Hayatı iyi bilmek gerek.
Düşünen beyinler için.
Bileceksiniz ve sorgulayacaksınız.
Her şeyi. Herkesi. Kendinizi de.
Kişiler, olaylar, sistemler, düzenler, doktrinler.
Hayata dair ne varsa.
Güdülmemenin kuralı bu.
Birilerinin varlığınızdan haberi olması için.
İnsan olarak, vatandaş olarak değer bulmanız için.
Dünyayı paylaşmayı bilmeyenler için.
Konforu, lüksü, saygıyı, sevgiyi sadece kendilerine özel bilenler için.
Hatta yaşama hakkını elinde tutmak isteyenler için.
Onların sizden daha fazla hayat sürmeye layık olduklarına inandıkları için.
Eğer yatları, katları, gemicikleri, veliahtların tayyareleri, Amerika’da kelepirden düşürdükleri, hayal bile
edilemeyecek villaları varsa.
Eğer kızlar, gelinler, zevceler, oğullar dev şirketlerin esrarengiz patronlarıysalar.
Eğer mavi bocuk satın alır gibi aldıkları akademik unvanlarını isimlerinden önce söylüyorlarsa.
Makamlarının karşısında yaprak gibi titriyorsanız. Dizlerinizin bağı çözülüyorsa.
Olmuyor mu? Bal gibi oluyor.
Kör olmak gerek görmemek için.
Şeyhinin ayağını yıkadığı suyu abu hayat suyu gibi, zemzem gibi içen güdük adam.
Lider karizmasının altında, onun devasa posteri karşısında inim inim inlemekten garip bir zevk duyan
politize edilmiş güdük adam.
Liderin ana- avrat kalaylamasından övünç payesi çıkaran güdük adam.
“Benim liderim senin liderini döver. “
“ O diyorsa doğrudur. O yapıyorsa bir bildiği var. “
“ Dünya Lideri Dünya. “, “ Namaz kılıyor ya o yeter. “
Peki çalıyorsa? Peki köşelerden köşe oluyorsa?
O bisteri gül de yatıyorsa şevk ile handan?
Sen kül döşeniyorsan külhanı mihnette?
O zaman? Sebep ne?
Yamuk yapamaz mı ? Yanılamaz mı?
Gözlerini saltanatın ışıkları kör edemez mi ?
Hâşâ neredeyse kendisine secde edecek köleleri
unutamaz mı?
Bir konuda da olsa tepkini belli etsen.
Bir defacık da olsa tepkili davransan.
Onu gizlice, sessizce, kimseler görmeden, duymadan protesto etsen.
Örneğin seçimlerde oy vermesen.
Yanlış yaptığı için.
Yanlış yönettiği için.
Haksızlıklara, yolsuzluklara göz yumduğu için ya da baş
edemediği için.
Sadece bir defalık için.
Yapamaz mısın?
Yapamazsın.
Hani bir şarkı var.
“Sen uzaklarda değil damarımda kanımsın. “
Öylesine sinmiş ki korkusu içine.
Öylesine dolaşıyor ki kan damarlarında.
Öl dese öleceksin.
“ Mehdiyim “ dese inanacaksın.
Açlığından köpük kussan, her altı ayı iple çeksen, güvendiğin dağlara kar yağsa dert değil.
Aslında sen de haklısın.
Başkaları ayağa kalkmalı.
Başkaları utanmalı belki de.
Bir emekli olarak sana bedava tuvalet arattıkları için.
Daha söyleyeyim mi?
Söyleyim de utan biraz:
Öğle yemeğini bedavaya getirmek için tanımadığın cenazelerin peşinde koştuğun için.
Yıl 2026 Emeklisin ve aldığın zam hiç önemli değil.
Devletimizin gücü bu kadar. Yeter ki Allah
ağalarımızı başımızdan eksik etmesin.
Öyle mi?
O zaman bedava tuvalet aramaya da, cenaze peşinde koşmaya da devam.
Layık olamayan başa taş değmezmiş.