Emperyalist ABD hangi İslam Ülkesi’ne kafası bozulursa ya da Wietnamcılık oynamak isterse ateşliyor çatapat gibi.
Japonlar için değil herhalde. Çin için hiç değil ki paça ister.
Bu ülkenin Cumhuriyet Tarihinde böylesine utanç verici, yüz kızartıcı kara lekeler yok.
27 Mayıs, 12 Eylül, 15 Temmuz ve yamakları.
Bilmem kaçıncı yıldönümün12 Eylül’ün.
Hatırlanması bile iğrendirici. İnsanın mide spazmı geçirmesine sebep.
Demokratikleşme, sivilleşme, özelleştirme, küreselleştirme, insan hak ve hürriyetleri kavramlarının bir anlam ifade etmediğinin marifeti.
“ Yargılanamazlar sınıfı “ nın.
Dünya jandarmalığına soyunmuş emperyalist Amerika’nın talimatları doğrultusunda.
Bu ülkenin makûs talihi.
Tıpkı 12 eylülün “ Demokrasiyi rayına oturtmak “ uydurmacası gibi.
Devlet ve millet sahipsiz bırakıldığı için silahlı kuvvetler yönetime el koymuş muş.
Anlat anlat heyecanlı oluyor. Aptalız ya! Yedik.
Netekim, başınızda eli kanlı elebaşınız, diktatörlüğü döneminde akıllara durgunluk veren bir servet ile beşli faşist çete olarak bir siz kalmıştınız demokrasi havariliğine soyunan.
Hoş. Hepinizde öyle köşeler döndünüz ki ne katlar, villar, apartmanlar, işhanları, deniz kıyısında arsalar bırakın sayılarını nerde ne olduğunu bile unuttunuz.
Eh! Olacaktı o kadar. Sonuçta küçük abdestinizi bile tutamıyordunuz ki, kendiliğinden gelen ( ! ) ki Karunları bile kıskandıracak servete sahip oldunuz.
Hırs bu ya!
Daha çok, daha çok, daha da, daha da çok istiyordunuz ki Ah! Ölüm geldi çattı.
İyi de siz ölmeyecektiniz. Bu ülke siz demekti, siz bu ülke demektiniz. Üstelik kendi hazırladığınız, senaryosunu yazdığınız anarşi ortamı da bıçak kesilir gibi bitmişti.
Güdülmekten zevk duyan ülke halkını kurtarmıştınız.
Ha ! Giderken götürecektiniz onca mal, şan, şöhret, despotluk, diktatörlük, katilliklerinizi.
Götürdünüz mü?
Nah! Götürdünüz.
Varsa tokmakçılarınız, yoksa şımarık, züppe, kendilerini paşa sıpası olarak halktan üstün gören veliahtlarınız çatur, çutur yedi, yiyor.
Ama ben faşist çetedede şu orgeneral’in oğluyum, kızıyım, avradıyım” diyemiyorlar, Çünkü paçaları sıkmaz, onlarda o yürek de yok.
Olsa ne yazar ki?
Yargılandınız ve şükür ki rütbeleriniz söküldü, attan düşüp eşeğe bile binemediniz.
Geriye ne mi kaldı? Hemen unutmadan söyleyim:
Korku belasına yüzde yüz’e yakın size oy veren bu halk, cenazenize de bile gelmedi de yasalar gereği o da sen ben bizim oğlan ile resmi tören yapıldı.
Çetenin faşist diktatör elebaşısının Netekim caddelere, bulvarlara, okullara verilen adı kaldırıldı.
Ulan Allahsız! On yedi yaşındaki bir lise öğrencisi Erdal Eren’in yaşını büyütüp astın.
Ulan kitapsız! Suçsuzluğu Askeri Mahkemece onanan Mustafa Pehlivanoğlu’nu, teravih namazını beklerken götürüp astın.
Ulan insan kanı içmekte, adam yemekte Stalin’den geri kalmayan sen, binlerce kişiye zindanlarda işkence yapıp öldürdün.
Ölmeyenler ya kafayı yediler, ya sakat kaldılar.
Kadınlarda bile ar, namus bırakmadın Engizisyon Mahkemelerinin zindanlarında.
Şimdi ateşler içinde yanın. Bir daha yanın, bir daha feryat edin cehennem çukuru mezarlarınızda.
Çatır, çatır yanın, duyulmaz çığlıklarınızla feryat edin ki asıl hesap gününü bekleyen o insanların ahı yerde kalmasın. İlahi adalet var şükür.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
HAYATIMIZDA EN BÜYÜK HEDİYE VE ZENGİNLİK…
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
İLETİŞİM İNCELİKLERİ -4
Mustafa Cengiz
TÜRK FUBOLUNDA KARA PARA VAR MI?
Mustafa Mete ÖZPINAR
BİRLİK ve BERABERLİK OLMALI
Ali Rıza Navruz
GİTME KAL
KADİR DAYIOĞLU
GECİKMİŞ BİR VEFAT HABERİ
Mustafa Temizer
NEDEN YAPTINIZ?
Faruk Ergan
AKRAN ZORBALIĞIYMIŞ!
Mustafa Göçer
DOĞA KÖRLÜĞÜ
Bekir Oğuz Başaran
OLMADI, HİÇ, OLMADI