Yönetilmeye alıştık. Ağalar, beyler, efendiler ne derse o.
Unvanlar, makamlar, kariyerler karşısında boynumuz her zaman kıldan ince ve on beş derece sağa yatık korkudan.
Asker postalından, polis jobundan, patron lokavtından, müdür sürgününden, mahkeme celbinden.
Karakoldan gelen bir yazıyı görünce beti-benzi atmayan var mı?
Efendi Toranagalara “ Gözünün üstünde kaşın var” de, “ Mapushanelere Güneş doğmuyor” türküsünü bak nasıl çığırttırıyorlar
Efendilerin muhterem zevcelerinin, milyon dolarlık çantalarına yan gözle nazar et bak neler oluyor?
Hele hele! Paçan sıkıyorsa;
“ Sorması ayıp olmasın da: Gemicikler hâlâ İsrail ile flört ediyormuş” Diyerek hadsizlik, densizlik yap.
Gecenin bir yarısı seni evinden yaka-paça, don- gömlek bak nasıl götürüyorlar.
Ama bu ülkede demokrasi var, hukukun üstünlüğü var, eleştiri var, adalet, madalet var!
Kah! Kah! Kah!, Kih! Kih! Kih!
Masa başında oturuşu, sokakta koruma ordusu ile yürüyüşü öylesine haşmetli ki, sıkıyorsa titreme.
Müritlerin uçurduğu kanatsız ebabil kuşları gibi.
Size bu travmadan birkaç kare;
Efendi hazretlerinin abdest suyunu içecek kadar midesiz ham softa, kara yobazlar.
“ Aşksız canı ölü bilmek gerek”
Sultan Veled’in bu sözünden habersiz iblis sofileri.
“ Yaratılanı severim Yaratandan ötürü”
Yaratılanı, sadece şeyhinin eteklerine sarılmış Firdervs sakinleri, ötekileri Gayya’da bilenler.
Liderlerin bir sözü ile intihar dalışı yapacak donu yırtık, midesi aç, yüzde elli’nin içindeki kamikazeler.
Filistin’de, çocukları bile katleden İsrail, Irak’ta Müslüman kadınların ırzlarına geçen ABD askeri için üfürükten tayyare gürleyenler.
Bir zamanlar Sevr’in Diyarbakır’da hortlamasını açılım adına yiyip yutanlar.
Altı büyük şehri bile savaş meydanında bozgundan sonra kaybedip suçu, pahalılıktan sürüm sürüm sürünen emekliye atanlar.
“ Sen benim kim olduğumu biliyor musun? “ Yok.
“Ben belediye, daire, bilmem ne başkanıyım. Bakan, Milletvekili, İl Başkanı bilmem nesiyim. “
Hâşâ Allah mısın sen?
Birlikmiş, beraberlikmiş, ufukta parçalanma görünüyormuş kimsenin taktığı, maktığı yok.
Haldun Taner’İn ünlü bir oyunu var. “ Keşanlı Ali Destanı” Yıllar önce sahneye koymuştum. Orada bir söz geçer. “ Herkes hesap peşinde “ diye.
İşte öyle.
Sınıf Başkanlıklarından tutun da, Yapı Kooperatifi, Kamu yararına faaliyet gösteren derneklere varıncaya kadar herkes hesap peşinde.
“ Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdııııır “
Sanki babasının hayrına yapıyor.
“ Bizler sizlere hizmet için varııııııııız “
Ufak doğra da civcivlere yem olsun.
Yerel ve genel seçimleri aklınıza hiç getirmeyin. Özellikle seçim meydanlarındaki manzaraları.
Cumhuriyet sözcüğünden vebadan kaçar gibi kaçanları, Din kavramını nabza göre şerbet bilenleri,
Türk kelimesini ağzına almaktan hayâ edenleri.
Bu ülke için bu, doğal afet midir, kıyamet senaryosu mudur ben henüz bir ad koyamadım.
Ellerin yurdunda çiçek açarken bizim illere halâ kar yağıyor.
Ellerin yurdunda sağcısı da solcusu da ülke çıkarları için bir nokta da birleşiyor bizim illerde yeni cepheler açılıyor.
Bizim İller, siyasi bir kadavra haline geliyor.
Ağalar, beyler, efendiler. Ötekiler mi?
Sadece travma.