sağ tarafa sevk ve bataryada şose kenarında sipere girerek ateşe katılması sağlandı. İkinci Alay yedekte kalmak üzere fırka genel heyetiyle harbe katılmış bulunuyordu.
Nif’den çıkarak fırkanın sol yanına doğru hareket eden düşman kolunun, sol tarafa bin beş yüz metre yaklaşarak durduğu bildirilmesi üzerine durumun gelişmesine kadar, sağ tarafa doğru harekete geçen Dördüncü Alaya da geçici olarak durma emri verildi.
Durum ciddi bir hal alıyor gibiydi. Bu durum, Fırkanın manevra yeteneği ile hafifletiliyordu.
O esnada Birinci Fırkadan gelip geriye dönecek olan bağlantı subayı ile durum, fırka kumandanı tarafından Birinci Fırka vasıtasıyla Kolorduya bildirildi.
Öğleden sonra saat 5.00’de yazılıp, Birinci Fırka bağlantı subayı ile gönderilen bu raporda Fırka Kumandanı:
Düşmanı baskı altına alarak burada sebat ve direnme niyetinde olup olmadığını anlamak fikrinde olduğunu bildiriyordu.
Bornova Ovasını örten son sırtlar üzerindeki düşmanın çevrilmesine ve tepelenmesine, Nif’ten çıkan ve durumu önceden anlaşılamayan uzun düşman kolunun şüpheli bir tarzda sol tarafa doğru yönünü kırarak meydana gelen hareketi engellemiştir.
Fırka, bu süretle acele etmeden harbe devam ederken öğleyin, Manisa’da Kolordudan emir almak üzere gönderilen yedek subay Hüseyin Efendi, Kolordunun öğleden sonra saat 2.30’da yazılan emrini getirdi.
Bu emir, Fırkaya öğleden sonra saat 5.30’da ulaşmıştı.
Emrin içeriğine göre, Fırkanın şoseden (Sabuncu Gediği) İzmir istikametine harekete geçmiş olduğuna dair, öğleden evvel saat 11.45’de yazılıp, Muhafız Takım Kumandanı Üsteğmen Kılıç Arslan efendi ile gönderilen raporun Kolorduya ulaşmadığı anlaşılıyordu. Bu raporun herhalde bir müddet sonra Kolorduya ulaşmış olacağına ve Fırkanın ve durum ve hareketinden Kolordunun haberdar olacağına nazaran alınan karar ve tertibatın değiştirilmesine gerek görülmedi. Devam Edecek