Kısa süreliğine de olsa arada bir susarım, ses çıkartmamak ve sessiz kalmak, güzel ve etkili konuşmanın başlangıcı gibi geliyor bana. Susmanın konuşmaktan daha asaletli olduğunu düşünürüm, zira konuşmayan insanın hata yapma, kırıcı olma ve saçmalama ihtimali yoktur.
Öyle anlar olur ki kendinizi ifade etmekten yorulursunuz veya anlatmanın işe yaramadığını anlarsınız, nezaketsiz ve saygısız bir insan topluluğunun içinde ne işim var diye susarak terk edersiniz.
Susarak dinlemeyi tercih ederseniz eğer, susmanın ve dinleyici olmanın kalitesini fark edemeyenler, “söyleyecek sözü, konuşacak yüzü yok sanırlar.” Bulunduğunuz ortamdan uzaklaşırsınız, kibirli, burnu büyüdü, kendini bir şey zannediyor derler ve hatta küfür bile edenler olur. Yüzünüze karşı varsa eğer, hatanızı ve kusurunuzu söyleme cesareti olmayan insanlar, suizan içinde debelenirler.
Yaşamım boyunca susmanın, anlaşılmazlığa düşmek yerine en güvenilir yer olduğuna, en az yara almak olduğuna ve en az incitilmeye müsait olduğuna inanmışımdır.
Susarak en çok kendimi koruduğuma ve en az hakarete uğradığım anlar olduğuna, kendim için özel bir yaşam biçimi olarak inandırmışımdır.
Hiçbir zaman çok konuşan biri olmadım, önceleri konuşmaya çekinirdim, özellikle kalabalığa hitap ederken yüzümün kızarmasına ve kekelemeye engel olamazdım.
Konuşmaya başladığım zaman aşırı derecede özen gösteririm, zira konuşurken yapacağınız hata yazıp da beğenmediğiniz zaman silmeye benzemez, olumsuz söz ağızdan çıktığı anda karizma yerle bir olur.
Sizlerin ne zaman susacağınızı veya ne zaman konuşacağınızı bilemem, ama ben mucizeler karşısında susarım, hata yapmamak için susarım, ifade edecek kelime bulamazsam veya tarafıma yöneltilen soruyu bilmiyorsam susarım, meramımı anlatamayacağımdan emin olursam susarım ve irademi kullanarak bilinçli bir şekilde susarım.
Hakarete uğrarsam, inancıma saygısızlık yapılırsa, özümsediğim değerlere saldırı olursa, Cumhuriyet, Atatürk İlkeleri ve Laik sistemi yıkmaya çalışanlar karşısında susmak benim için AR olur. Susmak da, konuşmak da yaratılan tüm canlılar içerisinde sadece insana verilmiş bir yetenektir. İnsan kötülük ve haksızlıkları eleştirirken taraf olmamalı, benim siyasi görüşüme yakınsa yaptığı çirkinlikleri görmezden geleyim, adamın keyfini kaçırmayım, istediği kadar pislik yapabilir ama bana yakın birisini tenkit etmek yerine susarak geçiştireyim dememeli.
Hele ki kamu yönetiminde olan birisi topluma haksızlık yapıyor, kamu kaynaklarını kendisi ve tarafı için ölçüsüzce kullanıyorsa, inandığın dinin emirlerine bağlıymış gibi davranarak riyakarlık yapıyorsa avazın çıktığı kadar bağırmalısın.
Bu yazımın sonucu olarak demek isterim ki, çamur olan ve çukurlarda yaşayan birisi ile ciddi konular, eğitim, ekonomi, sağlık, kadın hakları, ülke geleceği ve siyaset gibi konuları konuşamazsınız, geriye susmak kalıyor.
“Nerede susulur, nerede konuşulur ve kime konuşulur?
İnsani değerlere sahip olanlar bilir.” Faruk Ergan