Zorbalığın yüzlerce çeşidi var ama son günlerde en çok gündeme gelen ve üzerinde durulan zorbalık, akran zorbalığı olarak yazılı veya görsel basında yerini bulmaktadır.
Zorbalık, güç dengesizliğinin olduğu durumlarda, bir bireyin veya gurubun, başka birine kasıtlı ve sistematik olarak zarar verici, korkutucu veya baskıcı davranışlar sergilemesidir. Dünya’nın en büyük sapıklarından birisi ve Dünya Lideri diye adlandırılan adam Trump, “Küba’yı işgal etme şerefi benim olacak” demiş. “Hayatı boyunca ABD-Küba arasındaki krizi duyduğunu belirtip şunları söylemiş. “İster özgürleştireyim, ister ele geçireyim. Doğrusunu söylemek gerekirse, istediğim her şeyi yapabileceğimi düşünüyorum. Küba’yı ele geçirme şerefine nail olacağıma inanıyorum, bu büyük bir onur”.
Bir Ülke’yi işgal etmek, yok saymak, kan gölüne çevirmek, Demokrasi ve İnsan Hakları adı altında o Ülkenin yeraltı veya yerüstü kaynaklarına çökmek şerefsizliğini kamufle edebilmek için, bu şeref benim için büyük onur diyebiliyor. İran Savaşı ile ilgili bir soruya, bitirmek tamamen benim aklımda olan bir şey, başkasının değil diyor. İran’ın koşulsuz teslim olmasını istiyor, İran Petrolünden ABD mutlaka pay almalıdır gibi deli saçması isteklerin ardı arkası kesilmemektedir. NATO ülkelerinin kendilerine destek vermediğini iddia eden Trump, NATO aptalca bir hata yaptı, NATO’dan çıkabilirim demiş, karar almak için Kongre’ye ihtiyaç duymadığını dile getirmiş. Tüm bu konuşma ve istekler zorbalığın daniskası ve baştan sona kadar deli saçması olarak görülmektedir. Konuşmalarında tutarsızlık var, bir bakıyorsunuz muhtaç ve yardım dileniyor, bir de bakıyorsunuz ben Kralım kimseye muhtaç değilim diyor. Bu Trump denen zorbanın ne Devlet adamlığı var, ne de Diplomatik dil kullanmayı biliyor.
Zulüm, güçlü bir kimsenin yasaya ve vicdana aykırı olarak başkasına yaptığı kötü, acımasız, kıyıcı davranış ve işkencedir. İdaresi altında olan insanlara zulüm eden, adaleti sağlamakta aciz kalan veya kasıtlı olarak zalimliği tercih eden, güçlünün ve varlıklının yanında olan veya haklının hakkını vermek yerine gasp eden, zalim ve gaddar insanlar şefkat duygusundan mahrum olarak yaşarlar. Yönetici makamında olan insanlar, verilmesi gerektiği kadar vermezlerse, yönetimi altındaki insanları mağdur ve çaresiz bırakıyor veya başkalarına muhtaç duruma getiriyorsa, yine zulüm etmiş olarak tarihe geçerler. Gereksiz ve hatta faydasız olduğunu bildiğiniz halde, sırf zevk aldığınız gibi yaşamak, yasaların size verdiği yetkileri sadece kendi çevreniz için kullanmak, onların geleceğini garanti altına alabilmek için diğerlerini yok sayıyor olmanız tam da zulüm etmekle eşdeğerdir. Devasa büyüklükte masaları yer kalmayacak şekilde donatarak, görgüsüz ve varlıklı insanları davet etmeniz, Ramazan ayının özüne aykırı davranarak, sürekli hadislerden bahsetmek ve Maun Suresini yaşamak, zulmetmenin ta kendisidir. Durup dururken birde askeri helikopterle iftar şenliğine giden bir Sağlık Nazırımız oldu. Allah’a çok şükür olsun ki Ramazan ayının son gününe geldik, yuvarlak masanın etrafına toplanmış varlıklı insanların görgüsüzlüklerini ve çirkinliklerini görmeyeceğiz. Bu vesile ile zulümden uzak kalabilen, son derece mütevazı yaşayan ve inanarak ibadetini ifa eden insanların Bayram’ını tebrik ediyorum.
“Zulüm ve zorbalık yapan, ona yardım eden, razı olan ve yapılanları onaylayanlar, size de selam olsun.”