Dikkatinizi çekmek isterim, tükeniyoruz derken sofradaki yiyeceği, üzerimizdeki kıyafeti, evimizdeki konforu, işyerimizdeki kazancımızı ve biriktirdiğimiz paraları kast etmiyorum.
İnsan olarak tükeniyoruz, etik kuralları tüketiyoruz, inançları tüketiyoruz, saygı ve sevgiyi tüketiyoruz, empati kurmayı tüketiyoruz, anlayışlı olmayı tüketiyoruz ve en önemlisi insan kalabilmeyi tüketiyoruz.
Ülkemizde yaşanan tüm olumsuzluk, düzensizlik ve kuralsızlıklardan dolayı kahrolan insan sayısı okuryazarlarla sınırlı kalırken, kabalıktan ve nobranlıktan çıkar elde eden, şatafatlı yaşayan, kamu kaynaklarını şahsi çıkarına kullanan insan sayısı, çok daha fazla ve yaşanan seviyesizliklere alkış tutarak keyif alıyorlar.
Kişi etkisinde kaldığı veya elde etmek istediği servete, makama, ürüne, eve, arabaya, ulaşınca veya onlardan birsini elde edince şımarıyor.
İstediği şeyi elde etmek kişiye bir müddet haz veriyor ve sorumluluk duygusu taşıyor, sonra ulaşmakta zorlandığı ürünü elde edince kişi de laçkalık oluşuyor ve sorumluluk duygusundan uzaklaşarak, verdiği sözleri unutup gayrı ahlaki bir yaşam biçimini özümsüyor ve tükenmeye başlıyor.
İnsan, ailesine ve ülkesine yaptığı hizmetle, insanlık için faydalı olabilme hayaliyle, verdiği sözle, taahhütlerine sadakatle, devlette aldığı görevlere ve ettiği yemine bağlılıkla, aldığı eğitimle, onur ve gururuyla yaşadığı sürece tükenmişlik yaşamaz.
Nefes alıp vermesi sona erse bile, naçiz vücudu toprak olsa bile, yaşadığı süre içerisinde yaptığı güzelliklerden dolayı uzun yıllar yaşar ve kimse onu tüketemez.
Eski siyasetçilerin, eski bürokratların, eski belediye başkanlarının, eski sanatçıların ve ünlülerin görevleri bitince, köşelerinde tek başlarına yaşamaya çalıştıkları zaman, tükenmişliklerine şahit oluyoruz.
Görevde bulunduğu sürece yaptıkları veya isteyerek yapmadıklarının mükafatını çoğalarak, kamuya verdikleri zararın bedelini de tükenerek ödemeyi göze almışlardır. Tükenirken, ilişkileri, birlikte yaşama alışkanlıklarını, sevgiyi, saygıyı, samimiyeti, içtenliği, tevazuu, mütevazılığı, hoşgörüyü tüketiyorlar. İnsanı, insanlığı ve insan kalmayı tüketiyorlar, üstelik tarafları ve sevenleri için olumsuz rol model olmayı başarıyorlar.
Doyumsuz, tatminsiz ve oburca tükenişin sonucu olarak, eğitim, sağlık, ekonomi, güvenlik, özgürlük ve insan olmanın temel gereksinimlerini de istedikleri gibi yönlendiriyorlar ve de utanmıyorlar.
Sevgili dostlar, artarak çoğalan ve hiç dokunmadığımız, toplumun çok büyük beklenti içerisinde olduğu, tüketmeye elimizin varmadığı, Avrupa ülkelerinde sıklıkla uygulanan, hatta hayranlık duyduğum Japonlar harakiri yaparak yaşamlarına son verirken, bizim siyasetçilerimizin ve bürokratlarımızın tüketmeye kıyamadıkları, başarısız oldukları durumlarda bile insani bir yaşam biçimi olan “istifa” etme özellikleri gelişmemiştir.
Ülke olarak çok büyük acılar yaşadık, uçak kazaları, maden kazaları, trafik kazaları, depremler, sel felaketleri, heyelanlar, iş kazaları, yangınlar, bunların sonucunda çok fazla insanımızı ve aynı zamanda Bilim insanlarını kaybettik, Şehit verdik, fakat yine tüketmeye korktuğumuz ve sanki günahmış gibi “Milli yas” ilan etmeye elimiz varmıyor.
Tükete tükete, tükenmeye devam ediyoruz, “ne sen bunun farkındasın, ne de polis farkında”. “Ceviz ağacı olmaya devam et Gülhane parkında”.
“Umursuz, duyarsız, ruhsuz insanlardan destek istemek yerine, tükenmiş olmayı tercih ederim”.