Alaylarının İzmir’e girişinin ardından, Mersinli’ye ulaşan İkinci Fırka Kumandanı ve Fırka Karargahı, bir İtalyan Albayı ve bir çok yabancı ve halk tarafından karşılandı, İtalyan albayı, şehirde her ne kadar bir çok dağınık düşman askerleri var isede silah kullanacak bir halde olmadıklarını söyledi.
Biraz evvel esir edilmiş ve Mersinli bahçe içi evlerine konulmuş olan, Manisa havalisi kumandanıyla beraberindekilerin otomobilleri orada hazır bulunuyordu.
Fırka Kumandanı ve Harp Karargahı bu otomobillere binerek, Kordon yönüyle Hükümet Konağına hareket ettiler. Bütün rıhtımı baştan başa dolduran binlerce halk ve bilhassa aralarında bulunan dağınık düşman askerleri:
Yaşasın Mustafa Kemal paşa
Haykırışlarıyla otomobilleri alkışlıyor. Pencerelere Türk Bayrakları asılarak büyük bir gürültü içinde bütün rıhtım inliyordu. Limandaki harp gemilerinin güvetelerinden alkış sesleri geliyor, bütün vapurlar düdükleriyle Fırka Karargahını, Milli Ordunun mükemmel düzenle ve yıldırım gibi, İzmir’i kurtarmasını selamlıyorlardı.
Hiçbir tesir ve zorlama olmadan, Türk Ordusunu ve Türk Ordusunun Baş Kumandanını alkışlayan bu eller ve bu ağızlar, İzmir Yunan baskınına uğradığı zaman:
-Zito venizalos (Yaşa Venizalos) diye alkışlayan ve bağıran aynı eller ve ağızlar idi ve o zaman, yalnız kendileri bağırmakla yetinmiyor, silahsız suçsuz Türk Halkınıda süngülüyerek, döğerek, öldürerek onlarıda bağırtmak istiyorlardı. İkiyüzlü olsada, bu son bağırış etkili ve ders alınası bir durum idi.
Yunanlılarla, onların destekcisi olan devletlerin bu utanç verici yenilgilgiyi, bizzat kendilerinin kabullenmesi tarihi bir taplo oluşturuyordu.
Daha bir iki gün önceye gelinceye kadar, en fena sıfatlarla hor gördükleri ve aşağıladıkları ve dişleriyle tırnaklarıyla boğmak ve dünyadan varlığını ve ismini kaldırmak istedikleri Türkü, şimdi yerlerde sürünerek alkışlıyorlardı.
Bu erdemsiz insan sürüleri arasında, hükümete ulaşan İkinci Fırka kumandanı ve Fırka Karargahı, Hükümet dairesinde toplamnış olan, yabancı devletler konsoloslarıyla Şerafettin Beyi müzakere halinde buldular. Konsoloslar: Ticaret kurumlarının korunması için karaya çıkarmış oldukları askerlerden dolayı özür beyan ediyor ve gerek görülmediği takdirde, derhal askerlerini gemilere alacaklarını garanti ediyorlardı. Doktor Esat Bey tercümanlık ediyordu. Merak etmemeleri ve azar azar gelmekte olan kıtalarla yabancı koruyucuların derhal değiştirileceği bildirildi.
15 Mayıs 1919 faciası sırasında, çocuklara varıncaya kadar bütün silahsız Türkler, Yunan Ordusu tarafından sokaklarda parça parça edilirken ve İzmir içinde, dünyada bir benzeri daha görülmeyen yağma, zülümler ve facialar yapılırken, insanlık adına olsun küçük bir girişimde bulunmamış ve bu hareketleriyle o cinayetlerin manevi sorumluluğuna katılmış konsolosların durumu tiksindirici idi. Fakat, artık geçmişi hatırlamanın hiçbir faydası yoktu. Güçsüzlerin herkes düşmanı, güçlülerin ise bütün dünya dostu olduğu gerçeği bu nedenle bir kere daha gerçekleşmişti.
Bu defa yalnız güçlü olarak değil aynı zamanda haklı ve uygarlıkta üstünlüğü göstermek suretiyle, Türk Ordusu ve Türk Milleti Akdeniz sahilinde, İzmir’de varlığını ortaya koyuyordu.
9/9/1922 yeni bir tarihin başlangıcıdır. Bu tarih İkinci Fırka kumandanının şu küçük ve alçak gönüllü bildirisi ile başlamıştır.
Bildiri.
İzmir bugün öğleden evvel saat 10.00’da kurtarılmıştır. Şehirde güvenliğin bir an evvel tekrar kurulabilmesi için, bütün halk tam bir huzur içinde işleri başına dönmelidir.
Güvenliği bozacak en küçük harekete kalkışan her ferdin şiddetle cezalandırılacağı ilan olunur.
9/9/1922
İkinci Süvari Fırkası Kumandanı
Albay
Ahmet Zeki
Bildiri, derhal çoğaltılarak otomobillerle dağıtıldığı gibi, Sadâ-yı Hak Gazetesi ile de yayımlandı ve İzmir’in kurtarılışı, Fransız Edgar Kine gemisinin telsiziyle bildirildiği gibi, her olasılığa karşı raporun bir sureti de Fırka Erkanı Harbiyesine otomobili ile gönderildi.
Artık Türk Halkı heyecan verici dalgalar halinde Hükümet civarına toplanıyordu. İzmir ağır bir karabasandan uyanmıştı. Askerleri ve subayları kucaklıyorlardı. Hükümet civarı, Milli sevincin, Milli zaferin boy gösterdiği yer olmuştu. Bütün ileri gelenler gelmişti.
Bölgenin, vali vekilliğine seçilmesi uygun görülen, Genel Borçlar İdaresi eski baş müdürü Abdülhalim Bey’in, geçici memurluğu, İkinci Fırka Kumandanı tarafından uygun bulundu. Kurtuluşun ilk aşaması son bulmuş demekti.
***
Fahri Paşa Hazretlerinin emir ve kumandalarındaki İstiklal Muharebeleri Süvari Kolordusu kıtalarının, İzmir’in kurtarılışında gösterdikleri hız, özveri ve kıtaların bir an evvel, İzmir’e girmek için gösterdikleri rekabet ve yarış ve İzmir’in kurtarılışı, hiç şüphe yok ki, kuşaktan kuşağa Türk Ulusunun okuyacağı bir destan olacaktır.
10 Eylül 1922
10 Eylül 1922 Sabahı, İzmir, bütün kalbinden çoşan teşekkür ve gönül borcuyla, gerçek kurtarıcısını, Türkün büyük kurtarıcısı ve Milli Ordunun Büyük Başkumandanını, GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA Hazretlerini ve zaferin büyük etkenlerinden, Genel Kurmay Başkanı, Maraşal Fevzi Paşa, Cehpe Kumandanı Tuğgeneral İsmet Paşa Hazretlerini ve diğer kıymetli kumandanlarımızı göğsüne bastı.
Türk Ordusuna ve Türk Milletine, olananaksızlıklar içinde, benzersiz başarılar sağlayan ve bize yeni bir Vatan kazandıran büyük kumandanlarımızın dehasıyla bu uğurda, canını feda eden kahraman şehitlemiz olduğuna şüphe yoktur. Zaferin ve İzmir’in kurtarılışının bütün şerefi onlara aittir. Dördüncü yıldönümü dolaysıyla özellikle fedakar şehitlerimizin tertemiz huzurunda bir daha eğilmek, kurtarılan İzmir ve mutluluğa eren milletimiz için bir vicdan borcudur.
Türkiye İstiklal Muharebesinde Süvari Kolordusu Kumandanları
1- Kolordu Kumandanı Tuğgeneral Fahrettin Paşa Hazretleri
2-Suvarı , Birinci Fırka Kumandanı Albay Mürsel Paşa Hazretleri
3-Suvari İkinci Fırka Kumandanı Albay Zeki Bey Efendi
4 –Suvari On Dördüncü Fırka Kumandanı Albay Suphi? Bey Efendi
AHMET KARAASLAN
POLİS
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR’UN KALİTE TESCİL ZAMANI
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
DEĞERİNİN FARKINDA OLMAYANLARDAN UZAK DURACAKSIN…
Faruk Ergan
HAKSIZLIĞA SESSİZ KALMAK
Ahmet Sıvacı
KİTAP FUARI KAHRAMANLARI ( ! )
KADİR DAYIOĞLU
ÖZGÜR ÖZEL
Bekir Oğuz Başaran
SIFIRLA SONSUZ ARASINDA
Mustafa Mete ÖZPINAR
İNSAN OLMAK- OLABİLMEK
Mustafa Göçer
YEŞİL VATAN HAYAL DEĞİL. HEP BİRLİKTE MÜMKÜN...
Ali Rıza Navruz
ONLAR