Hiç lafı eveleyip, geveleyip, sonunda şikâyet etmeye kalkmayın.
Kayseri’de toplu taşıma, in- bin 20 tl olmuş.
Oh! Ne alâ, ne alâ. Aslında az bile.
Olmuşken 50 Tl olmalıydı ki yollarda sporcular çoğalsınlar.
İldem sporcuları.
Toki yürüyüş sporcuları. Belsin yürüyüş sporcuları.
Öyle ya! Yürüyüş gibi faydalısı var mı?
Cumhuriyet Meydanı’ndan Toki’ye kadar yürüyeceksin ki kilo da kalmasın, kimler için bu sıkıntılara katlandığın da anlaşılsın.
Bir ara celallenip, ana- avrat düz gidesin.
Onların yediği de senin için değil mi? Onlar yerken sen doymuyor musun?
Bunlar Müslüman adamlar. Namaz kılıyorlar.
Eeee! Senin için ölçü bu değil mi?
Ön safı kimselere bırakmasın ama çalsın, çırpsın, yesin, içsin, yolsuzluk yapsın, köşelerden köşe olsun.
Badem bıyıklılar yapmaz. Canım benim.
“ Tek mal varlığım bu yüzüktür “
Amannnnnnnnn!
Geçmiş zaman olur ki…
Günahı söyleyenlerin boyunlarına.
Dinle şeyhinin ayağını yıkadığı suda yüzünü yıkayan midesiz efendi!
Mapushane avlusunda volta atmayı göze alıp, ağzımı bir açarsam oturduğun yerden kalkamazsın.
Nasıl güdüldüğünü anlatırım, bir melemediğin kalır.
Geç bunları şimdi.
Ne kadar fedakârlık yapsan bile bunlar için az değil mi?
Bunların” Allah “dediklerinden kalpleri yerinden fırlayacakmış gibi olmuyor mu?
Türbanlı- boneli- yüzü kolalı, parmağında uçak, çantasında gemi taşıyan hanımefendiler, on sekiz yaşında, yaşının on katı değerindeki jeeplere binen sümüklü kızlar, sizin biad ettiğiniz partinin burjuvazileri değil mi?
Üstelik sizin ceketiniz lime lime iken.
Üstelik sizin donunuz delik deşik iken.
Üstelik sizin mideniz; “ Beraber yürüdük biz bu yollarda” şarkısı söylerken.
Uzun yıllar önce:
“ Çok ilginç. Daha bana 27 Mart seçim kampanyası ile ilgili ilk ücret bir hanımdan geldi.
Geçen gün bir zarf. Açtım zarfı, zarfın içinden bir de baktım bir yüzük çıktı.
1970 yılında nişanlanmış bir hanımefendi. Adres madres yok sadece ismi var.
Bir de ufak pusula koymuş. ‘Sayın Başkanım 27 Mart seçim kampanyasının besmelesi lütfen benim bu yüzüğüm olsun’ demiş. “
Şu fedakârlığa bak! Hüngür, hüngür, hüngür.
Niye? Salaklığa ağlanmaz mı?
Merak ettim, Abdurrahman Dilipak’ı, şimdilerde yandaş yalaka, taklacı TV kanalı niçin çağırmıyorlar?
Muhalefetin bir elin parmakları kadar bile olmayan tv kanallarında görülüyor.
Paça sıkıyorsa çağırsınlar, bak nasıl sütten kesilirler bebekler gibi.
Suçu neydi Dilipak’ın?
“ Adaletsizlik ve zulüm almış başını gidiyor. Bütün kesimlerde rüşvet, torpil her yerde.”
Bundan daha büyük suç olur mu ( ! )
Ekmek 10 lira Kayseride. 20 lira olmalı. Her şey Kayseri için. Hizmette sınır yok.
Koca bir kasaba görünümündeki Kayseri de? Tövbe estağfurullah!
Melikgazi Belediyesi makyaj yapar. Kocasinan’ın adı var kendi yok.
Büyükşehir, uzay aracına biniyor gibi tramvaya durmadan zam yapar.
Elinizden utanmazsanız şikâyet edin.
Layık olmayan başa değen taşa kurban olsunlar.