George Orwell’ göre cehalet mutluluk.
Herif haklı.
Cahil ne acı çeker, ne halinden şikâyet eder.
Düşüncenin ucunda çile var, sıkıntı var, işkence var, hatta dünyasından vazgeçmek var.
Bakın tarihte geçen bütün büyük adamlara. Hepsi çileye talip olmuşlar.
Müslüman’ı da, Hıristiyan’ı da, Putperesti de.
Cehalet kuyusunda olanlar için gökyüzü sadece kuyunun ağzı kadar.
Küçük bir kare.
Şeriat konusunda İran’a sempati duyanları ikna etmeniz mümkün değil. Şeriat Kur’an demek olduğuna göre İran sanki Allah’ın kanunlarına göre yönetiliyor.
İran’da kırk milyona yakın Türk neden kendi dillerini rahatlıkla konuşamaz hiç düşündünüz mü?
Neden kendi okulları yok? Neden insani özgürlükler yeterli değil?
Neden İslam’da olmayan Ruhbanlık var da mollalar üstün sınıf olarak her hakka sahipler?
Yakup Kadri’yi pek sevmem. Türk insanını özellikle Türk Köylüsünü küçümseyici eserler vermesi bana göre kendisini bitirdi.
Ama onun “Yaban “ romanındaki bir bölüm bazı şeyleri anlatır gibi.
Roman kahramanı Ahmet Celil ile Bekir çavuş konuşurlar ;
Biliyorum beyim sen de onlardansın.
Onlar kim ?
Aha Kemal Paşa’dan yana olanlar.
İnsan Türk olur da nasıl Kemal Paşa’dan yana olmaz ?
Biz Türk değiliz ki beyim.
Ya nesiniz?
Biz İslâmız elhamdulillah.
Hadi onlar cahildi. Bilmiyorlardı. Ya şimdilerde aynı düşünenler? Dengesizler?
Eskiden yardımlar sadece Allah rızasını kazanmak için gizlice ve rencide etmeden yapılıyordu. Şimdi bakıyorsunuz özellikle İstanbul’da kurulan iftar çadırlarında VIP masaları.
Aşevlerinin alınlarında nal gibi ad, soyad.
Ne anlama geliyor bu ? Dengesizlik değil mi?
Aslına bakarsanız bilmediğini bildiğini sanmak daha tehlikeli.
“ Az bilgi tehlikeli bir şeydir. Diyen Albert Einstein bu konuda haklı galiba.
“ Sıradan insanların muhalefeti şiddetlidir. “
Ya da sonradan görme sendromu içinde olmak.
Mevlana “ Yıldızların nurunda “ bakın bu konuda şöyle diyor:
“ Bilgisiz kişi kendi eşekliğinden bana acır. Ben ise bilgili ve görgülü olduğumdan dolayı acırım ona. “
Adam ilahiyat fakültesi dekanı.
Bir yazar. Adeta bir şovmen.
Cumhuriyet döneminde arpalık toplamak için yalaka oyunlar yazan Musahipzade Celal’in günümüz versiyonu gibi bir şey.
İşte onun geçmişte verdiği, sanki fetva makamıymış gibi verdiği fetvaları.
“ Genelevdekiler mübarek insanlar. “
“ Sigara orucu bozmaz. “
“ Oruç tutmayın fidye verin. “
“ Orucu cinsel ilişki ile açabilirsiniz. “
Hangi sendromun eseri bu sizce ya da nasıl yorumlanabilir?
Madem ilahiyatçı, kim onun etkisiyle namaza başladı bugüne kadar? İmana geldi?
Kim onun etkisiyle oruç tutmaya başladı, hangi ağalar, beyler, efendilerimiz halk sürümsürüm sürünürken onlar sürünmeye talip oldu?
İşte aydınların getirdiği, yutturmaya çalıştığı, toz pembe göstermek istediği karanlıklar.
Atilla İlhan şöyle söylüyor?
“Türk aydını Batı’nın ajanıdır”
Kartvizitlerinde yer kalmayanlar, adından önce akademik unvanlarını söyleyenler bu söz size.