Anlayamıyorum.
Anlamakta zorlanıyorum herkes gibi.
Koskoca C- 130 nasıl düşer ki?
Yirmi şehit. Şehitlerimiz. Bu toprakların gerçek sahiplerinden yirmi güzel insan.
Bu devletin yetiştirdiği, kolaya, ucuza yetişmeyen yirmi nitelikli insan, yirmi anlı, şanlı asker.
Yirmi ocaklara ateş düşmesi, yirmi gönüllerde kıyamet.
Dile kolay. Tam yirmi beş yıl c-130 ile diğer Hava Birliklerine gitmek üzere görevim gereği bazen ayda bir, bazen 3-4 defa uçtum.
Uçmak zorundasınız çünkü zorunluluk dışında karayolu ile göreve gitmeniz, dönmeniz, askerliğin getirdiği doğal bir yasak.
Gidiş-dönüş saatlerinizi Hava Kuvvetlerinin envanterinde bulunan nakliye uçaklarına göre ayarlamanız şart.
O saatlerde gideceğiniz yere uçak varsa ya da döneceğiniz zaman varsa, karayolunu kullanamazsınız, kullandığınızda bilet paranız size harcırah olarak ödenmeyecektir.
Neyi gösterir bu?
İşte size zorunlu tasarruf.
Kültürden olmayan zorunlu tasarruf.
Her neyse de, Amerikan nakliye uçağı bunlar.
Dört motorlu.
Alman C-160 nakliye uçaklarından çok daha farklı, çok daha teknolojik farklı özelliklere sahip.
Dahası, şimdilerde C-160 Alman uçakları artık emekli edilirken, parça parça sökülürken, C-130 lar altmış dört yıldır hizmette.
Bunların serviste olması, çaresizlikten ya da başka nedenlerden değil, hâlâ ihtiyaca cevap verecek teknolojik güçte olmaları.
Hâlâ, merkezleri olan, 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığında ya da Kayseri’de bakıma, onarıma cevap vermeleri.
2. HİBM. K. Lığı Fasbat Tesislerinde her uçuştan önce hatta her an, İngilizce T.O Kataloğuna göre, sıfır hata hedeflenerek hazırlanmaları.
Son derece, olağanüstü durumlar dışında güvenliydi bildiğim kadar.
Yirmi beş yıl boyunca, bir C-130 nakliye uçağının daha önceden şu veya bu nedenle düştüğünü duymadım.
CASA’ları duydum, enkazı gördüm hatta düşüş nedenlerini araştıran kaza-kırım da bulundum ki kara kutu dinlenildiğinde düşüş sırasında uçaktakilerin nasıl nefes almakta zorlandıklarını tüyler ürperten bir şekilde duyuyor ve dehşete düşüyorsunuz.
Malatya’da düşen ve çok sayıda şehidimizin olduğu CASA gibi.
Tabii ki düşüş nedeni devletimizin görevlendirdiği kaza-kırım heyetince araştırılacak.
İnanmak istemiyorum, böylesine gelişmiş teknolojiye sahip bir nakliye uçağında arızanın ne olduğu araştırılacak, bulunacak.
Yüreklerimizdeki yangın, öyle kolay kolay da zaman en iyi ilaç olsa da sönmeyecek.
Türk Milletinin başı sağolsun demekten başka ne yapılabilir ki...
Onları kalbimize gömmekten başka elden ne gelebilir ki...
Diğer bütün binlerce şehitlerimiz gibi yirmi şehidimiz de bir süre sonra unutulacak.
Bu da hayatın kendisi ya da kaza ve kadere iman.
Yeter ki Türk Devleti yaşasın.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
YOK ETMEK ZORBALARIN VE CAHİLLERİN İŞİDİR!...
Faruk Ergan
ZOR BE DOSTUM.
Mustafa Cengiz
ATEŞ HATTI’NDA KRİTİK BULUŞMA…
KADİR DAYIOĞLU
CHP (2)
Mehmet Kasap
BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-15
Mustafa Mete ÖZPINAR
YARADANI ZİKRETMEK
Ali Rıza Navruz
BİR SUSAMIŞIN ARDINDAN
Mustafa Göçer
AĞAÇ DEDE: FİDAN DİKME FAALİYETİ: PINARBAŞI
Süleyman Kocabaş
OSMANLIDAN GÜNÜMÜZE 1878 – 2025 BÖLÜCÜ İŞBİRLİĞİ SÜRECİ
Ömer Faruk Kotay
BİR AŞK HİKÂYESİ…