Soğuk havalarda gurbette ki çocuklar, torunlar için, çok duygusal olurum. “Hava nasıl oralarda üşüyor muşunu?” şarkısını mırıldanırım, bazen ağlamaklı olurum. Kızım Didem İstanbul’da, diğer kızım Sinem Ankara’da okurken hep bu duygu yüklü hali çok yaşadım.
**
Mesela oğlum Mustafa jandarma olarak Ağrı’da askerlik yaparken (kısa dönemli er), her gün birkaç kez “Everek dağı bozlağını” dinlerdim merhum Ahmet Gazi’den ya da Gülay’dan. Çocuklar nereden bilsin. İlk defa duyuyorlar.
**
Gözlerimden yaşlar boşanırdı, hanımıma da hiç hissettirmezdim… İlk işimiz, televizyonlardan terör haberlerini izlemek olurdu. Nişanlısı kızımız Aslı ile eşim, Mustafa’yı görmek için uçakla Erzurum’a, oradan otobüsle Ağrı’ya gitmişlerdi.
**
Hep şunu sordum; erken Cumhuriyet ve öncesinde gurbette okuyan kırsalın çocukları hangi şartlardaydı, acaba? Bu şartlarda Anadolu yollarına düşen öğretmenler de. Hep empati yaptım. Onlara bakınca, yakın zamanda gurbette okuyan benimkileri anlatırken doğrusu utandım.
**
Dostlar, imkansızlık nedeniyle, gurbette okuyamayıp yuvasına dönen çocukları duyunca yüreğim “cız!” ediyor inanın. Hissedebiliyor musunuz, onların duygu fırtınasını. O nedenle, öğrenci yurtları açan belediyeleri canı gönülden kutluyorum. Buna engel olmak isteyenleri de şiddetli bir biçim de kınıyorum.
**
Çocukları, torunları gurbette ya da askerde olanlara ve olmayanlara dinlemelerini tavsiye ederim, “Everek dağı”nı biraz gözyaşı dökerlerse rahatlarlar. Aradan bunca yıl geçti, şimdi yazarken bile gözümden yaş dökülüyor, empati yapıyorum, hafif gözyaşı dökerek.
**
Sadece bizimkiler için değil başkaları için de empati yapalım. Öyle ya, “merhamet” duygularımız çok törpülendi.
Öyle ya hangi şartlarda okuyorlar, oturuyorlar; hangi şartlarda görev yapıyorlar. Tabii, “hava nasıl oralarda üşüyor musun?” şarkısını da okuyarak!
"Hava nasıl oralarda, üşüyor musun?
Kar yağıyor, saçlarıma bilmiyor musun?".
diye başlayan bu şarkı Edip Akbayram ile özdeşleşmişti. Söz ve müzik de Adnan Ergil’e aitmiş.
**
Neyse, duygusal ortamdan biraz uzaklaşıp, hayatın bir başka gerçeklerine dönelim. Yıllardır uyardığım, ulaşım için önemi olan, Hisarcık-Kıranardı-Talas bağlantısını daha nitelikli hale getirip bu bölgeyi, çok güzel yapılan Hisarcık-Hacılar yolu üzerinden Eğribucak ve OSB’ye bağlamak. Hatta OSB üzerinden Adana-Niğde yoluna ulaşabilmek.
**
Bu varyantın gerçekleşmesi, kuvveden fiiliyata dönmeye başladı, Melikgazi kazmayı vurdu. Yapımı devam ediyor. O nedenle değerli Başkanımız Mustafa Palancıoğlu’nu kutladım, telefonla… “Abi ufak tefek mülkiyet sorunu var, inşallah onları da çözeriz!” dedi.
**
Tabii, mülk sahiplerini de fazla üzmeden, konunun halli, belediyeye yakışandır. Temenni ederim bu tür pürüzler çözülür, yol akamete uğramaz.
**
Küçük ama hayata dokunan bu projeyi hayata geçiren Başkanımız Palancıoğlu’nun şahsında, emeği geçenleri tekrar kutluyorum.
**
Bu tür projeler, merkezin ulaşımını rahatlatır. Mesela ben, Hisarcık-Hacılar yolu nitelikli hale gelince, PTT ve Noter hizmetleri için Hacılara gidiyorum. Gerektiğinde Kayseri OSB’ye giderken bu yolu tercih ediyorum…
**
Mesela Talas, Tomarza tarafından Hacılar, Erciyes ve Develi’ye gidecekler de bu alternatif yolları tercih edecek. Göreceksiniz.
**
Hep söylüyorum, “mega projeler” benim için önemli değil. Küçük küçük, hayatımızı güzelleştiren, hayatımıza dokuna projeler benim için önemli. İnşallah, bu vesile ile de Hisarcık Meydan’ını da çözerler. Zira, yazın çok sıkıntılı oluyor. Yeni Talas bağlantısı da bitince bu daha iyi hissedilecek.
**
“Oğlan kocayınca iş dayıya; kız kocayınca gayret halaya düşer” misali, Palancıoğlu Başkan’ın, Kıranardı/ Öküz Çukuru göletine de el atıp sızdırmazlığının giderilmesi için harekete geçmesini beklerim.
**
Sonuçta küçük bir su yapısı, bir buçuk milyon metre küp kapasiteli. Bittiğinden beri su tutmaz. DSİ’nin umurunda değil. Yani, ben bir AK Parti yetkilisi olacağım da DSİ kulağının üzerine yatacak öyle mi?
**
Evet. Küçük bir su yapısı ama Tekir havzası için çok önemli; içme, kullan me ve sulama suyu için. Bu bitiğinde KASKİ de rahatlayacak ama maalesef ne KASKİ ve ne de Büyükşehir bunun farkında. KASKİ kolayını buldu, hiçbir kırsalda uygulamadığı fiyat tarifesi uyguluyor Hisarcık, Kıranardı ve mücavirinde. Ne için, “musluk suyu” kullanımını caydırmak için. Yazıktır, günahtır.
**
Elindeki su varlıklarını hizmete sunamıyorsun ama suya zam yapmakta ya da yüksek tarife uygulamakta bir beis görmüyorsun.
**
Marifet zam yaparak, yüksek fiyat çekerek caydırmak değil; marifet kaynakları değerlendirmek, üretici ile tüketiciye optimal de buluşturmak.