Topluma ve kişilere karşı saygısızlık yapmadım ama bana karşı saygısızlık yapanlar ve özelime müdahale edenler oldu.
Sorumsuz davranmadım, kırıp dökmedim, amaçsız ve hedefsiz yaşamayı pek beceremem ve kimseye karşı ukala olmadım.
İyi bir okuyucu olduğumu düşünürüm, evimde mütevazi bir kütüphanem var, rahmetli babamdan kalan, tarafıma imzalanan, dostlarımın hediye ettikleri ve bizatihi seçerek aldığım kitaplardan, okuyarak öğrendiğim bilgiler ışığında insan gibi yaşamaya gayret ederim.
Yazmayı da çok severim, yazdıklarımda ötekileştirme, inançlara hakaret, Vatana, Cumhuriyete, kurucu Lider Atatürk’e, Laik sisteme ve Türk Ulusuna ihanet olmaz.
Uzun zamandır yazarım ama kendimi Gazeteci olarak görme hadsizliğine hiç düşmedim, zira “Gazetecilik basın ahlakı der ki, şeref ve haysiyetlere karşı haksız yayın yapılmaz, kişi ve kurumlar aleyhinde iftirada bulunulmaz. Kişisel yarar için ve kamu zararına kullanılamaz”.
Fakat Gazetecilerden kimlerin hadli ve kimlerin hadsiz olduğunu çok iyi bilirim.
Edebiyatçı değilim ama Türkçeyi iyi kullandığımı düşünürüm, yazılarımın özünde birilerini tehdit ve şantaj ederek çıkar elde etmek gibi kirlilik olmaz.
Bir dostum hatamı görüp beni uyarırsa nezaketli bir biçimde teşekkür ederim, yazmam ve konuşmam gereken bir konu varsa, büyüklenmeden ve kibre kapılmadan önce muhatabını arar bilgi alırım ki, kendime olan saygının değişmez kuralıdır.
Bilmediğim konularda bir kişi veya kuruma danışmanlık yapmam, kalemimle sağa sola saldırarak hak etmediğim ücreti almam.
Tüm meslek sahiplerine, işini iyi yapanlara, kazancını vergilendirenlere ve kendi çıkarı için kamu kaynaklarına el sürmeyenlere saygı duyarım, hiç kimseye haddinizi bilin veya siz kimsiniz demem.
Yaklaşık 50 yıldır iştigal konumuz olan Buzdolabı ve Çamaşır Makinesi satmayı çok iyi bilirim, yaptığım işin birileri tarafından alay konusu edilmesini ve bana işimi yapmam gerektiğini söyleyerek uyardığını sanan ve kinaye yapan ukalalara da aynaya bak derim.
Yanımda konuşarak, uzaktan yazarak, bağlılığımdan asla taviz vermeyeceğim Atatürk ve Cumhuriyet’e ağzı dolusu küfür eden, hakaret eden ve kin kusan insanların bir gün utanarak özür dileyeceklerini beklemek benim için saflık olur.
Bir insan nezaketten ve ahlaktan yoksun olursa, utanmamayı kendinde yaşam biçimi olarak seçer.
Çok iyi biliyorum ki insanlar küfür etmeden, edebini muhafaza ederek ve biraz da yaptığı yanlıştan dolayı yüzü kızararak yaşamayı becerebilirler. İnsani değerler, inançlar kadar kutsal ve birilerinin istediği gibi kullanabileceği bir şarlatanlık değildir.
Günümüzde yapılan yönetimsel hatalardan ve şiddetle karşı çıktığım kayırmacılık yapanlardan dolayı bile nezaketimi bozup bazılarına şirin görünme çabasında olmadım.
Birilerinin ölçüsüzce ve bilinçsizce kabul ettiği hatalı uygulamalara da alkış tutmayı, bunlar yapıyorsa mutlak doğrudur deyip içime sindiremem.
Ne kadar haklı olsanız bile karşı tarafa küfür etmeyi içselleştirmişseniz, kem söz kullanıyorsanız ve yüzünüzün astarı yırtılmışsa, sizin kaliteniz çukurlarda sürünür.
“İnsanca yaşamak ve hiç bir şey bilmemek, bildiklerim içinde ilk sırayı işgal ederken, hadsizlik yapmak, bilmediklerimin şampiyonu olarak yerini koruyacaktır”. Faruk Ergan