Adnan…
Sevgili Adnan, can kardeşim, şairim sen ne yaptın böyle?
Oldu mu şimdi senin bu yaptığın? Yakıştı mı sana Adnan yahu yakıştı mı sana.
Şu an şaşkınlığımdan, kederimden ne yazacağımı bilemiyor, bilemiyorum.
Tutamıyorum gözyaşlarımı.
İnanmam mı gerek onu da bilemiyorum Adnan.
Allahaşkına Adnan nedir bu ansızın çekip gitmek yahu?
Haber vermeden, selamsız, sabahsız nedir bu söyle Adnan söyle.
Acelen neydi söyle Adnan.
Derdin neydi Adnan? Kim sana ne söyledi, ne etti de böyle birdenbire bırakıp gittin bizleri
Kime küstün, darıldın, gücendin Adnan?
Biz ne yaptık sana Adnan. Biz ne kusur ettik?
Kaba, çirkin, rezil bir partizanlıktan başka, partililere, onların yedi sülalelerine sahip çıkmaktan başka…
Kendileri gibi düşünen, Boğaza karşı yalısı olan, medya maymunu sözde İslâmi yazarlara yarım saatlik bir konferans için dudak uçuklatan paralar ödemekten başka…
Kendi, koltuklarını, konumlarını korumak için utanmadan, arlanmadan yalakalık üstüne yalakalık yapmaktan başka bir halt bilmeyen bazı yerel yönetim başları senin de kıymetini bilmediler.
Bile bile bilmediler.
Göz göre göre bilmediler.
Güneşe göz kapamakla gece olacağını, her çıkışın bir inişi olacağını bile bile ahmakça düşündüler.
Çünkü sen onlar gibi düşünmüyordun.
Çünkü sen onların el-etek öpen biad etmişlerinden değildin.
Çünkü sen, onlar “Türküm” demeyi ırkçılık, kafatasçılık bilip utanmadan utanırlarken Türk Milliyetçisiydin.
Çünkü sen, protest bir yazardın, şairdin, öğrencileri tarafından çok sevilen bir öğretmen, bu şehrin, harbi delikanlı, kalemini satmayan, kiraya vermeyen aydınıydın.
Çünkü sen idealist bir insandın, sanat adamıydın.
Çünkü sen hiç kimseye eyvallahı olmayan, kimseden korkmayan bir köşe yazarıydın.
Ah! Adnan. Seni 80 li yıllardan önce de bilirdim. Kadim dostumdun. “ Bedenen de, ruhen, şiirleriyle de gerçek bir şair Adnan” Derdim senin için. Gerçekten de öyleydin Adnan.
1982 yılında çıkarttığın” Ay Kapımdan İçeride “ adlı şiir kitabın hakkında Kültür-Sanat Dergisine uzunca bir yazı yazdığımda gördüm ki sen gerçekten şairdin.
Gencecik ama mangal gibi yürekli ama şiirin hasını bilen, yazan şairdin.
Şaka mı bu yaptığın Adnan Hoca?
Allahaşkına bunun hiç yaptığın bir şey olmadığını bildiğim halde şaka olduğunu söyle yahu.
Kısa bir süre sonra geleceksin değil mi? Hiçbir şey olmamış gibi yine çok değerli eserler vereceksin değil mi?
Yine gerçek anlamda has şiirler yazacaksın değil mi?
Yine şu düzenin çarpıklığını, kirliliğini, rezilliğini, kepazeliğini anlatan romanlar yazacak, yazdıkların profesyonel tiyatro oyuncuları ile tiyatro sahnelerine taşınacak değil mi?
Yine, bir edebiyat öğretmeni olarak yetiştirdiğin yüzlerce öğrencin sana hâlâ hayranlık duyacaklar değil mi ?
Değil mi sevgili Adnan değil mi?
Sen öyle bir eğitimciydin ki, bazıları kasım kasım kasılırken, öğretmen olarak engin dağları kendileri yarattı zannederken sen öyle bir tevazu içindeydin ki akıllar dururdu.
Seni öğretmen değil hizmetli zannederlerdi.
Eskiler olarak bir bir gidiyoruz Adnan. Bir el’in parmakları kadar kaldık bu şehirde.
Fehmi gitti, Emir Kalkan gitti, Kadir Özdamarlar gitti, Çağlıkasap gitti. Ceketini alan gitti.
Yokluğuna alışacak mıyız bilemiyorum. Alışsak bile delecek, yakacak, yıkacak öyle alışacağız belki.
Allahım rahmetini esirgemesin senden sevgili Adnan
Sen sıranı atlattın. Bize de gelecek sana gelen ölüm.
Allahım! Adnan bu cumartesi günü sana misafir geliyor. Ne olur onu iyi ağırla.
Mustafa Cengiz
ÜÇ İHTİMALLİ BİR MAÇ DAHA!
Ali Rıza Navruz
BİR DELİBAN VAKTİ
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
LAYIK OLDUĞU, HAK ETTİĞİ MUAMELE GÖSTERİLMEYEN KADINLARIMIZ-1
KADİR DAYIOĞLU
BÂKİ KULLAR
AHMET KARAASLAN
ANADOLU EFSANESİ
Mustafa Mete ÖZPINAR
İSLAMİYET KAİNATA GÖNDERİLDİ
Mustafa Göçer
BUYURUN TARTIŞALIM
Faruk Ergan
KADINLARIMIZ
Ömer Faruk Kotay
ARABESKİN BABASI…
Osman Karakebeli
KİMDEN VE NEYDEN YANAYIZ