Taklitçilik,taklit edildiğiniz zaman hoşgörü bulabiliyor.
Yapınıza uysun uymasın her şeyi olduğu gibi alıp kabul ediyorsanız bir yerlerde yanlışınız var demektir.
İthalat-ihracat gibi bir şey.
Manevi açıdan ekonomik soluk almak, kimden ne alındığına bağlı.
Bu bağlamda ihracattan söz etmek de mümkün değil..
Osmanlı’dan beri bu böyle.
Yıldız sarayında batı müziğinin o tarihi dokularda çıkarttığı sesleri bir düşünsenize.
Versay’da Itri’nin bir bestesinin çalınmasına eş değer değil mi?
Çalınır mı? Çaldılar mı?
Her zaman alış söz konusu.
Tanzimat’tan beri bu böyle. Çirkin bir batı hayranlığı.
Bin dört yüz sene önceden cennet anaların ayakları altına serilmişse bugün mayıs’ın ilk pazarında kraldan çok kralcılık yapmak garip.
“Anneyi hatırlamak” ifadesi bile inanılmaz derecede çirkin.
Öylesine yerleşmiş ki kabullenseniz bir türlü, etmeseniz başka türlü.
Çocuğunuzu ya da annenizi kırmanız an meselesi. İzah etmeniz mümkün değil.
Rant kavgası olduğunu düşünüyorum.
Dünya kadınlar günü.
Dünya sevgililer günü
Dünya babalar günü
Dünya şu günü, Dünya bu günü.
İsteyin siz de bir Dünya bilmem ne günü uydurabilir ve bir süre sonra kabul ettirebilirsiniz.
Bıyığınızı kesecekseniz “Dünya bıyık kesme Günü” sakal bırakacaksanız “ Dünya Sakal Bırakma Günü”..Mesela diyorum..
Divan şairi Necati’nin dediği gibi.”Gökten ne yağdı kim anı yer etmedi kabul”
1872 yılında ABD’ de şair Julia Ward Howe’nin her paskalya yortusu’nun dördüncü Pazar gününü “Anneler Günü” olarak kutlanacağını ilan etmesindeki sebep ne?
Philedelphia’lı Ana Jarvis’in annesinin ölüm tarihi olan mayıs ayının ikinci pazarını “Anneler Günü” olarak kutlanmasını sağlamak için 1911 lerde ülkenin bürokratlarına feryad ı figan etmesinin altında yatan neden ne?
Dünyanın bütün annelerine olan saygıdan ya da sevgiden miydi?
Hiç sanmıyorum.
1955 yılından beri kutlanan bu özel günde birileri sahneye çıkıyorlar ve çok sayıda “Yılın Annesi”ni seçiyorlar.
First Layd’ler, bakan eşleri, iş kadınları, büyük patronların rükuş zevceleri, spastik özürlü çocuğuna bakma fedakârlığında (!) bulunan zengin şarkıcı kadınlar, köpek sever derneklerin çığırtkan kadın başkanları,”kadın sığınma evi “açarak zincirleri kırma meydan muharebesi veren feministler.
Eh ara sıra da olsa birkaç şehit anası.
Adet yerini bulsun türünden.
Öyle ya! Ateş sadece düştüğü yeri yakıyor.
Ne varlığı ne yokluğu belli olan, yokluğun, çaresizliğin, kimsesizliğin pençesinde hayatı çile çekme olarak algılayan analardan kim söz eder?
Akşamları pazarcıların attıklarını toplayan kadınları kim görür?
Bir parça ekmek için iffetini satan kadınlara kim merhamet eder.
Hiç kimse.
İşte utanmazlığın küçük bir fotoğrafı.
Kimse bana okumasın. Üfürmesin. Böyle zamanlarda yalakalar piyasaya çıkar ve dünyalık elde etmek için ekmeğin fiyatını bilmeyen kokonaları seçer.
Yılın annesi. Tu kaka.