Kayseri Kitap Fuarı…
Başlangıcından bu yana sürekli çehre değiştiren, sürekli kan kaybeden, rengi belirsiz, kimliği belirsiz, kişiliği belirsiz nam_ı diğer güya kitap fuarı.
Hani var ya! Diğer kentlerin hatta ilçelerin kitap fuarını görmesek, bilmesek kendini bize değil cümlesine kitap fuarıyım diye yutturacak.
Başlangıçta ülkedeki her düşünceye sahip, farklı edebi anlayışlar içindeki yayınevlerinin ilgi gösterdiği bir etkinlikti Kayseri Kitap Fuarı.
Öyle ki şimdilerde:
Kendi memleketlerinde tanınmayan, bilinmeyen, adı, esamisi okunmayan sözde yazarlar için Kayseri Kitap Fuarı adeta cennetten bir köşe gibi oldu.
Kendilerini yazar olarak kabul ettirdikleri tek fuardı.
Dedik ya!
Kendi yaşadıkları şehirlerde bile bilinmeyen, tanınmayan, okunmayan insanların Kayseri bulvarlarında, meydanındaki bilboardlarda dev afişlerini görürsünüz.
“O mahiler ki derya üzeredir, deryayı bilmezler “
Gazete köşe yazarları üfürükten tayyare ya da fasulyenin faydaları türünden kitaplarından dolayı kasıntısından yanına varılamayan ablalar, teyzeler.
Genellikle makaslama yoluyla oluşturdukları ve kendi paralarıyla bastırdıkları güya İslâmi Eserler.
Öyle değil mi ama?
Hangi İslâmi konu yazılmadı ki?
Kitap olmadı ki?
Senelerdir yerden şair biter gibi, mantar biter gibi İslâmi yazar bitmiyor ki?
Piyasaya sürülmüyor ki?
Kazıya kazıya zorla bıyığını, sakalını çıkartmış, bırakın dünya klasiklerini, dünya yazarlarını okumayı, tanımayı Türk Edebiyatından bile habersiz gençler.
Batıyı okumayı“ kefereyi bilmek” olarak yorumlayan üstatlar (!) .
Hele şu türbanlarını sevdiğim, bilboardlarda şarkıcılar gibi porselen dişlerini gösteren gencecik kızlar.
Özellikle İslâmi Cemaatlerin ürettikleri yazar enflasyonu.
Kaliteden, sanat kaygısından, edebi nitelikten zerre kadar nasibini almamış sözde yazarlar, sözde yayınevleri.
İşin en komik hatta en acı tarafı ne biliyor musunuz?
Bu tür çakma yazarlar, İnsanları imana getirmek için makaslama yapan yazarların, henüz Kayseri’ye teşrif etmeden önce Kitap Fuarı’nda heyecanla bekleniyor olmaları.
Sıranın ya da kuyruğun inanılmaz derecede uzaması.
Kuyrukta bekleyenlere baktığınız zaman çoğunluğunun bırakın kitap okumayı, gazete bile okumayan kişiler olduğunu ibretle görmeniz.
Peki neden? Hemen söyleyelim:
Onlar Kayseri’ye henüz lütfetmeden, Cemaat Ağaları’nın Kayseri’deki müritlere haber uçurup yazarlarını kitaplarının alınmasının istenmesi.
İstenmesinden öte adeta emredilmesi. Ve dahi, vebal ile ürkütülmesi, korkutulması.
Paran olsun, olmasın, yorum yapabilmen için eğitimin yeterli olsun ya da olmasın hiç dert değil.
Hele hele Kayseri’de dev billboardlarda artistik resimleri varsa değme gitsin.
O gencecik kızlar, delikanlılar hayatlarında hiç görmediği ilgileri Kayseri Kitap Fuarı’na gördüklerinde: “ Vayyy Be! Ben neymişim de haberim yokmuş” diye düşünmeleri.
Ve dahi, yürüyüşlerinin bile değişmesi.
“ Ayna, ayna! Benden büyük yazar var mı şu dünyada”
Peki Kayserili Yazarlar ne durumda bu arada? “El’in tavuğu,el’e kaz görünürmüş”
Bırakın billboardlarda görünmeyi, Kitap Fuarı’nda 1 metre kare yer bulmuşsa şükretsin.
En rezili de on beşine, yirmisine danalık gibi, her birine otuz santimetre düşecek kadar bir yer vererek, “İşte Kayserili yazarlara da yer verdik. Üstelik beleş” şeklinde yaygara yapmaları.
Bu ayıp, Kayseri Kitap Fuarı mimarlarına yeter desem de utanmazsınız.
Yerel yönetimler de dahil.
Mustafa Temizer
TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİ Mİ? BU ÇAĞRI NEDEN ENGELLENİYOR?
Mustafa Cengiz
SÜPER LİGE VEDA ZAMANI…
Mustafa Acar
BURHAN IN ÇAY OCAĞI.
AHMET KARAASLAN
ŞIH VE KÖYLÜ KADIN
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
"BİZ" OLSUN; "BEN" OLMASIN!...
Mustafa Göçer
GERÇEK HABER GAZETESİ, ÇALIŞANLARI İÇİN FİDAN DİKTİM!
Bekir Oğuz Başaran
SONA YAKLAŞILIRKEN
Ali Rıza Navruz
BİR HATIRLATMA...
Faruk Ergan
HADDİNİ BİL!
KADİR DAYIOĞLU
İSMAİL EDİZ (1934-2026)