Tanzimat ile başlayan kadın eğitimi meşrutiyet döneminde de devam eder.
Basın ve derneklerde toplantıyı organize eden Rusya Türklerinden dört üniversite öğrencisi bunlar Petersburg Üniversitesinden Kazanlı Ümmügülsüm, Rukiye Yunusova, Taşgetli Meryem Yakupova, Restavlı Meryem bun öğrenciler Hilal-i Ahmerin İstanbul Kadırga hastanesinde dört ay gibi hasta bakıcılık yaparlar bu zaman içinde çeşitli görüşmeler de bulunurlar Enver Paşa Kadırga Hastanesini ziyaretinde bu Rusyalı Türk kadınlara teşekkür eder. Kızlar 23.11.1912 günü İstanbul Tatar Talebe Cemiyetini ziyaret ederler. Türk yurdu müdürü Yusuf Akçura Bey ile görüşürler. Rusya’daki yaşantılarına eğitim ve öğretim hakkında bilgi verirler yine İdadi Mektebi müdür iyesi Nakiye Hanım ile Müslüman Hanımların eğitimi ve yaşantısını anlatırlar. Bu dört Hanım kız 5 Aralık günü Halide Edip Hanım ile görüşürler.
Kazanlı yazar Fatih Kerimi ile bu dört Hanım üniversiteli kız 01.03.1913 günü valide camiinde padişahın selamlık törenini izlerler. Kızlar paltolu beyaz eşarplı yüzleri açıktır. Padişah orada olanları selamlar sadrazam Mahmut Şevket Paşa kızlara padişahın memnuniyetini ve selamını bildirir hasta bakıcılık hizmetlerinden dolayı teşekkür eder. Bu öğrenci kızların açık kıyafetleri yerli ve yabancı basının dikkatini çeker. Fatih Kerimi, Ahmet Ağaoğlu yaralılara bakmak için Rusya’dan gelen Tatar asıllı Gülsüm ve ikisi Meryem adlı üç kadından bahsederler Fatih Kerimi’nin öncülüğünde Müdafaa-i Milliye Kadınlar Heyeti kurulur.(2 Kanuni Nisan 1913)
Müdafaai Milliyenin(Tenvir-i Efkâr İrşat Heyetine) Sunduğu dilekçe de şu öneriler yer alır.
Yardım toplamak için Hanımlardan bir heyet oluşturmalı, İstanbul bölgelere ayrılarak Hanımlar burada yardım toplamalıdır.
Hanımlar arasında konferans düzenlenmelidir.
Savaş alanına gitmek için Hanımlardan fıkralar kurulmalı bunlar yaralıları tedavi etmeli yemek hazırlamalı gerekirse vatan savunmasında canını vermelidirler.
Hanımlar padişaha başvurarak onun da vatan savunmasında bulunmasını istemelidir. Halide edip’in Türk yurdunda Selâtin-Ali Osman’a hitaben yazdıkları uygulamaya koyulmalıdır.
Darülfünun Konferans Salonunda Kadınlar Toplantısı
Balkan savaşları devam ederken kadınlar konferans düzenler darülfünun konferans salonunda düzenlenen toplantıya binlerce kadın katılır. Bir Cuma günü Ayasofya Camiinde hoca Hasan Fehmi Efendi tarafından kadınlara bir vaaz verilir bin kadar kadın katılır. Cumadan sonra Ayasofya Camiinde verilen vaaz hem erkeklere hem kadınlara hitap eder.
Darülfünun Konferans salonundaki ilk toplantı 08.02.1913 ikinci toplantı ise 15.02.1913 tarihinde yapılır. İlk toplantının himayesini Mahmut Muhtar Paşa’nın eşi prenses Nimet Muhtar Hanım ikincisini Nazimiye Sultan üstlenir. İlk toplantıya beş bin kadar Hanım katılır. Kadınlar salona sığmaz koridorlarda dışarıda toplantıyı takip eder. Prenses Nimet Hanım parlak bir konuşma ile konuşmacıları halka takdim eder. İki toplantıda da kadın yazarlar ateşli konuşmalar yapar şair Hanımlar şiirlerini okurlar 14 konuşmacı Hanım arasında Halide Edip, Fatma Aliye, Nigar Hanım gibi tanınmış isimler vardır.
Konuşmalarda dile getirilen görüşler:
Vatanın tehlikede olduğunu bunlardan en belirgin şahsiyetler Fatma Aliye(İslamcı), Halide Edip(Türkçü), Nigar Osman(Batıcı) konuşmalarında vatanın kurtuluşu için tedbirler önermişlerdir.
Fatma Aliye konuşmasında (O ecdat kadınlarında ecdadıdır, bu vatan kadınların da vatanıdır milletin istikbaline kadının istikbali de dâhildir. Zira bunların yarısını da kadınlar temsil ediyor.) Fatma Aliye olaylar karşısında batının kayıtsız önem vermediğini şikâyet ile Türkün 9. Haclı seferi ile karşı karşıya olduğunu söyledi.
Gülsüm Kemalova İslam tarihindeki kadınlardan örnekler verir.(vatan ve millet yolunda erkekler ile muharebeye giren can veren, erkekleri gayrete getiren onların hizmetinde bulunan eski İslam kadınlarını hatırımıza getirelim onlardan ibret alalım.)
Fehime Nusret Hanımda Sultanlar Hanımefendiler veriniz vatan için veriniz din için verininiz kilise olan camilerin susturulan ezan seslerinin yırtılan ırzların, dökülen kanların çiğnenen toprakların intikamını almak için veriniz mal hatun size bakıyor onun üstünde Muhammed size bakıyor herkesi esaretten kurtaran dinimizin esir olmasını mı bekliyorsunuz Allah rızası için veriniz diye feryat eder.)
Naciye Hanım ise (Bunun sadece Türklerin meselesi olmadığını İslam için problem olduğunu söyler bugün İslam için hakiki bir kıyamet var biz Rumeli de ki faciaya karşı sessiz kalırsak bütün İslam âleminin sığınağı olan tahtı tehlikede bırakırız.)
Halide Edip Hanım (Kurtuluş için dindar hasiyetli çalışkan olmakla beraber başka bir şey daha lazımdır. O da şiddetle Türk olmaktır. Bir millet kalmak öteki milletlere karşı varlığını muhafaza etmek için milliyetperver olmaktır. Bu milliyetperverliktir ki Türk milletini büyük bir millet yapmıştır. Tarihi şerefimizi eksiltmiş ve bizi kuvvetten düşürmüştür. Bu milliyetperverliktir onları Avrupa’nın sayacağı bir millet haline getirmiştir. Milleti ile iftihar etmeyi bilmeyen milletini sevmeyi bilmeyen millet değildir. Osmanlı Türkleriyiz milliyeti sevmek bizi memlekete kayıtsız yapmıştır. Türk memleketine yabancı derler bunun için memleketi sevmeyi kendisine minnet etmeyi hale koymayı hatırımıza gelmemesidir. Büyük dedelerimiz Türkistan’dan buraya geldikleri vakit birkaç yüz kişilik bir kabile idiler. Fakat yüreklerinde hamiyetli ve azimkâr bir Türklük vardır.
Bugüne kadar küçük bir Bulgaristan’ı Türkiye’den görmeye tahammül ettik hâlbuki etmeyecektik Türkiye küçük bir Bulgaristan değil. Türkiye büyük bir devlet olacaktı olamadıysa kabahat kimde kadınlarda kabahat neden bizde derler değil mi? Türk kadını çocuklarına Türklük ruhu aşısalardı memleket Türk yurdu olurdu. Çocuklarımıza aşılasaydık memleket Türk yurdu olurdu.
Kız idadisi öğrencisi Firdevs’i eski güçlerden söz ederek (Hanımlar nerede kaldı o kan o hayat nerede kaldı.) diye sorar.
Muallim Naciye Hanım milletin bağrından çıkan kuvvete ordu karşı koyamıyor silah omzunda savaşa giden bir asker arkasında milletini ve milletin kadınlarını her türlü fedakârlığa hazır görürse o asker demirden bir kale şeklinde müdafaada bulunur.
Nezihe Muhlis Hanım ise zenginlerin fabrika kurdukça iyi mal ürettikçe piyasada yerli malı kullanımı arttıkça esaret zinciri ortadan kalkacaktır. Yerli malı kullanmaları için Hanımlardan söz ister. Mecbur kalmadıkça yabancı mallara rağbet etmemeli.
Huriye baha Osmanlı okullarının yetersiz olduğunu özellikle iptidai mekteplere ihtiyaç olduğundan söz eder. Almanya Fransa Japonya gibi devletler okullar sayesinde yükselmiştir.
Nezihe Muhlis Hanım memleket her şeyden evvel gelecek nesilleri hazırlayacak müesseselere muhtaçtır.
Gülsüm Kemalova’ya göre kadınlardan fıkralar kurarak askerlerin yanında durmaktadır. Kız idadisi öğrencilerinden Zehra ve Naciye Hanımlara göre mücadeleye katılmayan erkekler çağrılmalıdır.
Hanımlar bunların dışında nakit yardım yapılabileceğini dile getirirler. Gülsüm Kemalova (İnsan böyle zihniyetlerden arı olarak yaşayabilir fakat namusuz yaşayamaz bugün vatan millet için her şeyi feda edecek bir günümüzdür.) Nakiye Hanım ise şöyle der paralarımızı camilerin meyhaneye dönüştürülmesi için düşmana mı bırakacağız elmaslarımızı kiliselerin tezyiği için mi saklayacağız yoksa katil düşmanın süngüsü karşısında mı takacağız ne bekliyoruz? İstanbul’umuza tecavüz ayağını atmak camilere hac takmak istiyorlar daha ne istiyorsunuz)
Fehime Nusret (Düşman ayağına çiğnettiğimiz topraklar bir utanç teşkil ediyor paralarımızı Bulgarların masraflarını ödemek için mi saklayacağız. Bizde yakın bir günde yola çıkmaya mı hazır olacağız hayır bin kere hayır.)
Yazar Fatih Kerimi(Zannederim ki Türkiye kurulduğundan beri Türk kadını arasında bu kadar büyük bir hareket ilk defa olmaktadır.)
Toplantının sonuçları:
Balkan faciası karşısında Türkçü İslamcı Osmanlıca görüşleri savunan konuşmacıların bir araya geldiği toplantının etkili olduğu çok miktarda para toplandığı Petersburg’dan bir Müslüman kızın bileziğini gönderdiği Orsk’tan bir kadın ipekli yeleğini yollar katılan Hanımlar değerli ne varsa verirler. Üstlerindeki elbiselerini verirler. Gülsüm Kemalova’nın anlattığına göre Rusya’daki Türk kadınlarda değerli eşyalarını bağışlar. Kutuların ağzına kadar yüzük, küpe, bilezikler ile dolar. Bu bağışlar Müdafaii Milliye’ye teslim edilir. İkinci toplantı sonunda da mücevher ve altınlarla ellerde gezdirilen kutular paralar ile dolar bunlarda aynı şekilde teslim edilir toplantı sonunda Halide Edibin üç teklifi kabul edilir.
Bütün Osmanlı kadınları adına telgraf çekmek.
Rumeli de ki cinayetlere karşı müdafaii Milliye’ye yardım için Hindistan, Türkistan, Kazakistan’daki Müslüman kadınlara telgraf çekmek.
Avrupa kraliçelerine telgraf çekmek.
Ruşen Zekiye’ye göre bu toplantı kadın faaliyetlerinde bir dönüm noktasıdır. Kadın derneklerinin sayısı sekiz iken otuz ikiye çıkar. Ruşen Zeki’nin görüşüne göre kadın faaliyetleri daha önceki yıllarda başlamasına rağmen demokratik açılım ve savaşlar(Trablusgarp, Balkan Ve 1: Dünya savaşı) kolaylaştırır. Deneyim kazandırır milli mücadele ve cumhuriyet dönemi kadın faaliyetlerine de etkili olacaktır. Hasan ÇİFTÇİ
Kaynak: 100. Yılda Balkan Harbi- Şefika KURNAZ sf:109
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
YOK ETMEK ZORBALARIN VE CAHİLLERİN İŞİDİR!...
Faruk Ergan
ZOR BE DOSTUM.
Mustafa Cengiz
ATEŞ HATTI’NDA KRİTİK BULUŞMA…
KADİR DAYIOĞLU
CHP (2)
Mehmet Kasap
BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-15
Mustafa Mete ÖZPINAR
YARADANI ZİKRETMEK
Ali Rıza Navruz
BİR SUSAMIŞIN ARDINDAN
Mustafa Göçer
AĞAÇ DEDE: FİDAN DİKME FAALİYETİ: PINARBAŞI
Süleyman Kocabaş
OSMANLIDAN GÜNÜMÜZE 1878 – 2025 BÖLÜCÜ İŞBİRLİĞİ SÜRECİ
Ömer Faruk Kotay
BİR AŞK HİKÂYESİ…