İstanbul Sözleşmesi kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlara ait mücadele eden Avrupa Konseyi sözleşmesidir. 11 Mayıs 2011 yılında İstanbul’da Avrupa Konseyi, Bakanlar Kurulu toplantısında imzalanan İstanbul Sözleşmesi kadın ve çocuklara şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması, suçluların sorgulanması ve cezalandırılması, mağdur kadın ve çocuklara psikolojik ve tıbbi yardım yapılması kadınlara yönelik şiddetin suç sayılarak suçluların cezalandırılması töre, din, gelenek, namus mevhumları ileri sürülerek kadınları cezalandırmak suçların önüne geçmek ev içi şiddet, cinsel şiddet, cinsel taciz, zorla evlendirme, kadınların sünnet edilmesi, kısırlaştırılması, kürtaja zorlanması bu suçları zorla işletenler aile bireyi ise cezanın ağırlaştırılması öngörülmektedir.
İstanbul Sözleşmesi 8 Mart 2012’de Resmi Gazete ’de yayınlanıp yürürlüğe girer. İstanbul Sözleşmesi, Mor Çatı, Kadın Sığınağı Vakfı, Türk Kadınlar Birliği, Kadın Dayanışma Vakfı, Aile Bakanlığınca desteklenmiştir.
İstanbul Sözleşmesini şiddetle savunanlar olduğu gibi şiddetle karşı çıkanlar var. Herkes kendi fikrini savunuyor herkes olumsuzluklar öne sürüyor. Diğerleri olumlu pencereden bakıyor. Kadınlar hakları için sokaklarda direnmekte, mitingler yapmakta. Hükümetçe bu mitingler yasaklanmaktadır.
Karı koca tartışmalarında kadın kocam bana şiddet uyguluyor diye şikâyet ettiğinde şikâyetin haklı olup olmadığı araştırılmadan kocaya kelepçe takılıp konu komşu mahalleden çocuklarının bakışları arasında evden uzaklaştırılması ve o kocanın psikolojisini düşünmek acıdır. Boşanan kadına kocanın ömür boyu nafaka ödemesi bir başka acıdır. Kadın her hangi bir erkeğe taciz şikâyetinde bulunsa erkek hapse atılır.
Sözleşmenin 4. Maddesine göre; Mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirler başta olmak üzere işbu sözleşme hükümlerinin uygulanması güvence altına alınmıştır.
Bu olumsuzlukları bir tarafa atılırsa Türk kadını cesurdur, çalışkandır. Kadınlar harpte ve sulhta vardır. Kadınlar anamız, bacımız, kızımız, eşimizdir. Evin yükü çocukların eğitimi onların omuzundadır. Kadının olmadığı bir ev düşünülemez. Kadın erkek birbirlerini tamamlayan iki eşit parça olup birbirinin yokluğunda hayat zorlaşır. Kadın her sahada vardır. Varlığını hissettirir. Onlar olmasaydı erkek olmazdı. Fakat kadın varlığını suiistimal edenlerin olduğunu ve olacağını düşünmemek imkânsızdır.
Hz. Peygamber Efendimiz kadına kıymet vermiş; Kadınların haklarının verilmesi hususunda “Allah’tan korkunuz siz onları Allah’ın bir emaneti olarak aldınız. Sizin en hayırlınız eşine, çocuklarına en hayırlı olanınızdır. Çocuklarınıza eşit muamelede bulunun. Eğer ben birini üstün tutacak olsaydım kız çocuklarını tutardım.”
İslam dini kadına hak ettiği kıymeti vermiştir. Kutsal kitabımızda Nisa suresinde kadın haklarında önemli açıklamalar getirmiştir.
Türkiye’mizin Orta Doğu ülkelerine benzememesindeki en ön saftaki kadınlarımız; Atatürk’ün “İstikbal Göklerdedir.” Lafını dikkate alarak; Pilot “En Hakiki Mürşit İlimdir Fendir.” Lafını dikkate alarak bilim insanı olmuşlardır. Kurtuluş Savaşında mitingler tertipleyen, cemiyetlerde yer alan, cepheye mühimmat taşıyan Türk Kadınının cefası devam etmektedir. Kadına şiddetin bir an evvel son bulması dileklerimle.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
YOK ETMEK ZORBALARIN VE CAHİLLERİN İŞİDİR!...
Faruk Ergan
ZOR BE DOSTUM.
Mustafa Cengiz
ATEŞ HATTI’NDA KRİTİK BULUŞMA…
KADİR DAYIOĞLU
CHP (2)
Mehmet Kasap
BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-15
Mustafa Mete ÖZPINAR
YARADANI ZİKRETMEK
Ali Rıza Navruz
BİR SUSAMIŞIN ARDINDAN
Mustafa Göçer
AĞAÇ DEDE: FİDAN DİKME FAALİYETİ: PINARBAŞI
Süleyman Kocabaş
OSMANLIDAN GÜNÜMÜZE 1878 – 2025 BÖLÜCÜ İŞBİRLİĞİ SÜRECİ
Ömer Faruk Kotay
BİR AŞK HİKÂYESİ…